bir filmdir hayallere yon veren

  • 1869
  • 7
  • 1
  • 0
  • 6 gün önce

16 temmuz 2016 kadıköy moda olayları

beni şaşırtmayan olaylardır. moda sahil ikinci kısımda yaşadığım olayı anlatayım. kız arkadaşımla otururken peçete satmaya çalışan veledin biri gelip bana sataşmaya başladı. çimenlere uzanırken çocuk bana yapıştı rahatımı bozdu tersledim "git başımdan." diye. sonra; "bana sataşma kötü olur." gibi bir şey söyleyerek gitti. yan tarafta da köpeği olan bir çift var, onların topunu alarak sağa sola fırlatmaya başladı. kız arkadaşıma sordum "bana mı attı onu?" diye. "yok sen yat." dedi. tekrar top burnumun dibinden geçti. anladım ki bana isabet ettirmeye çalışıyor velet. ayağa kalkarak; "siktir git lan buradan amına koduğum!" diye bağırdım. o şekilde gitti, köpek sahibi çift özür diledi. sizin suçunuz yok diyerek o sinirle oradan kalkıp gittim. kız arkadaşım oturmak istiyordu, ufak çaplı bir tartışma bile yaşadık bu yüzden.

bu olay yaşanmadan yaklaşık iki ay öncesine dönelim..

2015 temmuz kız arkadaşım italya'dan dönüyor uçağa karşılamaya gideceğim. akbil doldurmak için göztepe köprüsü e5 durağına gidiyorum. kalabalığı bilen bilir. akbil bayine 50 lira verdim. 11-12 yaşlarda çocuğun biri yapıştı gitmiyor. elinde kuran gibi bir şey var. "allah rızası için al, allah şöyle allah böyle, şöyle yaparsanız." vs. devam ediyor. dedim "ben inanmıyorum, bana satamazsın." ben bunu dedikten sonra "allah'a inanmayan kafirdir, sen inanmıyor musun?" demeye başladı. konuşmaya devam etti cevap vermedim. o çocuk arkadan bana çelme taktı. "siktir git başımdan." diyerek metroya yürüdüm.

ben metroya giderken yan tarafta duran din tüccari abilerini çağırdı. 1.65 boylarda esmer takım elbiseli herif, yanında göbekli esmer kirli sakallı tipler. adam kolumdan tuttu elini önce arka tarafa cebine attı, geri kaçmaya çalışırken bana kafa attı. ardından 4-5 kişi arasında kaldım. kafadan sonra elimdeki poşetle adamın kafasına vurdum içinde demir bir parça vardı sersemledi. fakat diğerleri yandan boynuma yumruk attı, kafama darbe aldım, otobüslerin olduğu yola fırlattılar ve yerde tekmelemeye devam ettiler. etrafımda 50 tane insan var hiçbiri müdahale etmedi. olaylar yaşandı ve adamlar kaçtı. benim yerimde ne bileyim hastalığı olan biri olsaydı ölebilirdi. ya da ben otobüsün altına düşüp ölebilirdim. sadece kulaklıklı kıvırcık saçlı bir çocuk yardımcı olmaya çalıştı.

polis geldi hastaneye gittik. rapor aldık. kız arkadaşım arıyor nerede kaldın diye açamıyorum. mesaj atıyor. "aşkım ben gelemeyeceğim bir işim çıktı." diyebiliyorum sadece. anlamış gibi ısrarla aradı ve telefonda ağlamaya başladı. mecbur söyledim iyiyim bir şeyim yok diye. film çekildi rapor yazıldı. oradan karakola şikayetçi olmaya gittik. kız arkadaşım hayvan gibi bavuluyla gözü yaşlı atatürk hava limanında kaldı.

ben ise karakola gidip kapıdaki polislerin sigara ve muhabbet keyiflerinin bitmesini bekledikten sonra ifade verdim. gevşek bir biçimde "orada kamera yok zaten, varsa da yüz tanıma sistemi yok. nerede olay olsa göztepe karakoluna gönderiyorlar." gibi şeyler söyledi. "saat kaç gibi oldu." dedi. dedim saat 14.00 civarı. o kadar görüntü var izleyemem. tam saati bilmiyor musun? gibi şeyler söyledi. birkaç sabıkalı gösterdi bunlardan biri miydi diye hepsi birbirine benziyor çıkaramadım. oradaki ifademde de olaylar böyle böyle oldu bu yüzden saldırdılar diyemedim. sattıkları kuranlardan topladıkları paraları işid'e gönderiyor bile olabilirlerdi.

temel problem benim bu yaşadıklarımı kimseye açık açık anlatamamam. bu toplumda sözde inanç özgürlüğü var. fakat istanbul'un göbeğinde bile bunu ifade etmeye hakkınız yok. ailemle bile olayın böyle olduğunu paylaşamadım. bu ülkede inanç ve vicdan özgürlüğü diye bir şey yok. onlardan değilsen eğer hak etmişsindir, suçlusundur, ölümün onlar için bir şey ifade etmez. ne yazık ki artık daha da kötü olacak.

devamını okuyayım »
17.07.2016 00:08