ben buldum

  • 1339
  • 1
  • 0
  • 0
  • 4 hafta önce

11 şubat 2015 özgecan aslan cinayeti

günlerdir yazıp yazıp siliyorum. öfkemin neye olduğunu ayırt etmeye çalışıyorum. nasıl sıralayacağımı bilemiyorum.
ben geleneksellikle modernlik arasına sıkışmış bir ailenin ilk ve kız çocuğuyum.
kendimi ve nasıl büyüdüğümü düşündüm. sevdiğim erkekler dışında, isteyerek yaşadıklarımdan hariç bir kadın olarak başımdan neler geçtiğini düşündüm.
bağdaş kurarak oturmak dışında bacaklarım açık oturduğumda babama ayıp olacağını duyarak büyüdüm. annem beni evde kız sokakta erkek gibi davranmam gerektiğini öğreterek büyüttü. küçük yaşta kendi işimi kendim görmeyi öğrendim iyi oldu elbet ama hemen arkasından bana erkeklerin kıyafet yemek gibi sıradan ihtiyaçlarını karşılamak üzere bilgiler depolandı. hem babasının kızı hem kardeşinin ablasıyım. hayatlarını kolaylaştırdığımı düşündüm bu yüzden evle ilgili her şeyi severek yaptım. bunu alıp koyalım bir kenara. okula başladığımda ortaokul kısmında beni koruyup kollayacak 3 tane abim vardı. alpaslan abim, doğu abim ve atakan abim. teneffüslerde gelir bakarlardı bana; acaba düşmüş müydüm ya da bir erkek eteğimi falan kaldırmış mıydı? bebeklik arkadaşımla aynı sınıftaydım. çok güzel bir kız vardı sınıfta. uzun boylu, uzun sarı saçlı, mavi gözlü, etli pembe dudakları olan incecik bir kızdı. bebeklik arkadaşım onu sevdiğini söylerdi. bilgisayar derslerinde çocukla yan yana otururduk. bir gün kız ön sıramızda otururken bana eğilip ''bak şimdi napıcam'' dedi. kopyalamayı falan öğreniyorduk galiba. herkesin boş cdleri vardı. kız parmak kaldırıp soruya cevap vermek için ayağa kalktığında cdyi sıranın altına indirip alt yüzünü çevirdi ve ışıkla kızın eteğinin altını yansıttı cd yüzüne. bi bok görünmedi. resmen eşşek gibi gülmüştüm. bugünlere kadar o gülüşümü hiç önemsemedim.

sonra evden okula kendim gelip gitmeye başladım. aynı serviste olduğum alplaslan ve doğu abilerim yanımda değildi artık. ilk kez pislik bana da sıçradı (bkz: #45123153). hala o gülüşümü umursamadım. aklım yetmemiş.

ilk regl olduğum günden itibaren babam beni kucağında sevmeyi bıraktı. ben artık kadındım. kadın olmam o iğrenç herifin erkekliğinden sonra babamla da aramı açarak beni bok gibi hissettirdi ikinci kez. anneme telefon açmıştım o gün soğukkanlılıkla. tiyatro provasındaydım, akşam bana ped getir anne dedim. annem akşam hem ped hem de bir adet tokatla geldi eve. gülerek hafifçe yüzüme vurdu. çok saçma bulurmuş ama adettenmiş, kız artık kadın olduğu için kendine sahip çıksın diye sert bir tokat vurulurmuş yüzüne. annem ilk kez arada kalmışlığını bana böyle göstermiş. aklım yetmemiş. babamın da kucağına atlayamadığımda aklım yetmeye başladı.

liseye kadar sokaktaki laf tacizlerinden başka bir şeye maruz kalmadım. lisede okul uzaktı. servisle gidip geliyordum ilk iki yıl. aynı sınıftan samimi olduğum bir kızla en önde otururduk ikimiz. servis şoförü hüseyin abi en çok ikimiz severdi. bazen gün seçer, yanımızda yemek getirir çıkışta sahile pikniğe giderdik bütün servis. hüseyin abi bizi severdi. sarılırdı da bazen. saçımızı da çekerdi. 3 tane kızı vardı. arkadaşım benden önce inerdi. ondan sonra da hepi topu 3 kişi kalırdık inecek olan. bir gün diğer iki kişi dönüşte servisle gelmediler. hüseyin abiyle yalnız kaldım arkadaşım inince. benden önce iniyor ya cam kenarı onun yeriydi hep. ben de hüseyin abinin hemen yanında otururdum. o gün bir şeyler anlatırken şakayla karışık elini bacağıma vurdu. hani dürtme gibi değil avuç içiyle. hemen de çekmedi elini birkaç saniye kaldı bacağımda. eline baktım döndüm yüzüne baktım. sorun yoktu sanki, hem kızları vardı ve şaka yapıyordu. sonra acıktığını söyledi. ''bir yere gidip bir şeyler yiyelim yengen de evde yok bugün anasına gitti evde aç kalırım'' dedi. herhalde hayat biraz daha güzeldi o zaman, yemek yemeyi seviyordum. karnım da açtı. ama bir saniye düşündüm. bu alelade bir gün değildi. daha yeni elini bacağıma koymuştu ve sonra yalnız kalışımızı uzatmaktan bahsediyordu. yok abi dedim benim annem evde bugün, vardır bizde yemek sen beni eve bırak. kızamadım. belki gerçekten karnı acıkmıştı. hem 3 kızı vardı yani. benzer durumlar birkaç kez daha yaşandı. ikinciden sonra artık önde oturmuyorduk bu yüzden de hüseyin abiden trip yiyorduk. diğerleri o kadar eğlenceli değillermiş. lisedeyiz ya milletin kız arkadaşları erkek arkadaşları var sinemalara gidiliyor, okul çıkışı programlar yapılıyor. herkes her gün servisle dönmüyor. arkadaşım indi yine huzurla evine gitti. uyuyor taklidi yapıyorum ben de. uyanık olduğumu bilirse öne gel öne gel diye ısrarını engellemek için. bağıra bağıra uyandırdı beni. öne gelecekmişim canı sıkılmış. uyuyorum abi diye bağırdım ben de gergin gergin. yanımda da uyursun dedi. arabayı sürerken öne doğru yaklaştım yerimden kalkıp. eğildim abi sen napıyosun ya dedim. eve az kalmıştı. apartmana bitişik araba lastikçisi dükkanının yağız delikanlı mahalle abisi vardı nasılsa. bizim yola da girmiştik hem dönme ihtimali yoktu. senin kızın yok mu abi dedim. utanmıyor musun ben torunun yaşındayım dedim. aynadan bile bakamadı yüzüme. beni yarın almıyorsun diyip indim. iner inmez de hüngür hüngür ağladım. lastikçi geldi yanıma noldu diye. anlattım. daha önce söylesem levyesi varmış halledermiş o. amın feryadı küfrünü ilk ondan duydum o gün. ama yine olay amdı işte.

bu arada kendi evimde sütyensiz gezemiyordum. erkek kardeşim ve babam göğüs uçlarımı fark etmemeliydi, ayıptı. benim rahatsızlığımın önemi falan yoktu. çünkü o da memeydi. bu sebeple annemle büyük bi kavga ettim. hastasın sen dedim. babam meme ucuma bakacaksa o da hasta dedim. kardeşim tahrik olursa o da hasta dedim. yine de kimse rahatsız hissetmesin diye sütyenlerimi hiç çıkarmadım.

kısa bi zaman sonra sınıftan samimi olduğum başka bir kız arkadaşım
eve giderken kullandığı minibüsün içinde, bir adamın ceketinin ön tarafını eliyle öne doğru uzatıp diğer eliyle ona bakarak mastürbasyon yaptığını anlattı. sesini çıkaramamıştı. apar topar inip geri kalan yolu yürümüş. sanki sokakta yoklarmış gibi.

dün de bu olmuş.

sayıca daha fazla olmak üzere bu kadar aleni olmasa da birçok tacize maruz kaldım/kaldık tekrar tekrar. bu arada biz kızlar hep verilen saatte evde olduk. erkeklere kaçta geldikleri sorulmadı. erkek çocuğun sevgilisinden gururla bahsedilirken, kızların sevgilileri anneyle kız arasında kaldı. bu da en iyi ihtimal tabi. ben oğlunu elinden tutup keraneye götüren baba tanıdığımı öğrendim.

açıkça taraflı olarak şunu söyleyeceğim erkeklere; siz hala sizi sevebildiğimize dua edin. erkek değil insan olanları ayırt edebilecek kadar sağlıklı kalan yanımıza dua edin. bize sevişmeyi öğretmekten ziyade kendinize, oğlunuza ve hemcinslerinize insan olmayı öğretin. sonra erkek olabilirsiniz.

en başta anlattığım gülüşüm özgecan'ın ölümüyle boğazımda düğüm olarak geri geldi. sorun erkeğini, arkadaşını, oğlunu, sevgilisini mazur gören kadında. sapkın ve şuursuzca konuşan gazeteci vb hemcinslerimi es geçerek konuşuyorum işledikleriyle, yetiştirdikleriyle beraber yaşamayı es geçemesem de. o insan müsveddeleri başka kavramların konusu. kabul edelim suç her şeyden/herkesten önce bizim, kadınların. yanlış yerde güldük, yanlış muhabbetlere ortak olduk, yanlış şeyleri kabullendik, yanlışları görmezden geldik. sonuçlarını da en basit haliyle yalnız kaldığımız her an etrafımızda var olan erkeklerden hissedeceğimiz endişeyle ödeyeceğiz.

sevgilim beni bindirdiği taksinin plakasını bana mesaj attığında ona kızmıştım. salaklıkmış. yalnız yaşayan arkadaşlarıma kapının önüne erkek ayakkabısı koy dendiğinde ahmaklık edip gülmüşüz.

batının yas siyahını ya da türkün yas beyazını giyelim. meydanlarda dansla protesto edelim farkında mı olacağız? fark ettirecek miyiz? bırakın tecavüzü, ben alt katta oturan çiftten dayaklı kavga sesi duyup polisi aradığımda babamdan azar işitiyorsam hala, gerçekten çok ters şeyler var.

ama tecavüzü bırakmayın. ben neye öfkeliyim hala bilmiyorum. o kadar çok ki. annemden başlıyorum, devlete kadar her şeye öfkemi koruyorum.

çözüm mü? şiddeti şiddetle meşrulaştırmak bize kalan tek şey. normal beyinlerle iç içe yaşayamazken kimse idamdan falan da bahsetmesin. biz kılıf uydurmanın tanımını örnekleyecek ülkeyiz ne de olsa. o idam gelse de kim bilir hangi paketin içinde gelecek? ama linç haktır. soğukkanlılıkla bunları yapabilen insanların hapis cezasıyla soğukkanlılıklarını yitireceklerini ya da insan hakkını kavrayabileceklerini düşünmüyorum.

son olarak; çocuklarının ölüm şekline kurşun olsaydı bari diyerek yas tutan annelerimiz oluyor günden güne. nereye sığdıralım, nereye gömelim bu karanlığı artık... geleneğiniz, alışkanlıklarınız batsın!

devamını okuyayım »
16.02.2015 15:55