bozstarr

  • 91
  • 9
  • 1
  • 0
  • 5 gün önce

çanakkale savaşının askeri değeri yoktur

bazı suserlara irsal,

atatürk, muharebeye son anda katılmamış, çıkarmanın ilk (25 nisan) gününde ihtiyattaki 19. tümen kuvvetlerinin komutanıyken türk savunmasının hazırlıksız yakalandığı haberini aldığında (27. alay 2. tabur askerleri çok geniş bir sahil çizgisini küçük gruplar halinde tutmaktadır. bu tahkimat alman komutanların kararıdır ve çıkarmanın ilk günü yanlış bir karar olduğu anlaşılmıştır) arıburnu’ na en yakın kuvvet olması itibariyle -ki aynı saatlerde 27. alay komutanı yarbay mehmet şefik bey de oraya ulaşmaya çalışmaktadır- şahsi inisiyatif kullanarak 57. alayın başında cepheye yetişmiş, hücum etmiş ve de düşmanı daha ilk gün 261 rakımlı tepenin arka eteklerinde durdurmuş, onları püskürtmüş, anafartalar grubunun komutanı olunca 10 ağustos günü conkbayırı’ndan yapılan taarruzu (bu hücum kararı da ona aittir) ileri hatlardan yönetmiş ve orada yaralanmıştır. muharebenin sonuna kadar da bu hatlardan uzaklaşmamıştır. bahsedildiği gibi ihtiyatta kalıp ileri sürülmediği büyük bir gaflet ve hatta yalandır. bizzat ileri atılıp birçok bireysel riskli kararı cesurca almış rütbe kazanmış ve grup komutanı olmuştur.

daha sonra, 261 rakımlı tepede yaşanan göğüs göğüse, amansız savaşı anılarında şöyle anlatacaktır;

“…düşmanın karaya çıkmış piyadesinin henüz oradan uzak olduğunu anladım. efrat (erat) o müşkül araziyi bilâ tevakkuf kat’etmek (hiç durmadan geçmek) yüzünden yorulmuş ve yürüyüş umku (derinliği) pek ziyade derinleşmişti. alay ve batarya kumandanına efradı tamamen toplayıp küçük bir istirahat vermelerini söyledim. denizden mestur (örtülü) olarak on dakika kadar tevakkuf edecekler, sonra beni takip edeceklerdi. ben de, orada bir aptalgeçidi vardır, o aptalgeçidi’nden conkbayırı’na gidecektim. yanımda yaverim, emir zabitim ve sertabip ile oralarda tekrar bulduğumuz fırka cebel topçu tabur kumandanı olduğu halde evvelâ atlı olarak yürümeye teşebbüs ettik, fakat arazi müsait değildi. hayvanları bıraktık, yaya olarak conkbayırı’na vardık.
şimdi burada tesadüf ettiğimiz sahne en enteresan bir sahnedir. ve vakanın en mühim ânı bence budur.
bu esnada conkbayırı’nın cenubundaki (güneyindeki) 261 rakımlı tepeden sahilin tarassut ve teminine memuren (gözetleme ve korunması göreviyle) orada bulunan bir müfreze efradının conkbayırı’na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. bizzat bu efradın önüne çıkarak:
- niçin kaçıyorsunuz? dedim.
- efendim düşman! dediler.
- nerede?
- işte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve kemal-i serbesti ile (tamamen serbest olarak) ileriye doğru yürüyordu. şimdi vaziyeti düşünün:ben kuvvetlerimi bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye... düşman da bu tepeye gelmiş... demek ki, düşman bana benim askerlerimden daha yakın! ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena vaziyette duçar olacaktı (düşecekti). o zaman artık bunu bilmiyorum, bir muhakeme-i mantıkiye (mantıki durum tartışması) midir, yoksa şevki tabiî (içgüdü) ile midir, bilmiyorum; kaçan efrada:
- düşmandan kaçılmaz, dedim.
- cephanemiz kalmadı, dediler.
- cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim.
ve bağırarak bunlara süngü taktırdım, yere yatırdım. aynı zamanda conkbayırı’na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasının yetişebilen efradının marş marşla benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitini geriye saldırdım. bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. kazandığımız an bu andır.”

savaşın sonuna kadar ihtiyatta kaldı diyen bilgisizliğin pençesindekiler! okuyun biraz ve gidin o savaş alanlarını gezin. ama öylesine değil, gerçekten gezin, girebildiğiniz tüm patiklara girin (yılanlara dikkat edin), saygıyla ve merakla ve de tüyleriniz diken diken oluncaya, sırtınızdaki gömlek terden üzerinize yapışıncaya kadar dinleyin, koklayın oraları.

tanım: zırva, riya, iftira, cehalet,ihanet

savaşın askeri değeri ise tartışmaya açık değildir. başlı başına 1. dünya savaşı nice yetenekli komutanları parlatmış, nice vatan evladımızın da geleceğini o toprakların altına gömmüştür.

huzur içinde yatsınlar!

edit: imlâ

devamını okuyayım »