buenaventura

  • mangal yürekli rişar (519)
  • 828
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

1971-1976 arası doğan efsanevi nesil

hayattaki ilk anılarından biri komşu çocuğu bahadır ile oynamak için kaşla göz arasında evden tüyüp sonrasında annesinden bir araba sopa yemesi ve kulağından sürüklenerek eve getirilmesi olan nesildir. 'sokağa çıkma yasağı' o yaşta kavraması zor bir ifade tabii.
sokakta oynamıştır, hem de delicesine, geceyarılarına kadar. bu sayede doğal hayata aşinadır, bir tırtılı kırmızı iri karıncaların (bir adı var mıdır bilmiyorum) yuvasının önüne atıp parçalanmasını izlemiş, kuzenleriyle beraber aynı zavallı karıncaların yuvasını deşip keşfe çıkmıştır. sineklere yaptıklarını anlatmak bile istemiyorum. ayrılmaz silahı sapandır, bir sokak köpeğine taş atması sonucu ısırılmayı da başarmış, ama o dönemde iki de bir trt'de yayınlanan kuduz filminden nasıl korktuysa (karnımdan iğne yaparlar diye) kimseye söylememiştir bunu da. yaşaması mucizedir yani.
güğümde ısıtımış suyla leğende haftada bir kez banyo yapmış, ıslanmış çoraplarını kömür sobasına bastırarak kurutmak gibi ilginç işler denemiştir.
ilkokul 1. sınıfta müdür'den sırtına tekme yemiş, okul hayatı boyunca avuçlarına cetvel ile vurulması vakayı adiyeden olmuştur. tüm okul hayatı tepesinde demokles'in kılıcı gibi sallanan disipline verme tehditleri ile geçmiştir.
ailesi tarafından her türlü siyasi söylemden özenle uzak tutulmaya çalışılmış, ama daha ortaokul yıllarında dayı'nın dede'nin bodrumunda bir koli içinde saklanmış 'yasaklı' kitaplarının bulunması ile siyasete hızlı bir giriş yapmıştır.
c64'ün oyun oynamak dışında işlere de yaradığının farkında olmasına rağmen yaşadığı küçük anadolu kentinde ne bir kaynak ne de bu işlerden anlayan kimse olmadığı için bir süre sonra bu işi kendi kendine çözemeyeceğini anlamış ve hevesini yitirmiştir. bu dönemdeki en büyük başarısı ekranda (ekran dediğim bildiğin tüplü televizyon) zıplayan bir top olmuştur. ama bu altyapı sonrasında işine yaramamış da değildir, pc'yi, tablet'i, akıllı telefonu kolayca kabullenmeyi ve günlük hayatının bir parçası yapmayı bu sayede kolayca başarmıştır.
evlerin en müstesna köşelerine yerleştirilmiş - yanında her daim yükseltici ve adaptörü ile bir kutsal üçlü oluşturan - tüplü televizyonda köle isaura'yı, shogun'u, esteban'ı, clementine'i, kimagure orange road'u izlemiştir. 32. gün ve olacak o kadar'ın bebekliğini bilir. bir de video'lar vardır tabii hatırlamak istemediği, tüm eş dost akraba toplanılıp küçük emrah ve ibo filmleri seyredilen...
gazete bayii'nden - sadece yazıları için - playmen ve playboy almış, bunları evde saklamak için akla karayı seçmiştir.
okumayı öğrendikten sonraki llk favori yazarı stephen king'e, üç beş kitap okuyup entel ayaklarına yatmaya başlayınca hemen bok atmaya başlamış, ama gizliden kara kule okumaya devam etmiştir (affet bizi sai).
müzik zevki 80'lerde gelişmiştir. bu yüzden sonraki yıllarda dinlediği hiçbir şeyden bir def leppard, mötley crüe'den aldığı tadı alamamış, milletin ayılıp bayılarak dinlediği 90'lar, 2000'ler albümlerine her daim dudak bükmüştür.
evren'li, özal'lı, çiller'li, akbulut'lu, yılmaz'lı, erdoğan'lı yılları yaşamış ve aklını hala kaybetmemiştir.

söylenilenlerin tersine 12 eylül'ü en travmatize yaşamış kuşaktır.

ayrıca prekazi'nin monaco'ya attığı golü ve tanju'nun neuchatel'e attığı 4. golü canlı izlemiştir.

devamını okuyayım »
17.04.2014 15:46