catherine dervis

  • 448
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

çoğunluk

oldum olası gündelik hayat anlatan, gerçekçi, düşük tempolu filmleri severim. misal ken loach filmleri, michael winterbottom filmleri. çoğunluk, türk sinemasında nedense yapılmayan bu tür için bir mihenk taşı olabilir. düşük bütçeli, averaj prodüksiyonlu, sıradan anlatımlı bir film olmakla beraber, çoğunluk belli ki çekim öncesi üzerinde çok çalışılmış, çok fazla kafa yorulmuş bir film.

gittiğim dandik sinema kurslarında aklımda kalan önemli şeylerden biri, sinema yapıyorsan o filmde çatışma olması zorunluluğu idi. gerçekten de baktığımızda, ne izlersek izleyelim, ister acayip bi sanat filmi olsun, ister hababam sınıfı olsun bir çatışma var. çoğunluk, çatışmanın dibine vurmuş bi film. tek bir filmde benim sayabildiğim beş on tane ciddi çatışma var. bu durum sinemasal olarak yanlış olsa da (bu kadar çatışmayı tek bir filmde işleyemezsin) , yönetmenin bu yanlışı fimi izlerken çok da rahatsızlık vermiyor.

70lerde doğanların, 80lerde doğanların ve 90larda doğanların farklı şeyler algılayacağı, farklı değerlendirmelerde bulunacağı bir filmi türk sinemasında epeydir izlememiştim, bu yüzden de ayrı bir yeri olabilir çoğunluk'un. zira, filmdeki karakterlerin hayata bakış açıları oldukça güzel değerlendirilmiş ve yansıtılmış. bir türk filminde ilk defa "disfunctional family" kavramını bu kadar net görebilmek bile takdir edilesi.

izleyenler olabileceğini düşünerek filme dair çok bilgi vermek istemem. ancak şunu söyleyebilirim ki, bir şekilde günümüz sosyal dinamiklerini düşünmek için bu film güzel bir fırsat. çok fazla sosyal analiz ve değerlendirme var. filmde olmamış olan, bir çok diyalog ve repliğin basit ve yüzeysel oluşu. o kadar ki, maalesef filmi etnik bir çatışma eksenine sokuyor. bunlar daha iyi kotarılsa, belki de günümüz türkiyesinin en sosyal içerikli filmi olacak, diğerleri için de güzel bir kapı aralayacak, yıllar sonra da hatırlanacaktı.

filmde kullanılan lisan ne fazlası ne eksiğiyle harika. herkes duruma ve rolüne yakışan cümlelerle konuşuyor ki bu çok önemli. maalesef birçok türk filmi, televizyonda da fırsat bulabilmek için gerçekdışı bir lisan seçiyor. görüntüler, müzikler, sanat yönetmenliği sıradan. yönetmenlik ortalamanın üzeri, hikaye, daha önce bu kadar çalışılarak işlenmediği için ilgi çekici. oyunculuklara gelince, ben başroldeki çocuğu çok çok iyi bulmadım. hayatının fırsatını kaçırmış, üzüldüm biraz. kız, filmin ace'i. daha da iyi yerlerde görmek isteriz kendisini. çocuğun babası tıpkısının aynısı rolü başka filmde de oynadığı için (bkz: kader) bu filmde de aynı rolü aynı şekilde oynayarak benim nazarımda yanlış iş yapmış. o yüzden kendisine olumlu bir şey söyleyemiyorum. diğer rollerin silik tanımlanmasına rağmen bu oyuncuların yine de biraz rol çalmasını beklerdim olmamış.

keşke, daha önce de söylediğim gibi, yönetmen bu filmi yarım yamalak bir etnik eksene oturtmasaydı da (filmin adı da daha anlamlı bir şey olurdu bu sefer herhalde) seyircinin kendi değerlendirmesine bıraksaydı hangi çatışmayı seçeceğini.

her şey bir yana, çoğunluk, sinema ne şahane şey dedirtiyor. ciltlerce kitapla anlatılamayacak şeyleri, karman çorman da olsa, darmadağınık da olsa iki saatte anlatıveriyor. izleyiniz..

devamını okuyayım »
17.10.2010 02:09