bi mevzu var da

  • şekerpare (697)
  • 767
  • 7
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

norveç

norveçle ilgili izlenimlerimi ara ara ekliyorum (bkz: norveç/@bi mevzu var da)

türkiyede enteresan bir norveç hayranlığı var, belki hayranlık güçlü bir kelime oldu ama genelde ülkemizde medeniyetin kıyas noktası norveç kabul ediliyor.
mesela şu iki paylaşımı eminim çoğu kişi görmüştür, allah'ım norveç gelsin ve enayi miyim
eksisözlük'te de medeni bir beklentisi olan kişiyi "norveç'te mi yaşıyoruz!" diye yermek oldukça yaygın.

neyse diyelim bir fırsat var ve norveç'e yerleşme durumunuz oldu. cidden bu fırsat iyi bir fırsat mı?

gereksiz uzun girizgah yaptım ama bu entryde norveç'e kimler gelmese iyi olur sorusunu kendimce yanıtlıyorum.

- 90 metre kare ev sizin için küçük bir evse burada işiniz zor. çünkü 90 metre kare norveç için saray. şehir merkezinde zaten imkansız ama az biraz uzakta otursanız bile zor. merkeze uzaklık arttıkça büyük müstakil evlerde yaşamak mümkün ama bunun için bir çok şartı önceden sağlamanız lazım. mesela araba almanız lazım. ama önce ehliyet işini çözmelisiniz, türk ehliyeti geçersiz. park ücretleri senelik bir araba parası kadar tutabilir. ve diyorsanız ki biz güvenlikli site, rezidansa alışığız. hahaha neyse. muhtemelen söylediğiniz şeye en yakını 50 küsür senelik 3 katlı ahşap kaplama bi ev olur. yani amerikan mutfaklı tek oda eve hazır değilseniz gelmeden önce tekrar düşünün.

- yemek yapmayı sevmiyorsanız ya donmuş pizzaya mahkum olacaksınız ya da kazancınızın çok büyük bölümünü yemeğe yatırmak zorunda kalacaksınız. eve servis sistemi çok gelişmiş değil ve görece yeni yeni var oluyor**. çoğu restorandan verilen sipariş ekstra 50-80 kron * ücret ekliyor. yani evden çıkmadan 20 eurodan aşağı yemek bulmak çok kolay değil.

- ortalama sosyalseniz işiniz zor. introvertler burası sizin için cennet, kimse size bulaşmayacak. extrovertler sizin için de durum kötü değil, çünkü norveçliler genelde çok çok zor ama sağlam arkadaşlık kuran tipler. ilk zorluğu aşacak kadar yırtıksanız ömürlük bir arkadaşınız olur. geriye kaldı ortalama sosyaller. siz yalnızlığa hazır olun. en iyi olasılıkla her yerde bolca bulunan türk komünitesine dahil olacaksınız.

sosyallik için bi tane bonus madde ekleyeyim; insan ilişkilerinde netlik istiyor, kafa karışıklıklarına gelemem diyorsanız yine işiniz zor. önceki gece barda biraz içtikten sonra çılgınca geyik yaptığınız iş arkadaşınız sonraki sabah size günaydın demediyse merak etmeyin sarhoş kafayla bi saçmalık yapmadınız. her şey çok normal.

- doğa sporlarını sevmeyenler için de işler zor. ortalama haftasonu etkinliği sizin için çarşı pazar gezmek, kafede oturmaksa direkt vazgeçin. norveç'in en makbul haftasonu etkinliği havaya aldırış etmeden yapacağınız dağ yürüyüşü akabinde yiyeceğiniz kahverengi peynirli* waffle ve kahve ikilisi olacaktır. alakasız dağ patikasının en merkezi caddeden daha kalabalık olması normal. ayrıca yazın yaban mersini, sonbaharda mantar toplamak, kışın ise çılgınca cross-country kayak ya da gölde buz pateni yapmak gündelik işler olmalı sizin için.

- havayı kafaya çok takıyorsanız yine işiniz zor. öncelikle şu algıyı düzeltelim, norveç'te hava çok soğuk değil*. yani ankara ayazı yemiş biri buraya "çok" soğuk demez. soğukmuş der. buradaki problem özellikle kuzey ve iç şehirlerde hava "hep" soğuk. mevsimler sonbahar - kış - kış - kış şeklinde gidiyor. yani ağustosta tişörtü çekip sokağa çıkmak pek olası değil. ya da açık havaya aldanıp deniz kenarında bi bira içmek isterseniz rüzgar yanığı ile tanışabilirsiniz. yılın hangi gün olacağı kesinlikle belli olmayan 3 gününde, 19 derecede bikinili güneşlenmeye hazırlanın.

- ben toplu taşımada yapamıyorum diyorsanız yine elendiniz. iş arkadaşımın porschesi var ama işe onunla gelemiyor, çünkü o arabayı merkeze getirmek ve park etmek isteseydi aynı bütçeyle anca 2009 model volvo alabilirdi. toplu taşıma temiz şimdi hakkını yemeyelim**. ve çoğunlukla da sakin, yani yerime kart basabilir misiniz diye bağıran pek yok. otobüs şöforleri de şirin çünkü şehrin en çok kazananları içindeler ama otobüs her zaman güzergahınıza uymuyor. yürüyerek yarım saatte gittiğiniz yere otobüsle 35 dakikada gitmeniz gayet olası. bisiklet var ama onda da yokuş çok. ikinci el araba parasına güzel bi elektrikli bisiklet almak en mantıklısı. kışlık çivili lastikler de olmazsa olmazı. hatta belki çocuğunuz için bir de . sepet

bi bonus madde de buna ekleyelim. hadi diyelim eviniz ve işiniz araç için uygun ve vergi indirimlerinden yararlanmak hatta yol ücreti ödememek için en güzelinden bi elektrikli araba aldınız. arabayı haftasonu kahve içmeye gittiğiniz mekanın önüne parkedeyim ya da valenin eline 50 kron sıkıştırırım o parketsin düzeni yok. parka saatlik 10 euro verip 15 dk da park yerine yürümeniz lazım.

- benim müdavimi olduğum barlar vardır, hep aynı masaya oturur aynısından söylerim diyorsanız yine işler karışık. muhtemelen bi barın müdavimi olabilmek için oraya ortak olmanız lazım. buranın türkiyeyle tek ortak ortak noktası alkoldeki aşırı yüksek vergi olabilir. ayda bir belki de iki kere dışarı çıkar takılırsınız. onun haricinde cuma veya cumartesi akşamları elinde rema 1000 poşetleriyle hızlı hızlı yürüyen insanların peşinden gidip ev partilerine katılmak en mantıklısı, ama sakın marketten alacağınız %4.7 alkollü biranızı yanınızda götürmeyi unutmayın. evet o poşetlerde herkes kendi içeceğini taşıyor.

- ben işimde inanılmaz iyiyim ya da benim yaptığım iş çok büyük yetenek istiyor o yüzden benim çok fazla maaş almam lazım diyorsanız muhtemelen burada iş bulma ihtimaliniz düşük. hadi oldu bi petrol şirketi size o çılgın maaşı verdi, devlet gelip onun yarısından fazlasına sahip çıkar. ya da çok iyi topçusunuz üst üste 14 kere şampiyon olmuşrosenborg takımında forvet oynayacaksınız, memur maaşına hazır olun. yaşasın iskandinav sosyalizmi!

kısaca istanbul beyaz yakalıları burada istenmiyorsunuz yazsam aynı şey olacakmış sanırım ama durumlar "bence" böyle.

buraya kadar geldiyseniz janteloven başlığını da hızlıca okumanızı tavsiye ederim. çünkü bana göre bu yukarıda saydıklarımın çoğu "kimse kimseden üstün değildir" görüşünün hayata olan izdüşümü.

debe reklamı: burada tanıştığım, dünya tatlısı insanların hazırladığı norveç kanalını takip etmek isterseniz şöyle buyrun

devamını okuyayım »