buhalimlekabulet

  • her eve lazım (747)
  • 945
  • 1
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

sözlükçülerin 20 sene önceki hali

strech kotum, üzerime iki beden büyük benetton t shirtüm ve cırt cırtlı spor ayakkabılarım var. bisikletimle (o meşum kazayı geçirene dek) teyzemden dayıma, dayımdan sahile fink atıp duruyorum. ama takıldığım pek arkadaşım yok, zaten olsa da takılmama izin veren bir anne babam yok. kuzenlerimin ve onlara verdiğim kitap ve kaset siparişlerimin istanbul'dan gelmesini dört gözle bekliyorum. onun dışında denize gidip geliyor, balkonda gelip geçenleri, yazlıkçı gençleri ve denizi izliyor, öğlen uykuma kitaplarımla birlikte dalıyorum. kışın okul bahçesinde voleybol oynadığımız arkadaşlarımdan birini görürüm umuduyla çarşıya manava bisikletimle gidiyorum bir süre, sonra bundan da vazgeçiyorum. lastik bantlı ve tabanlı, rengarenk terliklere heves ediyorum. annem, istediğim her şeye verdiği olağan tepkiyle 10 günlük düşünme süresine giriyor. bir şekilde bunu duyan yengem, elinde lastik ayakkabılarla geliyor. eğer öldükten sonra bir hayat ve cennet-cehennem varsa, yengeciğim, yaptığı enfes yemekleri saymazsak, yalnızca o ayakkabılar sayesinde bile şimdi cennette olmalı. kuzenlerimin istanbul'dan gelişi ile kitaplarım ve bryan adams kasetim geliyor. büyük kuzenim, "çekme" kasetinden metallica ve unforgiven adlı bir parçayı ısrarla dinletmesine rağmen biz kızlar, tüm yazı everything i do diye anırarak geçiyoruz. unforgiven ve metallica, onlar gittikten sonraki keşfim olacak. kuzenlerimin gideceği son gece, kasabanın tek diskosuna cümbür combalak ani bir kararla gidiyor, birer birayla fena halde eğleniyoruz. gece yarısını biraz geçe eve döndüğümde, kuzenlerimle olduğumu bilmeyen babamdan hayatımın ilk ve son tokadını yiyorum. çok sevdiğim birinin haksızlığına uğradığımda sesimi çıkaramayışım o halimden kalma.

devamını okuyayım »
06.09.2011 10:32