calmind

  • 1264
  • 7
  • 4
  • 0
  • 3 gün önce

dünyanın en şanslı adamı

dünyanın en şanslı adamı, hatta tam anlamıyla dünyanın en ''ballı'' adamı, 1747 - 1806 tarihleri arasında yaşamış olan amerikalı iş adamı timothy dexter'dır. kendisinden ünlü isimlerin sonu hüsranla biten aşklarını anlatan jennifer wright imzalı ''böyle mi olacaktı?'' isimli kitap sayesinde haberim oldu. biraz daha araştırma yapınca hâlâ bu adamın hayatını anlatan bir filmin çekilmemiş olmasına inanamadım. az sonra okuyacaklarınız tamamen gerçek olup en ufak bir abartma yoktur.

timothy dexter, 22 ocak 1747'de malden, massachusets'de doğdu. iyi bir eğitim almadan geçen gençlik yıllarında bir dericinin yanında çırak olarak çalıştı. satış öncesi derilerin boyanması ve hazırlanmasıyla uğraşıyordu.

yirmi iki yaşına geldiğinde, kendinden on yaş büyük olan newburyport'lu zengin dul elizabeth frothingham'la evlendi ve kadının evine taşındı. timothy koyun, geyik ve mus derilerini pazarlayarak mesleğini sürdürürken elizabeth de evlerinin bodrumunda açtığı dükkânında sebze ve meyve satıyordu.

gelgelelim, timothy'nin daha büyük hedefleri vardı. yüksek sosyeteye girmeyi ve devlet dairesinde bir iş bulmayı kafasına koymuştu. böylece newburyport'un yönetim dairesine dilekçeler yazmaya başladı. yetersiz eğitimi nedeniyle dilekçelerinin çoğu okunmaz haldeydi. onlarca dilekçeden sonra konsey üyeleri ona ''geyik muhbiri'' unvanını verdi. işi, geyiklerin kurallı öldürülmesini tatbik etmekti.

geyikleri hizada tutmasına rağmen çevresinde onun tam bir aptal olduğunu düşünen kötü niyetli insanlar vardı ve onu zarar getirecek yatırımlar yapması için kandırmaya çalışıyorlardı. amerikan bağımsızlık savaşı'nın sonlarına doğru, timothy'yi (amerikan kongresi'nce tedavüle sürülen para birimi olan) ''kontinental parası'' alması için gaza getirdiler. para o kadar değersizdi ki, o dönemde değersiz şeyler için ''bir kontinental bile etmez'' deyimi kullanılıyordu.

ne var ki, savaştan sonra amerikan hükümeti kontinental para biriminin yüzde bir yazılı değerden hazine bonosuyla takas edilebileceğini duyurdu. yok pahasına kontinental biriktiren timothy, bir gecede zengin bir adam oluverdi.

servetiyle iki ticaret gemisi satın aldı. ama ne nakledeceğine dair bir fikri yoktu. birçok ingiliz malı ürünün batı hint adaları'na amerika üzerinden gönderildiğini fark etti. kimsenin satmadığı bir ürün bulabilirse, kâr edeceğine emindi. derken aklına kimsenin yatak ısıtıcısı göndermediği geldi.

ılıman bir iklimi olan batı hint adaları'na elbette kimse yatak ısıtıcısı göndermiyordu. bunun pek akıl kârı bir kargo olmadığını düşünen ve bir yanlış anlama olduğuna hükmeden gemi kaptanı, ısıtıcılara birer sap taktı ve onları pekmez kepçesi diye sattı. kepçeler kapış kapış giderken timothy servetini katladı.

bunu duyanlar alay eder gibi güneye de artık yün bereyle eldiven satar gibi yorumlarda bulundular. timothy bunun da harika bir fikir olduğunu düşündü ve tropikal bir iklimi olan gine'ye yün bere ve eldiven yolladı. neyse ki, şans eseri bütün malları sibirya'ya doğru yola çıkan uzakdoğulu tüccarlar tarafından büyük kâr bırakarak satın alındı.

serveti giderek büyürken balinaların öldüğünü duydu ve bulabildiği tüm ölü balinaları satın aldı. korseler için balina kemiği gerektiğinden bu işten de güzel bir para kazandı.

dexter'ın akıl almaz talihi çevresindeki insanları şaşırtıyor ve onları iyice kudurtuyordu. bir sonraki iş önerisi, newcastle'a kömür yollamasıydı. newcastle, kömür madeniyle ünlüydü ve beyhude işleri tarif etmek için kullanılan ''newcastle'a kömür satmak'' diye bir tabir vardı. dexter, newcastle'a bir ton kömür gönderdi ve şansına, gemisi tam madenciler grev yaparken limana demir attı.

atılımları arasında karayipler'e sokak kedileri göndermek de vardı. yakın zamanda patlak veren sıçan istilasının üzerine gelen kediler büyük coşkuyla karşılandı.

timothy artık zamanının en zengin adamlarından biri olmuştu. o kadar şanslıydı ki, timothy dexter bir şeyi satın alıyorsa aldığı şeyin değeri tavan yapacak diye tüccarlar ona mal satmak istemiyordu.

tüm bu süreç boyunca, geyik muhbiri görevini de son derece ciddiye aldı saf milyoner. sosyal ilişkilerini hep canlı tutan dexter, yerel kiliseye alınacak çanın masraflarını karşıladı ve fakirlere yardım etti.

evlilik hayatında ise aynı derecede şanslı olduğu söylenemezdi. alkole düşkünlüğü ve tuhaf huyları nedeniyle karısına pek gün yüzü göstermiyordu. ölürse insanların nasıl tepki vereceğini merak ettiğinden, kendi cenaze törenini düzenledi. malikanesindeki törene üç bin kişi geldi. dexter durumdan çok memnundu, ta ki karısının yeterince yas tutmadığını anlayana kadar. bunun üzerine birden yattığı yerden fırladı ve karısını bir güzel fırçaladı.

1806'daki ölümünden dört yıl önce ''a pickle for the knowing ones or plain truth in a homespun dress/ bilenler için bir müşkül ya da ev yapımı elbise içinde saf gerçek'' adlı yirmi sayfalık otobiyografi kitabını yayımladı. kitapta hiçbir noktalama işareti yoktu. bu konuda alaylı yorumlar alınca, ikinci baskısında (toplam sekiz baskı yapmıştı) okurları istedikleri yere yerleştirsinler ya da kendi tabiriyle ''ben buraya bir tomar işaret koyuyorum, onlar da istedikleri gibi sağa sola serpiştirsin'' diye kitabın sonuna noktalama işaretleriyle dolu bir sayfa ekledi.

devamını okuyayım »