benjamin breeg

  • baldan tatlı (647)
  • 520
  • 2
  • 1
  • 0
  • 6 gün önce

yurtdışında yaşanan dumur olaylar

yer: porto alegre / brezilya

zaman: temmuz 2014

bir cumartesi akşamı brezilya'nın coğrafi keşifler kokan bu liman sehrinde, gösterişsiz bir gençlik hosteline yerleşmiş, yatağımda gözlerim yarı açık ve bedenim hafif hasta biçimde uyukluyordum. saatler geceye doğru ilerlerken hostelin aynı zamanda açık hava barı olan avlusundan kadınlı erkekli kahkaha sesleri yükseliyor, anlamlandıramadığım yabancı sözcükler içki kadehleriyle çarpışıp kulaklarıma kadar süzülüyor ve nihayet beni uyandırıyordu. hemen ayaklandım. bir apartman yöneticisi edasında şöyle göz ucuyla pencereden asağıya "ne oluyor lan" seyriyle bakınırken aniden tatlı bir heyecan ve de güzel bir hareketlenme başlamıştı bende de.

şehvet kokan giysilere bürünmüş envai çeşit latin hatun ve bu hatunların etrafında türlü türlü hakiki amazon apaçiliği yapan herifler mi dersin, yoksa kadının memelerine kırmızı şarabı döküp içen ya da bir köşede salıncakta ağır çekim ahenkle öpüşen çiftler mi dersin. ortam az çıplaklı rönesans tablosu gibi sanırısın, bir tek havada bulutların üstünde arp çalan tombul bebeler eksik. bu fırsatı kaçırmamak için hasta da olsam hızlı bir duş aldim gömleğimi, pantolonumu giyindim ve öksüre öksüre merdivenlerden indim. ancak aşağı gelince barın kapanmak üzere olduğunu farkettim. orda az once michelangelo'nun eserlerine konu olacak sekilde duran mayhoş kalabalık dağılmış simdi her biri gece klublerinde belki picasso'nun eserlerine konu olacak şekilde çılgınca başı götü dağıtmaya gidecekti. ne gerek var halbuki boyle cinsliklere, böyle hayvanliklara. neden beklemediniz bi yarım saat bi saat daha. niye bozdunuz lan bu güzelim tabloyu!

ben de resepsiyondaki gilberto silva tipli abiye şöyle iki samba yapılacak, hoş bir gidilecek bir yer sordum tarif etti sağolsun. ayrıca değerli eşyalarımı burda bırakmamı ve de çok dikkatli olmami tembih etti. zira brezilya dünyanın en tehlikeli ülkeler sıralamasında her zaman ilk onda bulunan bir ülke. telefon ve kartlarımı hostelde bıraktıysam da, nasıl olsa ankara'nın çinçinin'den de geçtim istanbul'un bağcılarından da hatta esenler otogarında bile bulundum defalarca diye bu etrafı güvenlik amacıyla 250 voltaj dikenli ve de belki de zehirli tellerle çevrili olan hostelden dişarı çıktım. daha yüz metre yürümeden önümde otuzlu yaslarda bir herif durdu ve eliyle "açlıktan ölüyorum o zaman bana para vereceksin" hareketi yapti. ben de "yok lan sana para mara hadi git burdan" hareketi yaptim. bu böyle döngüsel bir biçimde üç dört kez tekrar etti, ta ki herif bel çantasının zincirini açıp bir adet yedi atmışbeş tabanca gösterene kadar.

bu orantısız hareket döngüyü kırmaya çoktan yetmişti. herif psikopatın allah'ı cıkmıştı ve beni ciddi anlamda korkutmuştu. usulca elimi cebime attım ve tüm paramı adama verdim çaresizce. sanırım yaklaşık olarak 150-200 tl civarına denk gelen bir miktar idi. sonra adam gayet kibar bir sekilde başını salladı memnuniyetini gösterir biçimde. halen yaşıyor olduğuma sevindiğimden ayrıca az bir zayiatla işi hallettiğimden dolayı adama sigara bile uzattım. kabul etti. bir elimle rüzgarı kesecek diğeriyle de çakmağı yakacak şekilde sigarasını da yaktım herifin. aslında o an hep teoride aşina olduğum stockholm sendromu'nun en somut halini iliklerime kadar yaşıyordum. inanmak lazımmış meğer stockholm sendromu'na da, kopenhag kriterlerine de, oslo görüşmelerine de. hepsi gerçekmiş. bunu ogrendim.

işte az önce beni soymuş adamla karşılıklı püfür püfür sigara içiyoruz. ikimiz de mutsuz değiliz. biraz orgazm sigarası gibi. "git artık be adam kendini daha fazla sevdirmeden" diyorum. inatla yanımda sigarasını içmeye devam ediyor. ben ise gidersem kafama sıkar mı acaba diye bir paranoya ile yanında duruyorum. nihayet sigarasını söndürüp ters istikamete doğru hareketlendi. derin bir nefes aldıktan sonra gilberto'nun tarif ettiği yere doğru yürümeye devam etmeye karar verdim ben de. zaten yaşanan olay beni daha motive etmişti ve bu yola kefenimle çıktığımın bir göstergesiydi adeta. mekanın uzun kuyruklu sırasına girdim. güzel hatunlar yine gülüşüyorlar. adrenalin seviyem normale iniyor. bedensel titreşimlerim sona eriyor. beynim normal çalışma düzenine dönüyor ve o acı gerçeği farkediyor. kendime de bu sehre de ulkeye de sinkafli bir kufur ediyorum. derdimi sikeyim, ama senin de izdirabini sikeyim be brezilaya. mekana girip eglenmek icin o insanlarla beraber başı götü dağıtmak ve de değişik de olsa o tabloda yerimi almak için gereken butun parayi az once kaybetmistim. siradan ciktim caktirmadan, kendimi bu sehirde o picasso'nun tablosundaki gizlenmiş esrarengiz adam gibi hissederek dogruca hostele geri geldim.

devamını okuyayım »
24.09.2014 10:02