canon in d

  • 1192
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 ay önce

fatih altaylı

yaklaşık 10 yıl önce doğu perinçek'i çıkartmıştı programına. işçi partisi hakkında dün levent kırca'ya sorduklarının (pkk ile yakın mısınız? dağda öcalan ile fotoğraflarınız var? eskiden maocuydunuz şimdi atatürkçü mü oldunuz? vs.) aynılarını sormuştu. perinçek, tatmin olursunuz ya da olmazsınız, hepsine cevap vermişti. levent kırca'yı her koşulda alt edebileceğini, büyük ihtimalle, kırca'nın yakın zamanda işçi partili olması sebebiyle düşündü. üstelik altaylı'nın elinde bir de bonus vardı; kırca'nın sanatçılar girişimindeki gafı.

dünkü tartışmada altaylı her zamanki metodunu uyguladı; sıkışınca işçi partisi sorularını sor, daha da sıkışırsan kırca'nın sanatçılar girişimindeki terbiyesizliğini hatırlat. kırca bu sorulara cevap vermekle uğraşacak ve savunmasız kalacaktı. hesap etmediği tek şey kırca'nın, müthiş bir sakinlik ile kendisine altaylı'nın "kim" olduğunu hatırlatması oldu.

altaylı'ya "yalaka" "dönek" vs. diye ithamlarda bulunmam. burada altaylı'ya bu ithamlarda bulunanların da gerçek hayatta ne kadar cesur olduklarını, irili, ufaklı ne yalakalıklarda, dönekliklerde bulunduklarını da merak ederim. kim bilir kaçımız, karşı olduğu halde, hükümete şöyle ya da böyle yakın bir patronun emrinde çalışıyor. kim bilir nelere sesini çıkarmıyor, çıkarmamak zorunda kalıyor. herkesin kendi bileceği iş. vicdan burada devreye giriyor işte. altaylı'nın dünkü halleri hep bunları düşündürttü bana. sanki vicdanı sinirlendirdi altaylı'yı bu kadar. ıstván szabó'nun müthiş filmi mephisto'nun son sahnesinde başrol oyuncusunun bir o tarafa bir bu tarafa koşması gibi, vicdanının yarattığı gölgeler arasında.

devamını okuyayım »
16.01.2013 13:27