biryayburcukadini

  • çetrefilli (385)
  • 984
  • 4
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

mustafa kemal atatürk

baya uzun yazacağım...

dünya üzerinde, aleyhine laf edildiğinde tüylerimin diken diken olduğu, ellerimin titrediği, sinirlerimin boşaldığı tek adamdır. hani birileri diyor ya, siz bu adamı putlaştırdınız diye... hah o putlaştıran benim galiba arkadaşlar özür diliyorum.

"iki mustafa kemal vardır: biri ben, et ve kemik, geçici mustafa kemal... ikinci mustafa kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! o, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. ben, onların rüyasını temsil ediyorum.geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken mustafa kemal (atatürk) odur!"

hepimiz bir minnet duygusu olarak ikincisinin yani atatürkün peşinden gidiyoruz. kabul, ben de ona hayranım, onu takdir ediyorum, büyük bir saygı ve minnet duyuyorum ama benim esas sevdiğim birincisi. etten kemikten, o insan olan mustafa kemal. koşulsuz bir sevgi bu. türkiye cumhuriyeti'ni kurmasından, bize kazandırdıklarından, atatürk oluşundan bağımsız bir sevgi bu. ben bu adamı, mustafa kemal’i seviyorum, hem de hiç tanımadığım halde. bir yerde heykelini falan görünce gözlerim doluyor. o manyak kemalist benim galiba.

evet esasında onu yanlış tanıyoruz. zira kimse etten kemikten mustafa kemal ile ilgilenmek istemiyor. oysa o, atatürk kimliğinden daha ilgi çekici bir karaktere sahip.

son derece agresif, çoğunlukla hırçın, inatçı, bağımsız, devrimci ve maceraperest…
fakat aynı anda, oldukça sakin, anlayışlı, kibar, kültürlü, modern bir adam.

halide edip’in şu sözleri geliyor aklıma ‘’zihni bir deniz feneri gibi, iki yönlü. kimi zaman ışıklar saçıp görmek istediğiniz şeyi, göz kamaştıran bir parlaklık içinde size gösteriyor, kimi zaman ise sönüp karanlıklara gömülüyor. bu adam ya allak bullak olmuş bir durumda ya da öyle bir bakışta anlaşılmayacak kadar karmaşık, derin bir insan.’’

evet, mustafa kemal’in kimi psikologlara göre ancak büyük liderlerde bulunan karşıt karakter salımları vardı. hiç beklenmeyen anlarda sinirlenmiş, çok kritik anlarda ise sakin kalabilmişti. nazik ve merhametli bir adam diye biliriz onu, lakin pamuk şeker gibi bir adam da değildi. askerdi, onlarca savaş görmüş, sert olmayı, acımasız davranmayı iyi bilen bir askerdi. yakınlarının deyişi ile bir an gelir coşku ve enerji dolardı, bir an sonra da aniden sessizleşir ortamdan uzaklaşırdı. yine de tüm bu karşıt özellikleri büyük bir ahenkle birleştirmişti. yani en azından ben öyle görüyorum.

ve… aslında zorlu bir hayatı da olmuş. babası küçük yaşta öldükten sonra annesinin ikinci kez evlendiği yazmaz çoğu yerde. mustafa kemal buna çok içerleyip evden kaçmıştır. şimdi düşünsenize, alelade bir genç katil de olabilirdi sokak serserisi de , ama o atatürk oldu.

okul hayatında da askerlik hayatında da hırçındı. kendi doğru bildiklerinden şaşmadı. yönetimi eleştiren yayınlar hazırladığından hapse atıldı, şam’a sürüldü. ama bunun sonucunda gidip saray yalakası olmadı.birilerinin elini eteğini öpmedi. gene muhalif oldu, gene hırçın oldu, gene kendi bildiklerinden şaşmadı. oysa bir saray yalakası olamaz mıydı? sultanla evlenip saraya damat gelemez miydi? ama yok ne demişti ‘’bağımsızlık benim karakterimde vardır’’

‘’siz mustafa kemali bilmezsiniz, onu paşa yapsak padişah, padişah yapsak allah olmak ister’’ evet enver de böyle diyordu. bir türlü terfisini vermemişti. bütün arkadaşları kendisini geçtiği halde mustafa kemal uzun süre, tam bir askeri deha olmasına karşın terfi almadı. hırçındı, kendi bildiğini okuyordu, yanlış olduğunu düşündüğü şeyle uzlaşmaya yanaşmıyordu… bir ara o kadar mutsuz oldu ki askerliği bırakmayı ve öğretmenlik yapmayı düşündü. yine yalaka olmadı, kaç kişi şu şartlar altında bunu yapar, ne olur deyin hele?

anadoluya geçti, idamı emredildi, köylere kafir olduğunu, çapkın olduğunu, ayyaş olduğunu yazan notlar atıldı. her an hayatı tehlikedeydi, gene de bu insanlara güvenip, onları arkasına alabilip dipçik gibi ülke inşa etti. klavye üzerinde vatan kurtarmak kolaydır. ama kaçınızın bu hayatta büyük bir başarısı var? adam nereden nereye geldi… ermenistan ve kürdistanın kurulacağı, yunanistanın genişleyeceği, italyanın, ingilterenin ve fransanın sömürgeleştireceği coğrayayı alıp bir bütün olarak baştan kurdu? eee, sizleri görelim, neler var elinizde.

yok arkadaş, daha da seviyorum.

bu adamın videolarını izliyorum. o asaleti görünce hayranlığım birkaç yüz kat daha artıyor. dünyanın en iyi terzileri gelse ve sizi giydirse, o kıyafetler sizde öyle durmayacak.

nutuk'u okuyorum, o ince alayları, ince düşünceleri görünce daha da seviyorum.
karlsbad günlüğünü okudum. resmen bir sosyolog gibi halkı çözümlemesine yer yer avrupa ile kıyaslamasına, önerdiği çözümlere, hayallerine hayran kalıyorum.
söylediği sözlere bakıyorum. açın siz de okuyun 10-15 sözünü. bunlar nasıl bir kültür ve birikim sonucudur.

fransızca not ettiği şiirler var, almancadan tercüme ettiği kitapçıklar var. rousseau’yu, montesqieu’yu bilip tartışıyor. napolyonun taktiğini sakarya savaşı’nda kullanıyor, ondan önce ‘’yok kaybettik’’ denen çanakkalede de tarih yazmıştı. yok bak gene eriyorum.

can dündar, mustafa belgeselini yaptı. bir an ata'm böyle yalnız mıydı dedim daha bir başka sevdim.

şu orta doğu'nun diğer ülkelerine bakıyorum. ''atatürk sen ne büyüksün'' diyorum.

tüketim toplumu olup geldiğimiz hale bakıyorum. birden “çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.” sözünü hatırlıyorum, bunu diyen adamı yine seviyorum.

ya gençliğe hitabe? kahin misin adam diyorum, ileri görüşlü diye ezbere söylemekle işin içinden çıkamıyorum.

iranlı 2 arkadaşımın atatürk'e olan sevgisini görüp ''biz ne şanslıymışız'' diyorum.

siyasal islam'ın geldiği hali görüp, laikliği getirebilmiş bu adama yine saygı duyuyorum...

hepsinden önemlisi, o dönemi düşünüyorum da... istanbul hükümeti'ne karşı gelebilmiş, anadolu'yu örgütleyebilmiş, muhafazakar bir topluma cumhuriyet getirip bir de 15 yılda o inkilapları başarabilmiş bu adamın önünde eğiliyorum. yok arkadaş hakkında ne denirse densin, ben bütün bunları görmezden gelemem. bir ''übermensch'' varsa, benim için kim olduğu ortadadır.

benim can’ımın paşası, biricik ata’m, sarı saçlım mavi gözlüm…

sen ki ‘’madem dünyaya geldim, o halde unutulmak istemezdim’’ demişsin ‘’halkım beni unutmasın’’ demişsin. ey büyük atatürk! seni sevmeyen de var tamam, ama seven de öyle çok seviyor ki, biz seni unutturmayız. bize vasiyetindir. biz seni unutmayız, unutturmayız.

huzur içinde uyu, güzel adam

devamını okuyayım »