benolanben

  • 78
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

dücane cündioğlu

türkiye'de bir topluluğa veya gruba ait olma durumu var ki bu belki de gerçek bir yazar için tehlikelerin en büyüğü. o topluluk tarafından ne kadar sahipleniliyorsa o kadar kötü. çünkü giderek sınırlarınız belli oluyor ve hareket kabiliyetinizi o topluluk çizmeye başlıyor. "ama" bile diyememeye başlıyorsunuz. aslında yaşamda da benzer durumlar, insanın olduğu her yerde olduğu gibi yaşanmakta. düşüncelerimiz önceden tahmin ediliyorsa ve beni artık başkaları da seslendirebiliyorsa bu benim için tehlikenin olduğunun habercisi.

işte dücane böyle biri değil. onu sadece islam ve kuran üzerine yazdığı yazılardan ve arapça etimolojik yorumlardan tanıyan muhafazakar kesim için her daim bir sol kroşesi olan bir yazar. aynı şekilde onu "bak nasıl da lafı soktu muhafazakarlara" diyen, sanki mahalle maçında gol olmadığını bile bile "ama adamın gol diyor" edasıyla topa girenler de o sol kroşeden nasibini alıyor.

bu nedenle kategorize edemediğim ve bundan keyif aldığım yazarlardan birisi dücane cündioğlu. ölümün dört rengi ve mimarlık ve felsefe kitapları bir mimar olarak dehşete düşürecek kadar başarılı. sinema eserlerini, sanat eserlerini yorumlaması, güncelle ilişkili olarak da onu yeşertiği var sayılan (yanlış olsa da) topluluğa karşıt olacak şekilde kroşeleri birbiri ardına göndermesi benim için değerini daha da arttırıyor.

devamını okuyayım »
25.12.2016 22:13