bob hite

  • 1822
  • 1
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

2015 ekonomik krizi

ekonomik dengelerin bozulmasını, gündem değiştirerek engelleyemiyorsun.

üzerine 13 sene önce oturduğun yapısal refromların devamı gelmeyince, istediğin kadar gezici de, istediğin kadar paralel yapı de, istediğin kadar osmanlıca de, olmuyor...son birkaç aydır gündem değiştirme çabalarında bir artışı siz de görmüyor musunuz? yıllık gündem değiştirme kotasını 2 ayda doldurduk nerdeyse. türklerin keşiflerinden girdik, osmanlıcadan çıktık, külliyeden girdik harf devriminden çıktık, karşılama töreni kıyafet komedisinden girdik islamofobi'den çıktık...

hatta yukarda bahsettiğim (2002den önce yapılmış olan) bazı reformların geriye doğru (bkz: merkez bankası özerkliği) ilerlediğini görünce, ab'den iyice uzaklaşıldığı anlaşılınca, kesinlikle apayrı olması gereken yasama-yürütme-yargı artık tek vücut haline gelince, economist dergisinin bile adını koyduğu ve kapak yaptığı padişahlık sistemine geçince, zaten hassas olan bazı dengeler daha da bozulma yoluna gidiyor.

bir kısmını şurda paylaştım...küresel olarak 1999 yılı krizinin bir benzerine doğru ilerliyoruz.

gündemi ne kadar değiştirmeye çalışırsalar çalışsınlar, olmuyor...küresel dünyada kimse bu gündem değiştirme oyunlarını, icat edilen sikimsonik düşmanları takmıyor... işsizlik artıyor. cari açık 45 milyar dolar ve arap dolarları ile ancak bu kadar düşebildi...sürekli artan bir dış ticaret açığın var. finansmanı her geçen büyüyor. reform adı altında ev alanlara yardım yapacam deyip, yastık altı paralarını bankaya götürmeye çalışıyorlar ve bir nevi ikinci yeni 'bes' yaratmaya çalışıyorlar, ama tutmuyor.. para kaynakları tükendi. satılacak devlet kuruluşları bitti...bedelli askerlik daha birkaç sene evvel çıkmışken hoopp tekrar hortlatıldı, üstelik de yaş 28e tutar ise 30binden 18bine düşürüldü ki çook kişi faydalansın... para bulmak için olmadık taklalar atılmaya başlanıyor...sigortalı olmayanlardan bile para istenilmeye başlandı... evlerin emlak vergisi uçtu. şimdi bir de otopark vergisi alınmak isteniyor...yol parası kaldırım parası topladı bazı şehirler...öte yandan dibinde iki ülke iç savaş yaşıyor, ama biz kaçanların finansal yükünü taşıyoruz ve bu devasa finansal yükün en azından bir kısmını alabilmek için birlemiş milletlere sözümüz bile geçemiyor...emeklililik sistemimiz batmak üzere ama sistemi çevirecek şart olarak yeni çocuk yapma fikrinden öte elde bir b planı yok...işin acısı zaten az olan parayı bir de saraylar yaptırarak harcadık...vergileri saraya, uçaklara, makam araçlarına yatırdık...son birkaç yıldır yap işlet devret modeli ve ithal know-how gereken bir iki tane proje haricinde ekonomiye olumlu katkılar son derece sınırlı...

herşey bir yana, avrupa piyasaya para pompalamaya çalışırken, abd bile faiz artırmaya hazırlanırken biz sıcak parayı da uzaklaştırıyoruz ama kimse farkında değil..durmuş yılmaz'ın bir sene önce yaparak bir nebze olsun düzelttiği şeylerin, şimdi bir "emir" ile tam tersini yapmaya çalışıyoruz. (bkz: 28 ocak 2014 faiz artırımı)

çürümüş siyaset , bitik hukuk sistemi, bastırılmış sanatçılar, korkmuş-sinmiş aydın kesimi, kamplaştırılmış insanlar gibi sosyal şeyleri bir kenara koyuyorum, iktidardakilerle aynı görüşü paylaşmayan her insanın/ hatta onlarla aynı görüşü paylaşan kadının bile ülke içinde yeri-konumunun "sıfır" olmasını bile bir kenara koyuyorum...

direkt vergi toplanamadığı için dolaylı vergilere yükleniliyor; yani vergi adaletin sıfır...asgari ücret sadece 390dolar, ama ülkedeki açlık sınırı ise 515 dolar, yani resmi rakamlara göre ülkede çalışan tam 5 milyon kişi açlık sınırının da altında yaşıyor... en fakir oecd ülkesiyiz ama komik kısmı bu fakir vatandaş en pahalı benzini kullanmak durumunda...işsizlik %10'u geçti....son 2 senede resmi enflasyon %16'dan az olmasına rağmen, 2 senelik usd devalüasyonu %37 olarak gerçekleşti (ocak2013-ocak2015), sadece bu devalüasyon bile ekonomik kriz demektir.

herhangi bir ülkede sosyal patlama yapabilecek bu şeylerin şu ana kadar hala patlama yaratmamış olmamasının tek sebebi olarak, seçime kadar bir şekilde "din" olgusu, "mağduriyet" olgusu, "ahlak" olgusu yaratılan gezici-paralelci-lobi gibi sikimsonik düşmanlar yine sonuna kadar kullanılacak...olmayan medyanın yapamadığı haberleri bir kenara bırakıyorum.

daha durun, "başkan" olunabilmek adına daha nice komiklikler, nice sirk gösterileri izlicez...öyle ki duşakabinoğulları, külliyeler, osmanlıcalar, türklerin dünyadaki keşifleri, vesayetler hepsi solda sıfır kalacak.

ama peki ya sonra?

ey ülkem, ya seçimden sonra ne yapacaksın?

elinde yapısal reform paketi mi var? açıklanan program mı var?

açıyorsun ekonomi kanallarını, izliyorsun. ne diyorlar farkında değil misin? hangisi yapısal reform diyor, hangisi ekonomik paket diyor, hangisi ekonomik önlem diyor...hangisi domestik şeylerden bahsediyor? üretime dayalı, istihdam artışına dayalı, ihracata dayalı ne gibi planlar konuşuyor? sahi hiç böyle şeyler konuşuluyor mu?

hepsi şunu diyor: fed faizi, petrol fiyatı, draghi'nin açıklamaları, yellen, arap sermayesi, rusya-ukrayna savaşı...yani hiç birisi senin elinde olan şeyler değil. hepsi küresel...

yani bugün hala kriz tam anlamıyla patlak vermedi ise, küresel sebeplerden dolayı...sikimsonik lobilerden gezicilerden, paralelcilerden değil.

ciddi olarak izlediğin hangi ekonomist, hangi ekonomi kanalı gezici diyor, paralel yapı diyor?

petrol tekrar yükselişe geçse ne yapacaksın?
fed faizi artırsa b planın var mı?
araptan para her zaman gelecek mi sanıyorsun? hadi geldi diyelim, taşıma suyla bu değirmen ne kadar dönecek?
en fazla turizm gelirinin olduğu rusya ciddi bir ekonomik darboğaz içindeyken, bu sene sana gelip döviz bırakacak mı sanıyorsun?

devamını okuyayım »
30.01.2015 00:40