bloodmania

  • 491
  • 3
  • 2
  • 0
  • dün

maynard james keenan

tool’la albüm yapmamasıyla ilgili şikayetlerin gereksiz olduğu, tool gibi bir gruptan bile çok çok daha fazlası olan muhteşem bir insandır. çocuk sayılabilecek bir yaştayken sesini duyduğum ilk anda yerime çakılmama sebep olmuş kişisel tanrım, kendime örnek aldığım, bana devasa bir ilham kaynağı olan kişidir.

sarah jensen’ın yazdığı biyografisini okuduktan sonra kendisine olan hayranlığım katlanarak arttı, hazır kitabı bitirdim goodreads yorumlarına göz atayım dedim ve yorumların yarısından fazlasında gördüğüm şey “tool’dan çok az bahsedilmiş, müziğe yeterince değinilmemiş” türevi cümleler oldu.

maynard gerçekten çok yanlış anlaşılan bir adam, aslında “çok eksik anlaşılan” demeliydim. bu adam tool’un ilk zamanlarında, undertow döneminde sahnenin en önüne geçip hayranlarının gözüne kilitlenerek şarkı söyleyen biriyken yıllarca sahne arkasına geçip yüzünü bile göstermeden bir gölge gibi şarkı söylemeye başlıyor. peki neden? tool hayranlarının çoğunun ve medyanın leşliği yüzünden. (hooker with a penis’in sözlerine aşina olanlar neden bahsettiğimi bilirler.)

maynard dendiğinde akla hemen tool geliyor. benim için de bu böyle evet fakat onun bakış açısıyla bunun rahatsız edici bir durum olduğu çok bariz. “gruplar bir gün dağılabilirler, her zaman bir adım ileride olmalıyım” diyerek a perfect circle’a kendini “zorla” vokalist olarak aldırmış, apc’den önce solo proje olarak puscifer’ı kurmuş. bu adımların en büyük sebebi kendini tek gruba kanalize etmek istememesi. ben bundaki amacını buradaki yorumlardan bile o kadar iyi anlıyorum ki.

bu adamı sokakta görüp yanına gitseniz, telefonu gösterip bi fotoğraf çekelim deseniz, sarılmaya falan çalışsanız muhtemelen iki jii jitsu hamlesiyle yere serer sizi. içe dönük, kendisiyle kalmayı seven, göz önünde bulunmaktan hoşlanmayan biri maynard, sesi ve düşünceleriyle bilinmek isteyen biri. ki zaten -sesini saymazsak- böyle bir müzisyen olması onu böylesine yüceltiyor.

tool’un yeni albüm çıkarmamasına gelirsek eğer: tool’un ilk dönemlerindeki sözler - o agresiflik, öfke, nefret - maynard’ın gençlik dönemini yansıtıyor. çocukluğu annesinin hastalığıyla geçmiş, annesi hastalandığında kilise ahalisi “tanrı anneni cezalandırdı” demiş, sanat okulu okumak istemiş, babası burun kıvırmış, askeri okulda yıllarını geçirip oranın da tüm sıkıntılarını, iki yüzlülükleri görmüş. undertow’daki başarısıyla iyice popülarite kazanmış fakat bir noktada bu öyle rahatsız edici bir seviyeye erişmiş ki o her şeyi tüketip bütün “anlamları”, yaşama enerjisini kaybeden, scientology gibi saçma sapan şeylere kendini kaptıran ünlülere dönüşeceğinden korkmuş. tool’la aenima gibi bütün içi boş, sentetik los angeles ünlülerine sövdüğü bir albüm yapmış ve o şehirden kaçıp ona çocukluğunun geçtiği ohio’yu anımsatan arizona’da ileride üzüm bağına dönüştüreceği topraklara yerleşmiş. kendini daha derin bir insan haline getirmiş, lateralus’ı yazmış. tabii bu süreçte her albümde sahnenin ön kısmından birkaç adım geriye gittiğini aklımızdan çıkarmıyoruz.

2003 yılında annesini kaybetmiş. 10000 days albümünün çıkmasına kadar geçen süreçte iç sesini dinlemiş. albümdeki wings for marie ve 10000 days adlı parçalarla ona veda etmiş. annesinin küllerini arizona’daki üzüm bağlarının toprağına dağıtmış, naguel del judith -judith’in ruhu- adlı şarabı çıkarmış. şarabın hikayesini anlattığı belgeselde *annesinin hastalığı yüzünden neredeyse 30 yıl hiçbir yere gidemediğini, şimdiyse o şişelerde tüm dünyayı dolaşacağını söylerken gözlerinin dolduğunu görebiliyorsunuz.

tool maynard’ın iç sesiydi. tool’u bir hikaye olarak görüyorum ve bana kalırsa o hikaye çok uzun zaman önce bitti. bu adam artık tüm enerjisini ailesine, şaraplarına ve puscifer’a veriyor. ki bunun yanında yaptığı başka şeyler de var, son a perfect circle albümü gibi. fakat neden tool hakkında çıkan haberler asparagas, neden trollenip duruyoruz, neden hiçbir şey üretmiyor bu adamlar? çünkü yeni albüm yapmak için gereken kıvılcım yok. yeni albüm olur da bir gün çıkarsa burası eski tool’u isteyenlerle dolacak, yeni albüm eskilerle kıyaslanacak ondan da fazlasıyla eminim açıkçası.

maynard’ın sesini seviyorsanız, açın puscifer’ın son albümünü dinleyin. autumn, grand canyon, the remedy; birbirinden harika şarkılar. maynard hala protest bir adam ve hala muhteşem bir sesi ve söz yazma yeteneği var. ama o bir müzisyen, tek bir grupla anılmaktan çok daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum.

manas destanı kıvamındaki entry’mi sonlandırırken upuzun bir ömür diliyorum kendisine.

devamını okuyayım »