bhutjolokia

  • 63
  • 1
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

football manager 2020

andorra macerası bölüm 4

transferlerin takıma katılmasıyla iyice moralim yerine gelmişti. antrenmanda gösterdikleri performans takıma büyük katkı yapacaklarının sinyalini veriyordu. yeni transferlerin ilk defa sahne alacağı maç copa constitució yani andorra kupası maçıydı. rakip ordino'yu camochu'nun (3) ve breno'nun golleriyle 4-2 mağlup ederek çeyrek finale yükseliyorduk. çeyrek final maçına kadar oynadığımız 9 lig maçından 6 galibiyet 3 beraberlik alarak ligin zirvesine doğru tırmanışa geçmiştik. çeyrek final maçında rakip alt lig takımlarından fc massana'ydı. kolay geçmesini beklediğim maçta zorlanarak 2-1 galip gelmiştik ama oynanan oyun canımı sıkıyordu. bu şekilde devam etmemiz halinde ligde puan kaybı kaçınılmazdı ve öyle de oldu. ordino'ya 1-0 kaybederek ligde 3. yenilgimizi alıyorduk. devre arasına kadar minimum kayıpla girmek istiyordum. kararımı vermiştim. gerekirse yönetime rest çekerek risk alacaktım ve defans hattını daha fazla güçlendirecektim. ramael ve mendy istediğim performansı veremiyordu hücum hattına da imkan olursa transfer yapmak istiyordum. devre arasına girmeden önce oynadığımız son 3 lig maçından 2 beraberlik ve 1 galibiyet alarak devreye ikinci engordany takımına 3 puan fark atarak lider girmeyi başarmıştık.

devre arasında oyuncular tatil keyfi yaparken ben ekibimle birlikte gelen oyuncuları değerlendirip elemeye çalışıyorduk. alınacak oyuncuların mali olarak takımı zorlamaması ve aynı zamanda kalitemizi de yukarıya taşıması gerekiyordu. yoğun çalışmalar sonucu brezilya'dan 4 futbolcuyla anlaştık. lucas ve iago defans hattıma müthiş kalite getirecek isimlerdi. özellikle sol bekte enric pi, yaşlı olması ve yetersiz kalitesi nedeniyle hücumda istediğim genişliği kurmama yardımcı olamıyordu. jaja tam bir brezilyalı 10 numaraydı. ofansif oyun kurucu olarak kullanarak takımı atağa kaldırmasını istiyordum. santrafor bölgesinde önceki transferlerim mendy ve ramael beklediğim performansı veremeyecek gibiydi. bu yüzden nolasco'yu da camochu'nun partneri olarak transfer etmiştik. yaptığımız transferler avrupalı oyuncu menajerlerinin de ilgisini çekiyordu. takıma her gün onlarca telefon ve mail gelmeye başlamıştı. buradan gelen oyuncular için de gözlemcim ramos'u görevlendirmiştim. bir ara ne yapıyor diye bakmak için odasına girdiğimde fm oynadığını görünce "ne yapıyorsun lan it, bizim canımız çıkıyor oyuncu izlemekten sen burda oyun mu oynuyorsun" diye sinirlendim. meğer gelen oyuncuları fm'den aratarak özelliklerini inceliyormuş. "senin yapacağın işin" diyerek oyuncu izlemeye devam ettim. menajerlerden gelen öneriler doğrultusunda kaleye italyan aygırı gilardi, hem stoper hem de orta sahada görev yapabilen belçikalı zotti ve genç italyan stoper romano'yu transfer etmiştik. transferin son gününde okan'dan harika bir hediye geldi. ado den hag'da forma giyen sağ bek trevor david takımla sorun yaşayıp serbest kalmıştı. okan da david'i gazlayarak "ikinci yarı andorra'da takıl seversen devam edersin sevmessen seni başka takıma götürürüm" diye ikna etti ve onu da takıma kattık.

devre arasında böylece 8 oyuncu transfer ederek rekor kırmıştık. artık top bendeydi. transferlerin isteneni verememesi durumunda yönetim beni şutlayacaktı. kariyerim için bu riski almam gerekiyordu. bir ileri bir geri şeklinde bu ligde şampiyon olmak istemiyordum. eğer bu transferler kalitesini sahada ortaya koyabilirse şampiyonluğu haftalar öncesinden garantileyebilecektik. ligin ikinci yarısı başladığında çıktığımız her maç haklı olduğumu gösteriyordu. 8 lig maçında 7 galibiyet 1 beraberlik alarak ligin bitimine 5 maç kala şampiyonluğu garantilemiştik. geriye andorra kupası kalmıştı. yarı finalde inter d'escales'i 1-0'la geçip finalde engordany'nin rakibi olmuştuk. rakip şampiyonluğu bize kaptırdığı için oldukça hırslıydı. kupayı alarak ligin intikamını almak istiyorlardı. takım ise ligi rahat kazanmanın verdiği rehavete sahipti. takım otobüsünde camochu ve mees de wit sikik instagram filtreleriyle post kasıyor, brezilyalı grup son sesle garip şarkılar dinliyordu. "bunları transfer ettik ama çete kurup başımı yemese bari" diye içimden geçirdim. hiç sesimi çıkarmadım ve maça başladık. engordany müthiş özveriyle oynayarak aradaki kalite farkını elinden geldiğince kapatmaya çalışıyordu. maç boyu bulduğumuz pozisyonları harcayınca 90 dakika 0-0 eşitlikle sona ermişti. oyunculara "90 dakikada yediğiniz tokat sizin için yeterliyse gidin uzatmalarda şu kupayı alın" demem yeterli oldu. uzatmalarda bambaşka bir takım sahadaydı sanki. camochu'nun attığı 2 golle andorra kupasını da müzemize götürüyorduk. artık kutlamalarda andorra ve ispanyol bayraklarına hollanda, belçika ve brezilya bayrakları da eklenmişti. bazı taraftarlarımız türk bayrağı sallayarak beni oldukça mutlu etmişti. maç sonu statta bulunan andorra la valetta ı. luis ilkokulunda anaokulu öğretmeni sevgilim tania oliviera'ya öpücük göndererek karizmamı katlıyordum.

adem abi maç biter bitmez arayarak tebrik etti. "aferin lan beni utandırmadın, böyle devam ama sakın havaya girme futbol bu söndürürler yoksa" diyerek tebrik ederken uyarıda bulunmayı da ihmal etmiyordu.

böylece ilk sezonum oldukça macera dolu bir şekilde sona ermişti. ancak asıl işim şimdi başlıyordu. tesislerin durumu berbattı, altyapı tesislerini zaten söylemeye bile gerek yoktu. mutlaka geliştirilmeleri gerekiyordu. yönetimi ikna edip profesyonel statüye geçmemiz şarttı. bunun yanında gelecek sezonda da beni ligde hırslanmış takımlar, açığımı kollayan yönetimdeki muhalifler ve şampiyonlar liginde gelecek birbirinden zorlu takımlar bekliyordu. ancak şimdi bunları düşünme değil kutlama yapma zamanıydı...

devamını okuyayım »