birrevasairi

  • 194
  • 37
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

milli romantizmin idraki

nihad sami banarlı'nın ilk defa 1972'de kubbealtı akademi mecmûası'nda yayımlamış olduğu ve akabinde edebiyat sohbetleri isimli kitabına nakledilmiş olan kıymetler üstü bir makale...

evvela kendisinin romantizm tanımıyla başlayalım: ''romantizm, milletlerin dilde, kültür,san'at ve edebiyatta kendilerini bulmaları, kendilerine gelmeleri demektir... bu tarife göre romantizm, yalnız rûhî ve içtimaî buhranların san'ata aksi değil, aynı zamanda millî bir dil, kültür, san'at ve tefekkür hadisesidir. bu hadise bazı batı milletlerinin sür'atle kalkınmasında sihirli vazife görmüş ve bir millî romantizm değeri kazanmıştır.''

makalede yapılan romantizm tanımında adı geçen bazı batı milletlerinden özellikle alman romantizmini ele alır nihad sami bey. ilk olarak alman rönesansı ile alman cemiyetinde şiddetli akisler bulan yunan, latin, fransız, italyan ve ispanyol hayranlığının kamaştırıcı etkisi bahis konusudur. lakin uyanış kendini mutlaka gösterecektir. 18. ve 19. asır avrupa medeniyetindeki harpler kocaman bir değişim getirerek avrupa milletlerini derinden etkiler. hele ki almanya'nın fransızlar tarafından işgal edilmesiyle başlayan iç ve dış savaşlar alman milletini perişan etmiş idi. işte bu perişanlık safhasında alman millî romantizminin ilk neferi neşet etmek üzereydi. büyük alman edibi schiller'in die jungfrau von orleans: orlean bakiresi (jeanne d'arc) adlı dramı 17 eylül 1801'de leipzig tiyatrosunda oynanınca eserin halk üzerindeki etkisi ''mucize ölçüsünde büyüleyici'' olmuş. bunun akabinde nihad sami bey birkaç alman edibi ve mütefekkirinden daha bahseder. goethe, klopstock, herder, grimm kardeşler, schlegel kardeşler vb. bu isimlerin ardından nibelungen destanının alman romantizmi üzerindeki akisleri ve etkileri üzerinde durulur ki alman milliyetçiliğinin temelini oluşturan şey de bu destanın alman milletinin öz benliğinde bir rûha ve ahenge kavuşmasıdır. bunun yanı sıra almanlardaki katedral ve gothique mimarisine değinilir. bu uyanış silsilesinden sonra artık milli romantizm senfonisinin maestrosu belirmeye başlar. elbette wagner'den bahsediyoruz. nibelungen'i ele alarak bundan dört farklı opera eseri oluşturur. sözler de beste de kendisine ait tabii. wagner bu eseri bestelerken tamamiyle germanik bir mûsiki ile bestelemeye gayret eder. talihi kendine yâr olan wagner, 2. ludwig'ten de destek alarak bu eserini alman ülkesinin bütün hudutlarına ulaştırma bahtına erişir. ana hatlarıyla alman romantizmi böyle anlatılır makalede.

alman romantizminin ardından kısaca fransız ve ingiliz romantizmine bu vesileyle de hem victor hugo'ya hem de lord byron'a değinir nihad sami bey. sonrasında ise türk millî romantizmine ait merhaleye rastlarız. nihad sami bey'e göre bu romantik duyuş bizde yahyâ kemal vasıtasıyla aslî ahengini bulmuştur. şahsen buna her şeyiyle ben de katılıyorum. yahya kemal'in açık deniz ve bilhassa süleymaniye'de bayram sabahı isimli şiirlerinden hareketle bu milli romantizm duygusu oldukça tatlı ve derin bir üslupla kaleme alınır. ve sonun busesi muhayyilelerimize böylece kondurulmuş olur deyip nihad sami bey'in ''millî romantizm idraki'' tanımıyla bu yazıyı noktalalamak isterim: ''millî romantizm, bir milletin tarihte ve temel coğrafyada vücuda getirdiği büyük eserlerin farkına varması demektir... milli romantizm'in idraki, her gün yanıbaşından körcesine geçilen bütün millî san'at eserlerinin, millî ve tarihî zaferlerin ve faziletlerin, birgün, bütün ihtişamıyla farkına varmaktır. bunu idrak etmek, bununla gururlanmak ve bunlardan yeni millî-medenî hamleler için gereken gücü almaktır.''

(bkz: alman romantizmi) (bkz: die jungfrau von orleans)(bkz: nibelungen)(bkz: gotik mimari)(bkz: ikinci ludwig)(bkz: açık deniz)(bkz: süleymaniye'de bayram sabahı)

devamını okuyayım »