bindokuzyuzseksendort

  • şamda kayısı (703)
  • 546
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

schrödinger'in kedisi

şimdi ilk evvela, biz bir atom altı parçacığı nasıl gözlemliyoruz? o amınakoduğumun parçacığını bizzat gözümüzle mi görüyoruz? ona elimizle mi dokanıyoruz? yoksa malkoçoğlu cüneyit'in okun vızıltısından yerini saptaması gibi kulağımızla vızıltısını işitip yerini mi çakozluyoruz? hayır... nabıyoruz? daha önce keşfettiğimiz kurallar dahilinde inşa ettiğimiz makineleri çalıştırıyoruz, sonra o makinenin gözümüzle görüp parmağımızla dokanabildiğimiz ibrelerine bakıp, keşfettiğimiz kurallar uyarınca yaptığımız hesaplardan yola çıkarak mevzubahis atom altı parçacığın momentumu şudur siksoku budur diye çıkarsamada bulunuyoruz. gözlem budur. itirazı olan var mı? yok... o halde devam ediyorum.

ne diyolar efendim, gözlem olayı etkiliyormuş, parçacığı etkiliyormuş, bu yüzden bir parçacığın hem momentumunu hem siksokunu aynı anda ölçemiyormuşuz. tamam. okey. gayet makul. hiç bir itirazım yok. fakat sorum şudur: parçacığın sokentumunu etkileyen ve dahi bizim ölçümümüzü belirsizleştiren bu sözü edilen gözlem bizim ibreye bakmamız mıdır? size soruyorum ey fizikçiler!.. ey kuantum dünyasının garipliklerini öte dünyadan mucizeler aktarır gibi ağzının suyu aka aka anlatan bilimsel bilim adamları!.. o amına koyduğumun atom altı parçasının bokentumunu değiştiren gözlem etkisi bizim makinanın ibresine bakmamız mıdır?!.. hayır!.. o parçacığın sikentumunu değiştiren, o makinenin o parçacığa gönderdiğini çıkarsadığımız dalga ya da parçacıktır! gözlem parçacığı etkiler ama gözlem sikinde uhrevi bir etkileyicilik olduğu için değil!.. gözlemin parçacığı etkilediği sonucuna zaten en başından "gözlerken o parçacığa başka bir parçacık tokuştururuz, o yüzden gözlem parçacığı etkiler" diyerek ulaşmadık mı?!.. ha?!.. söyleyin ulan, öyle ulaşmadık mı!.. o vakit ne lan bu gözlem fetişizmi!.. sen o ibreye bakmadan saniyeler, dakikalar önce o makineden çıkan parçacık o gözlediğimiz parçacığa çarpmış ve onu etkilemiş durumda!.. ona çarpınca da artık siksokentumunu mu değiştirdi, ibne gibi hem öyle hem böyle tabiatını tek bir duruma mı çökertti, ne yarrağım yediyse yedi!.. merceğinden geçip algı hücresini uyardığında her biri bir şirödinger kedisi problematiği arzeden fotonlar sayesinde görebilen o naçizane gözlerinle sen o ibreye bak ya da bakma!.. o etkileyici parçacığı sen göndermiş ol ya da olma!.. olayı etkileyen, parçacığını tekilliğini sikilliğini etkileyen gözlemin kendisi değil, gözlemin gönderdiği olsun yahut güneşten gelen rastgele bir kozmik ışın olsun, gözlenen parçacığa çarpan bir diğer parçacıktır!..

evet, var mı itirazı olan? "gözlenen parçacığı etkileyen etki ona çarpan makine menşeli parçacık değil bizim ibreye bakmamızdır" diyen varsa ve beni mesaj yoluyla ikna edebilrse o kişinin ayaklarına kapanıp burnumu parmaklarının arasına soka soka ayak tabanlarını öpücem. yok yok, bundan tiskindim, ama şöyle yaparım, çıplak götümün üzerine "i love schrodinger" yazıp fotoğrafını çekip buraya edit yoluyla link olarak eklerim. büyük konuşuyorum bak.

şimdik gelelim şirödinger'in kedisine. ha ibre ha kedi. o radyosiktif parçacığın durumunu belirleyen bizim kediye bakmamız değil, o parçacığın tetik mekanizmasıyla girdiği etkileşim. o parçacık o tetiğe çarptıysa gözlem gerçekleşti. kedi öldü. çarpmadıysa çarpmadı. hem çarptı hem çarpmadı diye bir olasılık yok, çünkü çarptığı anda çarpmadı tarafı bitmiş demektir. ancak ve ancak çarpmadan önce hem çarpma ham çarpmama olasılığı olabilir. yani bana soracak olursanız parçacıkların süperpozisyonları (ibnemsi hem öyle hem böyle olma durumu) ancak iki çarpışma arasında mevcut olabilir, o aranın da ta götüne koyayım! zira "iki etkileşim arasında parçacık hem öyle hem böyle olur mu" sorusu "kimsenin olmadığı yerde devrilen ağaç ses çıkarır mı" sorusuna denktir, sikime kadar yolu vardır.

kanaatimce mesele tamamen insan merkezci görüş kaynaklı bir değerlendirme meselesidir. bilim uğruna kedinin boğazlanmasını geçtim, kurşun yiyen kedinin hissettiklerinin gözlemden sayılmamasını da geçtim. durum çok daha vahim. mesele elektron gibi, proton zroton gibi atom altı parçacıkların tek tek adam yerine konulmamasından, her bir elektronun kendi şahsına münhasır, tek ve biricik, 'unique' varoluşunun dikkate alınmamasından kaynaklanıyor. bu amına koyduğumun elektronları ibne, orospu çocuğu, yavşak ve götlek olduklarından bunlarla ahmet mehmet diye tek tek muhattap olmuyoruz, ibnelerin topuna birden 'elektron' deyip geçiyoruz. elektron aşağı elektron yukarı. duyan da sanır ki tüm alemde tek bir elektron var. adamların (yani elektronların) bulundukları yeri belirsiz belliyoruz, ama adetini pek de iyi biliyoruz, ne de olsa hepsi aynı. karşımıza iki elektron çıkıyor, "aha bir elektron iki yerde birden var olabiliyor" diyoruz. iki elektron olması mümkün yerde ölçüyoruz tek elektron çıkıyor, "aha iki hal tek bir hale çöktü" diyoruz. ulan bu amına koduğumun dalga denklemi "olasılık" dalgası denklemi değil mi?! iki yarığımız var, elektronumuzun da ikisinden de geçme olasılığı var. bakalım hangisinden geçecek. aaa, ikisnden birden geçti. fekat bilader karşı galaksideki her hangi bir elektronun da o yarıklar civarında bulunma olasılığı var, ne bildin o iki yarıktan geçen ikinci elektronun karşı galaksi elektronu olmadığını? evrendeki tüm diğer elektronların o an ikinci yarıktan geçme olasılığını hesapladık mı? hayır. halbuki yarıklara gönderdiğimiz ilk elektrona "ahmet" deseydik, diğer yarıktan geçen elektronun ismini sormak inceliğinde bulunsaydık, "hepsi aynı bu orospu çocuklarının" demeseydik, deneyimiz bambaşka olurdu. bilim bambaşka olurdu. herşey bambaşka olurdu.

neyse, çok konuştum, biraz da sinir yaptım, kusura bakmayın. şimdi sadede gelelim. benim bu schrodinger'in kedisi deneyine alternatif bir deneyim var: bindokuzyüzseksendört'un orospu çocuğu bilim adamı deneyi. kapalı bir kutumuz var. bu kutunun içinde şöyle ya da böyle olan süperpoze bir atom altı parçacık var, bu parçacığı gözlemlemeye yarayan bir makine var, bir de makinenin ibresine bakan orospu çocuğu bir bilim adamı var. biz kutunun dışındayız ve içerdeki hiç birşeyi görmüyoruz. şimdi içerideki orospu çocuğu bilim adamı makineyi kullanarak atom altı parçacığın durumunu gözlemliyor. fakat bilim adamımız orospu çocuğu olduğu için tabi ki gözlemi biz mükemmel şahsiyetlerden oluşan insanlık için geçerli değil. dolayısıyla biz süper insanlar kutuyu açıp makinenin ibresini görmediğimiz sürece atom altı parçacığımız ikili durumunu koruyor. orospu çocuğu bilim adamımız ise elinde bir gözlem aracı olduğu halde, ibreye baktığı halde parçacığı tekil hale çökmüş olarak gözlemliyemiyor. hatta gözlem yaptığı halde olayı etkilemeyen ilk insan oluyor, ama hiç sikimizde değil, çünkü o bir orospu çocuğu.

atom altı parçacığımızla etkileşen tetik mekanizmasının, gözlem makinesinin algılayıcısının ve raslantı sonucu ona çarpan her hangi bir başka parçacığın, gözlenen parçacığın durumunu etkilemek açısından aralarında bir fark bulunduğuna beni ikna edecek ilk kişiye üzerinde i love schrodinger yazan çıplak götümü avuçlattırıcam.

devamını okuyayım »