bluesy

  • 253
  • 1
  • 1
  • 0
  • 3 gün önce

icq

kişilerarası iletişim de çığır açan ‘instant messaging’ yazılımlarını en etkin şekilde kullanan neslin 80’liler olduğunu söylemek yanlış olmaz. oysa ki, dönemin erişkinleri tarafından, iş hayatının hemen her döneminde elektronik iletişimin ilk tercih edilen yöntemi ‘e-mail’ olarak kalmış, ‘instant messaging’ biraz daha laubali bir yaklaşım olarak eleştirilmiştir. 80’li yılların sonlarına doğru çıkan irc’den sonra, türkiye’de internetin etkin anlamda kullanılmaya başlandığı 90’lı yılların ortalarında insanların hayatlarında artık icq vardı. “i seek you” yani “seni arıyorum” manasına gelen bu homofon kısaltma birçok insanın hayatını değiştirebilecek bir kitle iletişim aracıydı. ağızdan, ağza yayılan, belki de ‘word of mouth’ teriminin en çok hakkını veren bir pazarlama ve yazılım harikasıydı icq.

icq, israil’de, yair goldfinger, sefi vigiser, amnon amir, arik vardi, yossi vardi tarafından mirabilis yazılım firması bünyesinde geliştirilmişti. aslında programın yapılış amacı ‘anlık mesajlaşma’ ihtiyacını en ucuz yolla gidermekti. icq’nun ücretsiz olarak dağıtılması ve böylesine kilit bir ihtiyacı gideriyor olması kitleler tarafından benimsenmesine neden oldu. 1998 yılına gelindiğinde, icq, 30 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısıyla birçok teknoloji devinin göz bebeği haline geldi. akabinde, aol tarafından 407 milyon dolara satılan icq tam anlamıyla bir iletişim çılgınlığını beraberinde getirmişti. uin (universal internet number) denen kişiye özel numaralar, hane sayısının azlığına, sanal ve gerçek dünyada itibarınızı bile etkileyecek düzeye gelmekle kalmamış, mesaj aldığınızda duyduğunuz “u-uuh” sesi de artık bir fenomen olmuştu. bundan böyle insanlar en kolay, en samimi bir şekilde dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan insanlarla yazışabiliyor, dertlerini(!) paylaşabiliyordu. bu esnada da tüm dünyada olduğu gibi icq aşıkları türemeye başladı.

1996 yılında, icq ile tüm dünya ile hemen hemen aynı anda tanışma fırsatını bende bulmuştum. o zamanlar, sınıftaki kızların bilgisayarına girip, icq’da yazdıklarına müdahale etme eylemi pek popülerdi. icq öylesine global(!) bir programdı ki, ortaokulda sınıf arkadaşım olan gökçe’nin, arkadaş bulmak için yaptığı aramada karşınsa çıkardığı insan da yine aynı sınıftaki arkadaşı onur bektaş olmuştu. evet. icq, aşkları da öylesine doğaldı ki, polonya’da ünlü bir eser(roman) olan “samotnosc w sieci (lonliness in the net)”, icq’da başlayan tutku dolu bir aşkı işlemekteydi.

zaman hızlı ilerliyor, sanal dünyadaki büyük güçler icq’ya karşı silahlarını inşa ediyorlardı. 1999 yılına gelindiğinde icq’yu tahtından edecek bir program ortaya çıkmıştı. microsoft menşeili messenger yani, nam-ı değer msn piyasaya çıktı. fonksiyon ve işlev açısından icq’yu geriden takip ediyor olsa dahi insanlığın icq ile yaptığı müthiş açılımdan sonra, global’den yerel’e bir yaklaşım çerçevesinde sunulmuştu messenger. öyle ki, icq’nun aksine kişinin e-mail adresini bilme zorunluluğu getiriyordu kişi ekleme işlemi. icq’da canımızın istediğine, istediğimiz mesajı yazma özgürlüğü bir anda elimizden alınmıştı. zaman geçtikçe elit (!) internet kullanıcıları msn’i daha saygıdeğer bir ‘anlık iletişim’ programı görmeye başladığından icq’nun saltanatı sona ermeye yüz tuttu. icq yapıldığı ilk günden beri, kişi “offline” yani çevrim dışı olsa dahi, mesaj gönderme özelliğini barındırıyordu. msn bu özelliğini sanki duyarsız ve rekabetten uzak bir tavırla, 2004 yılına kadar eklemeye gereği duymadı. şunu eski icq’cular çok iyi bilir ki, msn asla icq’dan daha iyi bir program olamadı. ancak, microsoft’un pazar ünü, dünyadaki her 10 pc’nin 9’unda windows işletim sistemi oluşu msn’in işini kolaylaştırıyordu.

2002 yılına gelindiğinde, icq’nun aktif kullanıcı sayısında belirgin bir düşüş yaşamıştı. msn’in, yeni ‘instant messenger’ devi oluşuna nispet yaparcasına, yazılım eklentileri devam etti. öyle ki, en güzel oyunlar halen icq’da bulunmaktadır. msn insanlara sanki tekerleği yeniden icat edermiş gibi verdiği havadan nasibini alan web-cam çılgınlığı da tam bu sırada başlamıştı. icq bu özelliği yıllardır barındırmasına rağmen pek tutulmamış, kaldı ki, amaç zaten ‘mesaj yazmak’ olunca böyle bir şeyin de yazılımın doğasına aykırı olduğu gerçeği bir kenara atılmıştı. msn, artık web-cam ile kısmen daha muhafazakâr bir yaklaşımla, insanların evini yakın çevrelerine açma amacını benimseme yolunu tutmuştu.

2003 yılında, gelindiğinde piyasada onlarca ‘instant messaging’ yazılımı yerini almıştı. e-buddy adlı yazılım, ise bunları ortak bir platformda toplayarak, ulaşımı ve program yükleme derdini kısmen ortadan kaldırarak farklı bir ihtiyacı karşılaşmıştı. bunu 2007’da google’ın, gmail bünyesinde verdiği g-talk hizmeti izledi. artık insanları, iş yerlerinde ‘instant messaging’ programlarının yasak olduğu yerlerde, g-talk sayesinde ‘gizli’ olarak konuşabiliyordu. mamafih, sağ ekranın ufacık bir köşesinde kasvetli bir hava veren ‘g-talk’, bana göre ‘gizli konuşma’ olarak kayda değer bir başarı elde edemedi.

günümüzde artık, facebook çılgınlığı yaşanırken, 2008 yılında ‘anlık mesajlaşma’ eklentisi yüzkitabında da yerini almakta bana göre biraz geç kaldı. aradan geçen 13 yıl içerisinde gelinen noktaya baktığımızda şunu söyleyebiliyorum:

“kitleler arası iletişimde, ‘instant messaging’, diye tabir ettiğimiz ‘anlık mesajlaşma’ zaman içerisnde, direk veya endirekt yollarla kısıtlanmış ve insanın yakın çevresine yönelmesine neden olmuştur.”

“u-uuh”…

kaynak: www.daily-compass.com

devamını okuyayım »
20.03.2009 00:13