biyolojik saat tamircisi

  • 2266
  • 466
  • 174
  • 13
  • bugün

taciz zanlılarını serbest bırakan hakimler

hakimler ve savcılar bu konuda pek de suçlu değillerdir.
hakimlerin ve savcıların görevi pozitif hukuk kurallarına göre karar vermektir yani ellerinde var olan yasaya göre karar verirler ve istisnai durumlar haricinde kanun yapma yetkisi parlamentoya aittir.
peki yasalarımız nasıl bu hale gedli?
ab uyum sürecinde ceza yasamız değişti. ab bir çok ceza uygulamasını ab hukuna uygun olmadığı için değiştirmemizi talep etti. elbette üyelik öncesi ab'ye uyabilmek için yasalarımız değiştirildi.
ab gibi suçluların topluma kazandırılması konusunda ısrarcı bir topluluğun çomar illerinde uygulanması beklendi. oysa türk tipi suçlu ceza almadıkça değil ıslah olmak azacağı ortadayken, belki bizi ab'ye alırlar düşüncesiyle türk ceza hukuku çöpe döndü.
siz sadece taciz olaylarında bu adamlar neden tutklanmıyor, neden aramıza salınıyor diye şikayet ediyorsunuz.
oysa eğitimsiz bir toplum için uygulanan bu mevzuat toplumun dibini oydu.
yasalar masumu suçluya karşı korumak için ve suçlu olanı ıslah etmek için vardır.
lakin ab medeniyetinin bu medeniyetsiz topraklara medeni bir ceza hukuku getirmesinin felaket olacağı belliydi.
her taciz davası sonucunda insanlar hakimlere ve savcılara giydirip duruyorlar.
yasaları hakimler, savcılar ve kolluk oluşturmuyor. yasaları parlamentolar oluşturuyorlar.
çomarlar bu özgürlükten memnunlar, çünkü istedikleri rejime gitmek için yasalardan kaynaklanan bu boşluk dönemi onlar için büyük avantaj.
çünkü bu tip adaletsizliklere karşı büyük bir toplumsal duyarlılık oluşuyor ve ciddi bir tepki gelişiyor.
yarın birileri bir yasa teklifi hazırlayıp, ab'nin bize dayattığı yasaları şeriat hükümleriyle değiştiriyoruz, bundan sonra şeriat hukukunu uygulayacağız, çünkü gerçek adalet şeriat hukunda dese ve bir iki örnek verse, adaletsizlikten bıkmış toplum bu değişikliğin üzerine atlar gibi gözüküyor.
belki de istenen budur.
belki de bu adaletsizliğin insanları şeriat hukukuna daha fazla yaklaştıracağını düşünen birileri vardır.

ceza hukukunun tek istisnası iktidar partisine karşı işlenen suçlarda görülmektedir. savcılar bu tip suçlamalarda müthiş çözümler bularak, ceza limitlerini arttıracak şekilde davranmakta, hakimler de bu tek taraflı anlaşma çerçevesinde davranmaktadırlar.

burada görülen şudur; küçük bir kız çocuğunun kafasına öldürmek kastıyla bir beton parke ile vurup serbest kalabilirsiniz ama hükümet aleyhtarı bir tweet ile beş yıl hapse girebilirsiniz.

bu bir dilemma değildir. hukuk iktidardan yana yasaların üst limitlerini kullanmaktadır, çünkü bizzat hukukun kendisi, hakimlerin ve savcıların bizzat kendileri iktidarın hışmından nasibini almak istememektedirler.
lakin özellikle taciz ve saldırı olaylarında cumhurbaşkanının sükutundan bu olayların pek ilgisini çekmediği anlaşılmaktadır.
mesela sayın cumhurbaşkanımız incir çekirdeğini doldurmayacak bir konuda fikir beyan ederken saldırıya uğrayan kadınlar konusunda tek bir cümle dahi kurmamıştır.
oysa adalet kurumu cumhurbaşkanımızın duyarlılık gösterdiği her konuda hukukun üst limitlerini kullanmaktadır.

işte bu tam bir dilemmadır.

biraz karışık oldu farkındayım.
bizler ilahi adaletin tecelli etmesini beklerken, hakimler ve savcılar için ilahi adalet diye bir kavram yoktur. onlar ellerindeki hukuk kitabına bakarlar.
kimse de bir hakimi yazılı hukuk kurallarına uygun davrandı diye suçlayamaz.
suçlanacak bir makam varsa bu konularda acil hükmüyle toplanıp yasa yapmayan parlamentodur.

devamını okuyayım »
24.06.2017 17:21