benbiravareyim

  • 2515
  • 147
  • 31
  • 0
  • dün

hollanda'nın 94 milyar euroluk tarım ihracatı

tarım konusunda gelişmiş ülkedir.

ön edit : çok yazmışım daha devam ediyordum bir baktım baya yazmışım. aniden yazıyı kesim ama anlatmak istediğimi vermişimdir umarım. *

bizim ülkede ne işini bilen ziraat mühendisi yetişiyor ( belki 50 - 100 tane 2-3 yılda ) ne de ziraat mühendisinin dediklerini yapan tarımcı var. ayrıca tarım için krediler, faizlerin ödemesi, köyden şehire göç, savaş vs gibi etkenler ile avrupa'nın en fazla tarım ürünü üretebilecek ülkesi şu anda tarım ürünlerini yurtdışından almakla kalmayıp büyük bir başarı olarak gösteriyor.

bir yazar arkadaş hibrit tohumlara değinmiş. bu da bizim tarımımızın geldiği başka bir eksik, yanlış durum. hibrit tohumların verimleri, insanlarda oluşturacağı hastalık riski vs araştırılmadan bir çiftçi diğerine

-"lan bu tohumlardan eniştem ekmiş. "
- heeeee?
- 8 ayda 2 kez ürün almış, çürümüyormuş, böceklenmiyormuş. kolayca işleniyormuş.
-vaaaay, hemen bende ekeyim o zaman.

diyor ve tarım bu kadar basit düşüncelerle bitiyor.

ziraat mühendislerine gelirsek, iyi yetişenler gidip topraklardan numune alıyor, araştırmasını yapıyor, keşife çıkıyor çiftçiye diyor ki

- bak emmi, bu toprağa şunu şunu ek, şu şekilde sulama yap, bu şekilde toprağı sür, şunları hasat zamanına kadar tekrarla.

çiftçi ;

- "eyvallah (- yeğen, paşa, mühendis bey )" diyor

aradan zaman geçiyor, mühendisin dediği işlediği topraktan belkide beklentinin üstünde verim alıyor.

ziraat mühendisine danışmayan diğer çiftçiler, bu çiftçiye gidiyor diyor ki, sen ne kullandın, nasıl ektin falan.

bizim çiftçi de anlatıyor. bak mühendis şunları bunları dedi, şunları yap dedi. yaptım.
çok şükür ürünü fazla fazla aldım.

sonra bu çok zeki çiftçilerimiz gidiyor, hiç mühendislere danışmadan aynısını yapıyor. bir sonraki sene ektikleri üründen %30 bile verim alamamışlar. ağlıyorlar.
kredi faizleri gelmiş dağ gibi.

sonra başlıyor,

- bir daha poh (bok) güvenirim mühendise.

tarlasını satıp, şehire göçüyor.

senin toprağının durumu ile, bir başkasının toprağı aynı mı ? mühendisi 3-5 kuruş vermemek için, komple senelerini boşa harcıyor ekin için. sonra da sahip olduğu toprağı satıp şehire gidiyor. aç susuz burada yaşayıp sosyal yardıma tamah ediyor.

yahu toprak sahibi olmak, zenginliktir. bakmayın şehirdeki ihtişamlı hayatlara. oradaki adamlar çiftçi olmasa 50-100tl'ye yediği yemeği en az 300-500tl'ye yiyecek.
satın aldıkları her şey haddinden pahalı. sinir stresten ilaçla yaşayıp duruyorlar.

akıllı çiftçi ne yapıyor ? toprağıyla baş başa kalıyor. ekiyor, biçiyor. dinleniyor. karışan eden yok. senin toprağın. senin evin. lüks yaşamaya düşkün değilsen bile iyi işlediğin toprak sana o lüksü köyünde de verir.

belki çoğunuz görmemiştir ama var. köyde yaşayıp, çiftçilik yaptığı halde evinde plazma tv'sini kuran, gençlerin hayallerini süslediği bilgisayar donanımlarından en iyisini alıp keyfini süren insanlar var.

yeter ki her işi, ehline bırakın. tavsiyelerine uyun. bu ülkenin çiftçisi de kazanır, mühendisi de. öğretmeni de.

ama yok. herkes kolay yoldan köşeyi döneyim havasında.

ulan dünyanın en zengin adamları yokluktan ekmek kemirirken çalışıp didinerek, herkesin bir tarafı ile güldüğü fikirleri hayata geçirip azim ederek o serveti elde etmiş.

devamını okuyayım »
21.01.2017 16:59