cathy

  • aklıselim (556)
  • 560
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

wuthering heights

sadece ismi bile ıssızlıkta rüzgarın uğultusunu duymanız için yeterlidir. roman boyunca hissedersiniz fondaki fırtınanın sesini. o fırtına cathy ile heathcliffin ruhunun da fırtınasıdır aynı zamanda. fırtına wuthering heights'ın camlarını nasıl dövüyorsa cathy ile heathcliffin aşkı da sizin ruhunuzu öyle döver. öyle içinize işler. öyle canınızı yakar.

wuthering heights, heathcliffin misafir edildigi ve beraberinde ruhunun lanetini de sürükledigi evin adıdır. aynı zamanda da gerçeklerin gün ışığına çıktığı, iyiyle kötünün, doğruyla yanlışın, güzelle çirkinin açığa çıktığı yerin de adıdır. bu yer lanetli olduğu kadar, kendisinden uzakta kalanların" yok olup gitmelerine" neden olacak kadar da ait olunası bir yerdir. mutluluğun da, mutsuzluğun da kaynağı burasıdır. cathy huzur dolu, iyilik taşan trushstone grange da mutlu olabilmiş midir? edgar linton gibi aristokrat, iyi, yakışıklı, kendisini seven bir kocaya sahipken hem de? heights'ı terk etmesinin bedelini canıyla ödemiştir.

cathy kefaretini canıyla, heathcliff de cathy'siz kalarak ödemiştir. kefaret bir kere ödendikten sonra da, roman boyunca duyduğunuz o fırtına , romanın sonunda heathcliffin huzuru bulmasıyla sona erer. emily bronte'nin iç karartıcı anlatısı, yumuşacık bir ışığın aniden belirmesiyle son bulur.

o anda anlarsınız.

anlarsınız ki, ışık her zaman vardır. onca fırtınadan sonra bile ışığı görebilirsiniz.

kefaretinizi ödemeniz şartıyla tabii.

devamını okuyayım »
25.11.2006 18:18