bugunekadarsustumsirabende

  • 146
  • 3
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

ekşi itiraf

aniden yaşamanın güzel, çok doyurucu bir şey olduğu hissine bırakıyorum kendimi. genelde gerçekten hayatına dokunduğum, hayatıma dokunan insanları düşündüğümde oluyor bu. umutsuzluğa kapılan birine usulca fısıldamak istiyorum. her şey geçecek ve yaşadığın için iyi hissedeceksin.

son zamanlarda aklımdan gitmeyen iki şey buna sebep oldu sanırım. 39 yaşındaki, ailesinin baskısından kurtulmak için kötü bir evlilik yapan, kendi annesine saygısını kaybetmiş bir çocuğu olan ve nihayetinde boşanıp türkiye'de dul olmanın sana yükleyebildiği her türlü olumsuzluktan nasibini almış olan kuzenimin ettiği bir söz birincisi. hastanedeki işleri için kendisine yardım edeceğim günde sözleştiğimiz yeri bulamayıp üniversitede okulun önünde beklemiş. gün bitip koltukta dinlenirken, gerçekten ama gerçekten bulunduğu mekandan ve zamandan soyutlanmış bi şekilde boşluğa bakıp; '' gençler ne güzeldi uzun uzun izledim, eğer bu hayatı yeniden yaşamama izin verseler varımı yoğumu çalışmaya verip kendi ayaklarımın üzerinde dururdum.'' dedi. kısa bir andı ama söylediği cümle o kadar ağırıma gitti ki. tatmin olunmayan ve çoğunlukla sıkıntılarla geçen bir hayatın omzundaki yüküydü bu söz. pek çok şey düşündüm pek çok şey hissettim. neredeyse zemin kayganlaştı, zaman yavaşladı.

ikincisi bir arkadaşımın anısıydı. deniz aşırı bir ülkeye yaptığı seyahatte uçak çok ciddi türbülansa girmiş. başta o kadar korkmadıysa da oksijen maskeleri inince iyiden iyiye korkmuş ve bir müddet sonra öleceğini düşünmüş. buna inanmış. o an ne düşündün ne hissettin diye sorduğumda yüzü gerçekten sakin bi ifadeye büründü. benim o yaşta birinde hiç denk gelmediğim bi ifadeyle 'yaşadığım hayat için teşekkür ettim.' dedi. bu arkadaşım çok iyi bir üniversitede oldukça başarılı biri. zamanının çoğunda ders çalıştı ve stresli sınavlara girdi. ölümü çok yakınında hissettiği o saniyede kendisine verilenler ve kendi yapabildikleri için mutlu hissetmiş. eğer o anda o uçakta ölseymiş mutlu bir ölüm olacakmış.

sakin bi adada çay bahçesinde oturup, yapması gereken her şeyi yapmış, söylemesi ve duyması gerekenleri halletmiş, yıpratıcı arzuların esiri olmayan, sadece olabildiğine sakin ve esen rüzgarın kendisine hissettirdiği ferahlıktan başka hiçbir şeyi düşünmeyen biriymiş gibi hissettim kısa bir an için. işte bu yüzden yazdım bunları düşündüğümü bile bilmeden. sanırım o adada oturan biri gibi hissetmek istiyorum öleceğimi düşündüğüm bir türbülansa girersem.

devamını okuyayım »