benbiravareyim

  • 3487
  • 48
  • 8
  • 0
  • evvelsi gün

mantık

insanoğlunun gelişim sürecinde ki elde ettiği en büyük kazanımı ve en baş belası sorunudur.

tdk'ya göre mantık kavramının tanımı;

isim, doğru düşünme sanatı ve bilimi.

isim, felsefe; düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimidir.

okurken dinlenecek şarkılardan biri.

günümüzde mantık, * felsefe ve matematiğin bir dalı olarak kabul edilmektedir.

genel olarak mantık, resmi veya resmi olmayan diller ile beraber,indirgenebilir, çıkarım yapılabilir ve / veya kuramsal anlam bilimiyle beraber işleyişine devam eder. mantık denen kavram da burada başlar.

mantık, her rasyonel düşünen canlının yaptığını düşünebiliriz. genelde de öyle bahsedilir, çünkü düşünmeyen, düşünemeyen canlının bir düşünceden diğerine geçiş yapamayacağını biliriz. yani mantık kuramadığını, mantıklı düşünemediği çıkarımını yaparız. bu çıkarım da eldeki veriler ile mantıklı bir düşünceymiş gibi görünür.

sizi çok fazla sayısal elemelere ve tartışmalara boğmadan basit örneklerden sonra günlük hayatta ki mantıksal çıkarımlara götüreceğim.

sayısal örnek olarak, matematik'te simgesel eşitlik olarak x = y ve y = z dediğimizde, içinde bulunduğu referans sistemin, şartların aynı olduğunu kabul ettiğimizde x =z deriz. yani x = y = z demekte bir sakınca yoktur. mantıklıdır.

5 - 5 = 0

9 - 9 = 0

işlemleri için 9 -9 = 5 - 5 diyebiliriz. çünkü bu da mantıklıdır. ancak mantıklı olması için kabul ettiğimiz bir gerçek vardır. 5 - 5 = 0 olmalıdır. 9 - 9 = 0 olmalıdır. eğer bu iki fonksiyondan birisinin cevabı 0'dan farklı olsaydı, birbirlerine eşit olmayacağı gibi mantıklı da olmazdı. bu tip çıkarımları, matematik, fizik, büyük ölçüde kimya, kısmen biyoloji vb dallarda yapmak, düşünebilen insanoğlunun yaşamında ki kendi yarattığı gerçeklerle mantıklı seçimler yapabilmek çok daha zordur.

örneğin, yalan söylemek yanlıştır. bu yüzden, yalan söylememeliyiz veya her zaman doğruyu söylemeliyiz çıkarımı yaparız. birçok mantık disiplini olduğunu az biraz anlamışızdır çünkü birçok konuda farklı öz / saf / değişmesi mümkün olmayan bilgi vardır.

immanuel kant ahlak mantığı ilgili tuhaf durumların olduğundan bahseder. çünkü bu durumda, ahlak durumu içeren eylemlerde bir şeyleri arzulamanın / istemenin gerekliliğini düşünür.

mesela, öğleden sonra saat 15.45'te izmir'de olmalıyım ifadesinde ki o zorunlu isteği çıkardığımızda, cümlede bulunan mantık analizi tamamen anlamsızlaşıyor. neden izmir'de olmalıyım ? herhangi bir sebep yok. o zaman 15.45'te de izmir'de bulunmama gerek yok. 16.45'te olabilir, 20.45'te.

birçok mantık türü olduğunu yavaş yavaş kavramak için örnekleri detaylandıracağım.
bazıları üniversitelerden alınma olacak ve kaynaklarını yazı içine gömeceğim. bazıları ise bu kaynaklardan ve daha fazlasından damıttığım bilgilerin yoğrulduğu örnekler olacak.

öz bilgi olarak, doğru kabul ettiğimiz varsayımla başlayalım.

- ortaçağ tarihinde ki herhangi bir sultan, kendi ülkesinin sınırlarında bulunan şeyler üstünde mutlak hakimiyet sahibi değildir.

- süleyman şah, ortaçağ sultanıdır.

böylece, süleyman şah'ın ülkesinde, süleyman şah mutlak hakim değildir.

bu doğru yani mantıklı bir varsayım mıdır ? bize verilen bilgi ile evet. ancak, süleyman şah'ın yaşadığı dönem ve onun döneminde ki diğer sultan veya sultan makamı ile eşlenik avrupa'da ki kralların hayatlarını da incelemek gerekir.

mantığı kullanarak seçim yaparken, mantıklı düşünmeye çalışırken, bu düşüncelerin birleştiği, kullanılan dili de iyi bilmek gerekir.

örneğin;

+ erik ekşidir.

+ bu çorba ekşiymiş.

++ o zaman erik, çorbadır gibi bir sonuca varmak mümkün olur. halbuki bunun mantıklı olmadığını hemen anlarız. daha doğrusu yanlıştır deriz. ancak yanlış dememizin sebebi birden fazla mantıklı önerme sonrası gerçekleşir.

çorbanın, eriğe benzemediğini biliriz. birisi sıvı iken diğeri, sıvı halde bulunmaz. çorba ağaçta yetişmez. erik yetişir. erik bir meyvedir. çorba ise değildir. yukarıda ki önermeler sonrası "bu ne diyor yahu" diyerek gülüp sonra yanlış demiş olabilirsiniz. yanlış derken, sizi mantıklı olarak "yanlış" kavramına yönlendiren şey, çorba ve erik konusunda ki sahip olduğunuz doğru bilgilerdir. bu bilgileri, duyularınızla, deneyimlerek öğrenmişsinizdir.

ancak burada bir başka sorun ortaya çıkar. görme duyusu olmayan, tat ve koku alma duyusu oldukça ayrıntılı işleme yetisine ulaşmayan bir insana ekşi bir çorba içirdikten sonra, aynı ekşilikte bir eriği yedirirseniz ve bu tatları ilk defa tadan bir insan da yukarıda size yanlış, komik gelen varsayımı hemen yapabilir miydi ?

basitçe, doğru olduğunu düşündüğünüz bir şeyden yola çıkarak, başka bir şeyin doğru olduğunu düşünebilirsiniz. bu ilk başta doğru kabul ettiğiniz öz bilgiye göre mantıklı bir yaklaşım bir olur.

yanlış kabul ettiğiniz bir şeyden yola çıkarak, başka bir şey için yanlış diyorsanız, o şey de hep yanlış olacaktır. çünkü, mantıken bu sonuca ulaşmışsınızdır.

öz bilgiden şüphelenene kadar, onu sorguladığınız ana kadar seçimleriniz, mantıken, kabul ettiğiniz şekilde ya doğru ya da yanlış olacaktır. yani aslında, doğru ve yanlışlar kişiye göre değişir diyebiliriz. kişiye göre değişmeyen doğrular veya yanlışlar için ise bunlar mutlak doğru ya da mutlak yanlış demek mantıklı olur mu ? toplulukların edindiği, öz bilgiye ulaşıp doğruluğunu deneyimlediğimiz ana kadar kesin yargıya ulaşmak mantıksızdır.

bir başka örnekle devam edelim;

+ neşterle et kesmek doğrudur.

öyleyse, yolda herkesi neşterle kesebilirim savı, yanlış veya eksik öz bilgi sebebiyle mantıksızdır. doktorların neşterle et kesmesi doğrudur savı da eksik bir sav olacaktır.

insan, düşünmeye başlayıp, kendini ve her şeyi sorguladığı andan itibaren, empati, sempati kurarak oluşturduğu kurallar bütünü, oluşturulan devletin, devleti yöneten siyasi ideolojilerin dışında, kendini korumaya yöneliktir. yani, devlet düzeni için gerekli olan kurallar aslında, bireylerin kendilerini korumak için istediği kurallardır. bu kurallar, kendi öz benliğini koyduğu, saf bilgi olarak düşündüğü benliği için türettiği doğru ve yanlışlardır. bu sonuçla varacağınız mantıklı bir çıkarım olarak, o zaman içinde yaşadığımız ahlaksız, kanunsuzluk durumunu bizler mi istiyoruz diyebilirsiniz ya da devleti yöneten siyasi erkin kişisel çıkarları için kurallar çıkardığı sonucuna da varabilirsiniz. bu sonuçlara ya da daha farklı sonuç çıkartıp ardından, acaba eksik ya da mantıklı olmayan bir öz bilgiye mi sahip oldum diye de mantıklı bir çıkarım yapmanız, olasılık dahilindedir. * bu gibi durumlarda, yapılabilecek şeyin mantıklı olabilmesi daha fazla bilgiye sahip olmaktan geçer. bu bilgilerin, varacağınız sonucu kapsaması gerekir. ancak, varacağım sonucu biliyorsam neden bu sonuca sahip olmak için neden aramalıyım diye düşünebilirsiniz. istediğiniz sonucu size verecek, öz bilgi eğer, gerçekten değişmez, mutlak doğruluğa sahipse, temellendirilmişse, varacağınız, varmak istediğiniz sonucun bir dayanağı olacaktır. bu bilgi üzerine yeni şeyler ekleyip, kompleks bilgi ağı örebilirsiniz. böylece, yeni şeyler öğrenirsiniz. öğrendiğiniz her bilgi, farklı öz kaynak gerektirir. insanoğlunun düşünebilmeye başladığından beri, ulaşmaya çalıştığı mutlak doğru arayışına biraz daha yaklaşırsınız. bu yaklaşım, insanoğlu evriminde ki zaman, sayı, tür vb gibi şeylerle oranladığında kaba ve mantıklı bir yaklaşımla, insanoğluna sunduğunuz katkı trilyonda bir ya da daha az olacaktır. ancak, yaşayan veya yaşamış olan hatta yaşayacak olan her insanın yapacağı trilyonda bir katkıyı doğrudan birbirine eklediğinizde, ortaya çıkacak sonuç, insanoğlunun düşünce evrimine direkt olarak katkı olmuş olur.

mantık, bir ara kavramdır ve bu ara kavram genellikle bir seçimden diğerine geçiş için kullandığımız eylemdir. seçim yapma eylemi, mantığın hemen ardından gelen ikincil bir eylemdir. mantık ve mantıklı düşünme süreci ile seçim yapma eylemi arasında ki ince çizgi, günlük olarak kullandığımız dilimizde, çok ama çok az sayıda kullandığımız sözcüklerden kaynaklanmaktadır.

immanuel kant'tan bahsetmişken, özellikle değinmediğimizi düşündüğünüz bir konuya neden değinmediğimizi açıklamak isterim. bu konu dindir.

dünya üzerinde ki herhangi bir din kavramını eleştirmek, içinde ki kuralları sorgulamak ya da değiştirmek din kavramı için baştan yanlış ve mantıksızdır. çünkü, din doğası gereği, şartsız, koşulsuzdur doğrudur. hangi din olursa olsun, ne zaman ortaya çıkmış olurlarsa olsunlar dinler kendi mantık doğaları gereği, din dışında kalan konuların, farklı mantık sorgulamaların dışında kalırlar. çünkü dinler dogmatik düşüncelerdir. sorgulanmamalıdırlar. mutlak değişmezlerdir. günümüz ya da gelecekte ki insan, hayvan topluluklarına göre mantıklı tartışma konusunda bile mutlak doğrulara sahiptirler. ancak, eleştirel yönde yaklaştığınız anda, din kavramının ilk mantıksal seçiminde ki hatayı yapmış olursunuz. o da eleştirilemeyecek şeyi eleştirmektedir. sorgulamaktır.

mantık kavramının en çok çarpıtılmaya müsait olan bilim dalından biri istatistik bilimidir. bu bilim dalı, doğru bir şekilde kullanıldığında, toplum psikolojisi, siyasi parti, siyasi değişiklik, ekonomi, eğitim, eğlence, kişisel psikolojik eğilimler gibi bir çok alanda mutlak doğruluğa yakın olabilecek veriler sağlar. ancak bu veriler, derlenerek değerlendirilmeli ve verilerin yorumlanması için sunulacak mantık, mantıksal önerme kendi içinde mantıklı, tutarlı olmalıdır. *

yani, ben herhangi bir bilgi yığını, veri kaynağı vermeden, 1 dolar 7.20tl olacak dediğimde, 1 doların 7.20 tl olması, benim doğrudan tutarlı, mantıklı bir çıkarım yaptığımı göstermez. göstermemeli. mantık, bu çıkarım sonucu için yararlandığım veri kaynaklarını sorgulamayı dikte eder. eğer, ben kaynak olarak herhangi bir şey göstermiyorsam, yaptığım çıkarımla gerçekleşen 1 doların 7.20tl olması birçoğunuzun söyleyeceği gibi şanstır. bu ilk doğruluğu kanıtlanmış ama öz bilgisi belli olmayan mantıklı çıkarım için kendi içinde doğru, mantıklı olur. ancak, 1 dolar 7.20tl olacak dedikten sonra, 1 dolar 5.40tl olacak dersem, bu durum doğrulanırsa, doğrulandıktan sonra da bir başka tahminde bulunursam ve bu da doğru çıkarsa, mantık, bu çıkarımların şans değilde, doğru olma ihtimalini dikte edecektir. ancak yine de kaynak arar ve ısrarla, öz bilginin varlığını sorgular. sorgulamalıdır. gerçekleşen tahminlerin doğruluk tutarlılığı, tutarsız olan doğruluğunu yanlışlanmış verilere oranlanmalı, aynı veri, böyle tahmin yapan kişilerle karşılaştırılmalı, kıyaslanmalıdır.
böylece, mantık mükemmel işleyişine devam eder.

star trek'te, hayatımda bazı seçimlerde beni yönlendiren bir söz geçmektedir.

"what is necessary is never unwise" , anlam olarak, "zorunlu olan bir şey, hiçbir zaman akılsızca( mantıksız) değildir" sözüdür.

eğer, önünüzde seçimler bütününden çok tek bir seçim varsa, bu seçimi yapmanız gerekiyorsa ama sonucundan hoşnut değilseniz bile, olanı geciktiriyorsanız, mantıklı olan o sonuca hemen ulaşmak ve sonucundan sonrasını planlamaktır. en azından benim için çıkarımlardan birisi bu olmuştur.

mantık kavramının en çok ve yoğun olarak kullandığı alan, şu anda bu yazıyı okuduğunuz bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler veya akıllı cihazların çalışma prensibidir. onların işletim sistemidir. eğlence için yaratılan araçlar ve oyunlarıdır.
hepsi basit mantıkla çalışma prensibine sahiptir. bu mantık, çalışmaları için gerekli mutlak doğruluğa en yakın öz bilgiye sahiptir. öyle olmasaydı, bu gün bir düğmeye basıp, bu araçları çalıştıramazdık. mantığın belki de en öz halini, mutlak doğruya yakın verilerle kullanan teknoloji, bilim mantığın vücut bulmuş halidir. bu alanlarda iyi olanların neden mantıklı, farklı ya da zeki olduklarının nitelenmesi de bu yüzden değil midir ? bu kişilerin sosyal yaşama ayak uyduramaması, onlarca doğru ya da yanlış bilginin umarsızca kullanıldığı, toplu hayattan ve karmaşadan uzak durup, basit, anlamlı ve mantığın kolayca uygulanabildiği, mükemmele yaklaştığı pozitif bilimler belki de böyle kişiler için bir cennetir. kim bilir...

kaynakça 1 - stanford üniversitesi.

kaynakça 2 - oxford üniversitesi.

kaynakça 3 - leiden üniversitesi.

100 entry'imden #12'si.
(bkz: #104168079)

devamını okuyayım »