cehennemden gelen tantuni

  • 176
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen ay

odtü vs bilkent

benim de hakkında birkaç şey söylemek istediğim karşılaştırma. bilkent'te lisansımı tamamladım ve odtü'de yüksek lisans yapmaktayım. ikisinde de okuduğum programlar ilk tercihimdi, ikisini de severek okudum/okuyorum ve ikisinde de yüksek ortalamalara sahiptim/sahibim. adaylara bilkent'i tavsiye ettiğimi önceden söyleyeyim ama olabildiğince tarafsız olmaya çalışacağım. bunları kendi deneyimlerimden yola çıkarak yazıyorum, sizin deneyimleriniz farklılık gösterebilir.

bürokrasi ve idari işler: bence odtü'nün bariz geride kaldığı bir kategori. sıkıntılar daha kayıt zamanı başladı. tam kayıt zamanı öğrenci işlerinin yerini geçici olarak taşımışlar, taşındıklarını bir yerde bildirmemişler ve telefon bilgilerini güncellememişler, sorumsuzluk bence. neyse, kaydolduk ama odtü'de lisansüstü kayıtlarında kimlik vermiyorlarmış, internetten başvurularak alınıyormuş. başvurduk ve topluca kartlarımıza kavuşmamız bir ay falan aldı. kimlik başvurunuzu internetten takip edebilmeniz güzel ama sisteme göre kartımın bir masadan alınıp diğerine konması için birkaç gün falan bekliyordum. idari birimlerde sürekli bir "bugün git yarın gel." havası mevcut. bir de mesela gelen bir e-postaya veya okulun sitesine güvenip gidiyorsunuz, daha bize bir şey gelmedi falan deyip geri yolluyorlar. idari birimler arasında bir kopukluk var. idari birimleri arıyorsunuz ve bazen kimse açmıyor. taşıt pulunu almak da işkenceydi. bilkent'te ise bu tarz konular gayet ciddi ve disiplinliydi, ulaşım birimi dışında hiç böyle sıkıntılara denk geldiğimi hatırlamıyorum. daha önce hep vakıf okullarında okumuş birisi olarak ben mi abartıyorum diye düşündüm ama odtü'de okuyan arkadaşlarım da bu konuda odtü'nün kötü olduğunu kabul ediyorlar. nihayetinde odtü bir devlet üniversitesi ve idari personel de memur kafasında insanlar. diğer yandan belirtmek de isterim ki odtü'nün "memnuniyet, iyileştirme ve geri bildirim formu" adında internetten doldurabildiğiniz bir form var. isterseniz öğrenci girişi yapıp konum ve fotoğraf ekleyerek vs. geri bildirimde bulunabiliyorsunuz. hiç denemedim ama güzel gözüküyor, bildiğim kadarıyla bilkent'te bu yok.

ulaşım: bilkent'in semt servisleri sayesinde evinizin yanından sabah servise binip akşam evinizin yanında servisten inebilirsiniz. düzenli tunus, sıhhiye vs. servisleri var, dolmuşa binmek de mümkün. örneğin sıhhiye'den okul servisine binip yerinizden kalkmadan gelip direkt bölümünüzün önünde inebilirsiniz. okul içinde dolaşan ringler düzenli ama zaten çılgın bir ders programınız yoksa gün içinde fazla ihtiyaç da yok. yalnız bilkent'teki metro durağından inip hemen okula gidemezsiniz çünkü metro durağı bilkent köprüsü'nün yanında, yani okula uzak. metrodan çıktıktan sonra bilkent köprüsü'ne çıkıp servis bekleyip servisle okula gitmeniz gerekiyor. taşıt pulunuz yoksa bile okula araçla girmeniz rahat.

odtü'de semt servisi yok. kampüs içinde dolaşan ringler var fakat kampüste bazı binalardan tek ring ile ana kapıya ulaşmanız imkansız, önceden yarım saatte bir falan da olsa ring geçiyordu ama kimse kullanmıyor deyip kıstılar. ya yürüyüp belirli duraklara gelip oradan binmeniz lazım (ki çok soğuk ve çok sıcak havalarda sıkıntı oluyor) ya da ringlerle aktarma yapmanız lazım. kampüsün kocaman olduğu da düşünülürse kampüs içi ulaşım bence pek yeterli düşünülmemiş. iki okulda da servislerin haritadaki anlık yerlerini görmek mümkün ve ikisinde de eksiklikler olsa da odtü'nünki daha başarılı gibiydi diye hatırlıyorum. bir de metro durağı direkt okulun önünde olduğundan metro hattı üstünden ulaşım bence bilkent'e göre daha rahat. girişte ringi de bekleyebilirsiniz ama gideceğiniz yere göre metrodan inip yürümek de mümkün. yine de genel olarak arabasızlık bilkent'te daha az hissediliyor bence, tabii bunda kampüsün boyutunun da etkisi var.

odtü'ye arabayla girmek ise ayrı bir paragrafı hak ediyor. kayıttan sonra taşıt pulu dağıtımı başlayana kadar her sabah okula giriş bir eziyetti. taşıt pulunu aldım ve artık her şeyin rahatlayacağını düşündüm ama yanılmıştım. taşıt pulunuz bile olsa arabayla okula girmek ciddi sıkıntı. öğrenci kimlik kartınızı da göstertiyorlar, bagajınızı da açtırıyorlar, plakayı da kontrol ettiriyorlar... sanırsınız pentagon. bir de taşıt pulu 300 lira (sanıyorum bilkent'te bunun yarısı idi) ve arabanızı binanın yanına park etmek isterseniz başka bir taşıt pulu almanız gerekiyor ki oda 600 lira (2016-2017 eğitim yılı fiyatları). taşıt pulu olan bir araçla öğrencilerin birinci dereceden akrabalarının da okula girebileceği söyleniyor ama örneğin annem beni almaya geldiğinde güvenlik sorun çıkarıyor. neden? çünkü annemin soyadı benim soyadımla aynı değilmiş. araç annemin adına mı? evet. taşıt pulu alınırken aracın aileden birisine ait olması zorunlu mu? evet. taşıt pulu var mı? evet. taşıt pulu alırken aracın ruhsatı gösteriliyor mu? evet. orada annemin adı yazıyor mu? evet. okulun saçma sapan güvenliğinden vallahi bıktık. her şeyi düzgün yapsalar en azından okul çok iyi korunuyor falan diyeceğim ama her şey göstermelik ve aslında göz korkutmak dışında bir işlevi olduğunu pek sanmıyorum. güvenlik demişken, ulaşımla ilgisiz ama bu yılki mezuniyet töreninde bir güvenlik görevlisi, deniz baykal'ın oğlu ve odtü kuzey kıbrıs kampüsü rektörü nazife baykal'ın eşi prof. dr. ataç baykal'a bildiğiniz kafa attı, videosu internette mevcut. sonra o adamın işine son verdiler tabii. okuldaki güvenlik görevlilerinde garip bir hava var ve gerçekten kendileriyle muhattap olmaktan hoşlanmıyorum. bir de daha dün arabayı durdurup her şeyi kontrol eden güvenlik sonraki gün gittiğinizde "ne diye duraklayıp kartı gösteriyorsunuz, geçin hocam geçin." der gibi bakıyor, acayip acayip işler.

edit: 2017-2018 eğitim yılında odtü taşıt pulu ücretlerini yarıya düşürdü.

edit 2: artık eskisi gibi herkesi durdurup bagaj kimlik vs. sormuyorlar pek.

yemek: odtü'nün daha iyi olduğunu düşündüğüm bir kategori. bilkent'te nerede olursanız olun yakınınızda yemek yiyebileceğiniz bir yer var fakat pek hesaplı değil. odtü'de ise çatı'da hem hesaplı hem de lezzetli yemek yemek mümkün. yalnız yemek yemek için bazı yerlerden yürümeniz gerekebiliyor. bir de çatı kalabalık olduğundan okulda yemek yiyecek olursam piyata'da yiyorum. fiyatı pek hesaplı değil ama en azından bilkent'e kıyasla hakkını veriyor ve gittiğimde yer sıkıntısı yaşamıyordum. iki okulun da yemekhanesi var fakat odtü'nünkine hiç gitmedim, bilkent'tekine de ilk yıl birkaç kez gitmiştim sadece, hiç iştah açıcı bir ortam değildi. sonra manzaralı falan yeni yemekhane yaptılar, ona hiç gitmedim. sosyal medyada gördüğüm kadarıyla bilkent'in yemekhanesinde yemeklerden sürekli garip garip şeyler çıkıyordu. iki yemekhanenin de lezzetsiz olduğuna dair şikayetler vardı.

çeşitlilik açısından değerlendirecek olursam bence odtü bariz üstün, okulun içindeki çarşı'da burger king gibi tanınmış markalar da var. bilkent'e de bilkent center civarından yemek sipariş etmeniz mümkün olsa da (ki quick china'dan bile gelen kurye görüyordum) doğrudan kampüs içinde hizmet veren bilindik bir marka yok. odtü'nün içinde ayrıca bir şok şubesi mevcut. yalnız kampüste nerede olduğunuza bağlı olarak yemek yemek için biraz yürümeniz veya ringe binmeniz gerekebiliyor.

ders seçimi: odtü'den soğutan bir kategori. açılan derslere baktığınız sayfa farklı, bu derslerin sectionlarının hangi gün/zamana geldiğine baktığınız sayfa ayrı, ders kontenjanlarına baktığınız sayfa ayrı, dersi eklediğiniz sayfa ayrı, eklediğiniz derslerin oluşturduğu haftalık ders çizelgesine baktığınzı sayfa ayrı. ders eklerken amele gibi tek tek derslerin kodunu giriyorsunuz. üstelik bu aşamada bilgi aldığınız vs. bazı sayfalar zırt pırt zaman aşımına uğrayarak sizden tekrar sisteme giriş yapmanızı istiyor. ders kaydınızı yaptıktan sonra bir de danışmanınızın odasına gidip onay almak zorundasınız. ayrıca derslerin ne gün ne saatte verileceği bence bilkent'teki kadar iyi idare edilmiyor gibi geldi bana, çizelgede yığılmalar var gibi ve ilgimi çeken birkaç derse bakıp üst üste hepsinin de aynı gün aynı saate konduğunu görmüştüm bir dönem. bilkent'e kıyasla derslerin önkoşulları biraz daha esnek ve kapsayıcı gibi gözüküyor, örneğin sunulan önkoşul setlerden bir tanesini tamamladıysanız dersi alabiliyorsunuz gibi diye hatırlıyorum. bilkent'te önkoşullar daha sabit. bir de bilkent'te özel bir durumunuz varsa bir dersin önkoşulunu tamamlamadan dersi alabiliyordunuz hoca ile görüşüp, odtü'de de vardır diye tahmin ediyorum.

bilkent'te direkt kayıt sayfasında açılan dersleri bir listeden görüp o listeden dersi seçip hangi sectionın çizelgede nereye oturduğu ve aldığınız derslerle çakışıp çakışmadığı gibi bilgileri de interaktif bir haftalık çizelge üstünden tek sayfada anında görebiliyorsunuz. sonrasında da danışmana onaylatma diye bir şeyle uğraşmıyorsunuz. ayrıca derslere önkayıt yaptırma imkanı da var. odtü'nün üstün olduğu bir nokta var, ders seçimi için vs. odtü ağına vpn ile bağlanmak bilkent'te olduğundan çok daha kolay. direkt bilgisayarınıza indireceğiniz bir yazılım işi hallediyor, bilkent'te ise kendiniz ayarları kurcalayarak yapıyorsunuz. bir de kendi bilgisayarınız yoksa kampüste kayıt için kullanabileceğiniz bir bilgisayar bulmak sanki daha kolay gibi.

(bkz: odtü'de kayıt çilesi)

ders demişken, odtü ile bilkent'in harf notu tayin etmede kullandığı sistem biraz farklı ve internette kimse bundan bahsetmemiş. bilkent'te örneğin 89/100 notu katalog üstünden b+ harf notuna denk geliyor. bu harf notunun ağırlığı da 3.30. oysa aynı not odtü'de katalog üstünden ba harf notuna denk geliyor ve bu harf notunun ağırlığı 3.50. yani bilkent'te üçüncü en yüksek harf notu odtü'de ikinci en yüksek oluyor ve aynı düzeyde başarının odtü'de getireceği ortalama daha yüksek oluyor. böyle de bir ilginçlik var. bilkent'te harf notları arasındaki puan aralıkları daha düşük ve açıkçası bu sistemin daha doğru olduğunu düşünüyorum. diğer yandan odtü'nün sistemi de biraz daha insaflı gibi duruyor. bilkent'te a almak için katalog üstünden 93/100 almak gerekirken odtü'de 90/100 almak gerekiyor. tabii işin içine curve girince işler karışıyor ama yine de odtü'nün sistemi öğrencinin daha lehine işliyor gibi geliyor bana.

öğrenciler: bilkent'teyken abartı olduğunu düşünüyordum ama bilkent'in kızları ile odtü'nün kızları arasında dağlar kadar fark var. mesela bir bilkent kızına yardım edersiniz, "ıyy çekil git bee .s.s" gibi bir bakış atar. odtü kızı ise yardıma koşar, arkadaşçıldır ve medeni cesaret gösterir. bir de odtü'de de bilkent'te de şehir dışından, muhtemelen tutucu ailelerden gelen bir dolu kız var ama odtü'deki kızlar bilkent'teki kızlara kıyasla cinselliklerini dışa vurmada daha rahatlar gibi geldi bana. niye bilmiyorum ama bir fark var. diğer yandan bilkent erkekleri odtü'dekilere kıyasla sanki daha kaslı ve yakışıklılardı. odtü'de daha ortalama tipler var gibi ama açıkçası ilgim olmadığı için pek dikkat de etmedim.* başka bir güzellik de odtü'de insanların genel olarak birbirine saygılı olması ve başkasına karışmaması.

ideolojik açıdan odtü'de daha bir solcu hava var tabii. bilkent ise apolitikliğiyle bilinir. aslında toplumsal olaylarla ilgili etkinlikler düzenleniyor, gösteriler yapılıyor vs. ama yine de daha ılımlı bir hava var ve farklı görüşten insanların pek ciddi sürtüştüğünü görmezsiniz. zaten okulun devamsızlık politikası falan çok katı, öğrencilerin pek öyle işlere ayıracak zamanı yok sanırım ki olması gereken de bu bence. protesto yapılıyor diye odtü'yü üstün görmek bana pek mantıklı gelmiyor. bir de bilkent insanları bazılarının gözünde birer berkecan ama algılanan genel öğrenci profilinin aksine oldukça dinci bir kesim de var. bu dinciler daha çok hukuk bölümünde yoğunlaşmış ve ideolojiyi yaymakla uğraşıyor gibi. gazete bilkent'e bahar şenliğine katılanların nasıl ahlaksız olduğuyla ilgili yazılar yazıyor, sadece erkek öğrencilere açık iftar yemeği veriyor, gayri müslim yabancı öğrencileri toplayıp islam üstüne sohbet düzenliyorlar falan. dindar olup da işinde gücünde olan, pek bu tarz şeylere bulaşmayan da var tabii. yine de bu gruplara uzak durup kendi işinize bakmak da mümkün. odtü'de durum nasıl tam olarak bilmiyorum ama okulda politik posterler, protestolar, kapıda bekleyen tomalar vs. görmek mümkün. o açıdan politikaya biraz daha yakın bir havası var.

öğrencilerin sosyal medyadaki etkileşiminden bahsetmek gerekirse, odtü öğrencileri yine daha saygılı ve arkadaşçıl. bilkent sayfalarında/gruplarında devamlı bir laf sokma, başkalarının üstüne basarak yükselme çabası var gibi. diğer yandan artık 100. yıl evleri grubunun havasından mıdır bilmiyorum ama odtü öğrencileri google'dan iki dakikada öğrenebilecekleri en saçma şeyler için bile gruba bir şeyler yazıyor. bilkent grubunda sorulsa millet (bu sefer bence haklı olarak) dalga geçer. üniversiteli adam google kullanmayı bilmeli. arada millet dedesinin fotoğrafını falan paylaşıp beğeni istiyor saçma sapan, genel olarak bazı davranışlar dikkat çekmeye mi yönelik diye düşünüyorum bazen. bir de odtü grubunda sürekli insanlar kurayla bir şeyler dağıtıyor ve bir yardımlaşma havası var, o da ilginç. grupta ücretsiz verilik ev eşyasına sıkça rastlamak mümkün. bilkent gruplarında genelde erkekler yurtdışından gelirken aldıkları içkileri falan satmaya çalışırken odtü grubunda da kızlar sürekli sadece birkaç kez giydikleri giysileri (kendileri öyle diyor) satmaya çalışıyor. diğer paylaşımların da etkisiyle odtü insanlarının daha paraya muhtaç ve/veya sürekli bilinçsiz alışveriş yaptığı izlenimi oluştu. bilkent gruplarında olan ve nefret ettiğim başka bir şey de sürekli parayla ödev yapan insanların reklam gönderileri. bir de bu tiplerin bazılarını tanıyorum. bir de bu tiplerin bazılarını tanıyorum, kendilerine bakmadan böyle işlere girişiyorlar, şaşıyorum. kopya çekenin, başkasının ödevini yapanın, ödevini yaptıranın da ta amına koyayım affedersiniz. odtü'de böyle şeyler ya yok ya da daha gizli dönüyor.

özet geçecek olursam bilkent öğrencisi ciddi, nispeten saygısız ve apolitik. odtü öğrencisi ise daha geyik, arkadaşçıl, nispeten politik. odtü kızları ve öğrenciler arası seviyeli ilişki sebebiyle odtü'yü önde sayıyorum. bir de bilkent'te yabancı öğrenci oranı daha fazla gibi geldi bana.

hocalar: bilkent'te yurtdışından gelen veya yurtdışıyla bağlantısı olan daha fazla hoca var gibi geliyor bana. odtü'deki hocaların yabancı dilleri ise ortalama olarak beklediğimden iyi. bilkent'te hocalar ve akademik danışmanlar öğrencilerden daha haberdar ve öğrenciyle daha yakın ilişki kuruyor sanki. tabii bu bölümden bölüme değişebilir, odtü'de öğrenci sayısının fazla olmasının da etkisi olabilir. bir de bilkent'te hocalar hem kendileri hem de öğrencilere karşı daha bir disiplinli gibi. odtü'de hocaların derse geç gelmesi, dersi unutması, kendisi yerine asistanı yollaması vb. sanırım daha yaygın. bilkent'te hocalar okulun katılığından bahsediyordu, disiplin buradan geliyor olabilir. bilkent'te hocadan asistana sığınırdık, şimdi asistandan hocaya sığınıyoruz maşallah.

vizyon: bilkent bana biraz daha yurtdışı odaklı ve girişimci bir ruha sahip gibi geliyor. niye bilmiyorum ama bilkent'te örneğin öğrenciler sürekli yurtdışına çıkmak, girişim fikri bulmak, sektörün devlerinde çalışmak gibi konular üstüne kafa yoruyordu. zaten "bilkentli olmak" da öğrenciler için bence buna paralel bir anlamda. odtü'de öğrenciler biraz daha kadro bulmak, devlete kapağı atmak gibi daha devlet odaklı, profesyonel anlamda daha az hırslı gibi geldi bana. ekonomik durumla ilgili olabilir tabii, geçim derdinde olan adam iyi kötü bir iş bulup hayatını düzene koyma amacı güdüyor olabilir. bir de odtü'de muhattap olduğum insanların çoğu yüksek lisans öğrencisi, onunla ilgili de olabilir. odtü'deki lisansüstü öğrencileri daha çok işinde gücünde, düzenini nispeten oturtmuş insanlar. bilkent'te örneğin yüksek lisans öğrencisiyle lisans öğrencisini bakarak ayırt etmek sanki biraz daha kolay.

özetle, kuruluş amaçlarıyla da paralel olduğunu düşündüğüm bir şekilde bence bilkent'in daha küresel bir vizyonu var. bu arada odtü resmi facebook sayfasın üzerinden 15 temmuz ile ilgili bir paylaşımda bulunurken bilkent bu konuda bir paylaşım yapmamış gözüküyor. bundan bahsedince aklıma geldi, rektörünün de (bkz: mustafa verşan kök) en fazla oyu almamasına rağmen atanması ve bazı konulardaki tutumu sebebiyle de sıkça eleştiri yapılıyor. kendisiyle ilgili doğrudan deneyimlediğim olumsuz bir şey olmadı açıkçası, hatta adam biraz şamar oğlanına bile döndü gibi geliyor bana. bilkent'in rektörü de (bkz: abdullah atalar) bir zamanlar twitter'da avokadolu ekmek tarifi veriyordu ama kendisi artık twitter kullanmıyor maalesef.

bölümler arası farklılıklar: odtü adı üstünde "teknik" bir üniversite fakat bence sayısal olmayan bölümler de diğer tüm bölümler kadar odtü'lü görülüyor (en azından öğrenciler tarafından). bilkent'in eskiden armasında "bilim, sanat, teknoloji" kelimeleri yazmaktaydı ama mühendislik gibi belli başlı bölümlerde değilseniz biraz üvey evlat gibi hissetmeniz muhtemel. her bölümün ücreti aynı fakat okulun örneğin bir grafik tasarım ve güzel sanatlar bölümlerine mühendisliklere verdiği kadar önem verdiği hiç düşünmüyorum. hatta okulun güzel sanatlar tasarım ve mimarlık fakültesi dekan vekili de bir elektrik elektronikçi olan prof. dr. ayhan altıntaş. mühendislik öğrencilerinin de yeri geldiğinde kimi mühendislik bölümlerini bile aşağı gördüğü düşünülecek olursa diğer bölümleri umursamaları da düşünülemezdi zaten. öğrenciler kimin burslu kimin burssuz okuduğuna hiç bakmaz ama bölümler arasında bir hiyerarşi var gibi. odtü'de ise öğrencilerin en prestijsiz olduğunu düşündüğüm bölümlere karşı bile uluorta açık veya kapalı bir şekilde aşağılamada bulunduğunu görmedim. diğer yandan, odtü ve bilkent'in sayısal olmayan bölümleri arasında bir karşılaştırılma yapılacak olursa benim gözlemlediğim odtü öğrencileri biraz daha aylakken bilkent öğrencileri daha kendilerini geliştirmeye çalışan, disiplinli ve dolayısıyla kariyer açısından daha başarılı insanlar olduğu yönünde. yani bilkent okulun bir kısmını yeterince umursamıyor ama o insanların yine de kötü eğitim aldığını sanmıyorum. okul bir şekilde her bölümden insana akademik bir altyapı kazandırıyor.

teknokent vs. cyberpark: bu karşılaştırma direkt öğrencileri bağlamıyor, yani bilkentli bir öğrenci de gidip teknokent'te staj yapabiliyor örneğin ama bilkent'in ezildiğini düşündüğüm bir kategori. sebebi de sektörde daha tanınan, daha heyecan verici, insanın staj yapmayı/çalışmayı isteyeceği firmaların hep odtü teknokent'te olması. bir de teknokent'in san francisco'da girişim üssü gibi bir şeyi var ki türk girişimcilerin abd pazarına açılmasını kolaylaştırıyor. tabii ki cyberpark teknokent'e kıyasla daha çok genç ve o açıdan iyi bir noktada olduğu söylenebilir, yine de nihayetinde teknokent'teki şirketler bence daha ilgi çekici.

kariyer merkezi: iki okulun da öğrencilerin giriş yapıp iş ilanlarına bakabildiği veritabanı var. bilkent'inki biraz daha gelişmiş gibi, özgeçmiş ekleyip ilana başvurma gibi özellikler var ve şirketler de oradan giriş yapıp özgeçmişlere bakabiliyor. odtü'nün veritabanında okul iş ilanlarını bir arada toplayıp gerisine pek karışmıyor gibi. yalnız bilkent'in kariyer merkezi e-posta ile sistemde bulunan ve bölümümle alakasız işlerin ilanlarını yollarken odtü'de okul şirketlerin okula yolladığı iş ilanlarını yolluyor ve bu ilanlar hem bölümünüzle doğrudan ilgili oluyor hem de ilgi çekici oluyor. odtü'de de şirketler öğrencilere o şekilde ulaşmaya çalışıyor. onun dışında iki kariyer merkezi de birbirine benziyor. bilkent mezunlarına yılda iki kez, odtü dört kez dergi yolluyor. ikisi de kariyer fuarı düzenliyor. bilkent kendi mezunlarını okula davet edip meslekleriyle ilgili konferans da verdirtiyordu. genel olarak en ufuk açıcı şeyleri mezunlar söylüyordu zaten. araştırdım ve odtü'de buna benzer bir şey karşıma çıkmadı ama emin değilim, odtü de yapıyor olabilir. bunların dışında procter & gamble ve deloitte gibi büyük firmalar sürekli bir etkinlik vs. sebebiyle bilkent'te bulunuyor ve gözünü bilkent öğrencilerine dikmiş gibi duruyorlar. odtü'de de bu tarz etkinlikler düzenleniyor.

imaj ve aidiyet: halk içinde genel olarak odtü'de okuduğunuzu söyleyince insanların bir gözleri parlıyor, bölüm bile sormadan "oo iyiymiş." falan diyorlar. odtü öğrencileri de okuluna epey bir aidiyet hissediyor. odtü'de bir sürü öğrenci odtü logolu kıyafet ve eşyalardan kullanıyor. buradaki insanlar odtü'lü olmayı epey önemsiyor. bir derste hoca sorduğu bir soruya cevap alamayınca lisans öğrencilerine "yapmayın arkadaşlar, siz odtü'lüsünüz" falan demişti, sanırsınız özel başvuru ve mülakatla dahiler arasından seçiliyor bu öğrenciler anasını satayım. öğrenciler de sürekli olarak "bir odtü'lüye yakışmayacak şekilde" gibi laflar ediyor. sürekli gördükleri kötü şeylere şaşırıp "bir odtü'lü bunu nasıl yapar?" diyerek geziyorlar. yani hangi okulda okudukları odtü öğrencileri için çok önemli ve kimliklerinin bir parçası olmuş. bunda yanlış bir şey yok ama bazen biraz fanatikleşiyorlar gibi geliyor bana. biraz odtü'yü gözlerinde büyütüyorlar gibi. bir arkadaşım erasmus'a gittikten sonra okuldaki sıkıntıların gözüne batmaya başladığını söylemişti.

bilkent'e karşı halk biraz daha kayıtsız sanki. insanlar sanırım başarılı bir okul olduğunu biliyor ama odtü'yü duyunca olduğu gibi gözleri parlamıyor. belki de bilkent'te okuduğunu söyleyen kişinin baba parası yiyen bir züppe olma ihtimali üstünde durup şüpheyle yaklaşıyorlardır. öğrenciler de okullarına yönelik fazla bir gurur sergilemiyor bence. zaten pek kimse okulda bilkent tişörtü falan da giymez. hatta amerikan futbolu takımındaki tipler okulun montunu giyip amerikan filmlerindeki kabadayılar gibi kasıla kasıla gezince insanlar komik buluyordu. bilkentli olmak öğrenciler için "küresel vizyonlu, kariyer odaklı, atılgan olmak" gibi bir anlamda ama ciddi bir gurur kaynağı da değil gibi. hatta kimi bilkent dışından insanların yaptığı gibi, bazı bilkentli öğrenciler tarafından da "bilkentli olmak" epey eleştirilir. gerçi bu tipler genelde ekonomik olarak toplumun daha alt kesimlerinden gelip durumu iyi öğrencileri kıskanıyor gibi geliyor açıkçası bana. ben de kendimi bilkentli olarak görüyor ama pek "hıaaaa bilkent ne kadar süper lan!" diye gezmiyordum. tabii bilkent'in bazı açılardan değerini sonradan anladım. bilkent'in imaj açısından en büyük problemi bence öğrenci profiliyle ilgili ama o önyargıya sahip olan kişi sayısı son zamanlarda ciddi ölçüde azaldı gibi.

bilkent vakıf üniversitesi olmasına karşın hiç reklam yapmıyor. odtü devlet üniversitesi olmasına karşın sürekli reklam yapıyor ve bu da bana açıkçası epey itici geliyor. yahu sen köklü, bilinen, kendi kulvarında başarılı bir okulsun. nişantaşı üniversitesi'ymişçesine reklam kasmanın mantığı nedir? i brain odtü bilmem ne, epey zorlama ve imaj zedeleyici bence. odtü'nün imaj açısından en büyük problemi dindar kesimce "atayiz gominist" olarak görülmesi. hatta bu kesimden aday öğrenciler de gelip gelip "odtü solcu bir okul mu, fazla içki içiliyor mu?" diye sorular sorup duruyor. 2017'de yayınlanan bir reklam filmine baktığımızda ise bu imajı değiştirmeye yönelik hiçbir şey yapılmadığını görüyoruz. reklam filminde oynatılan tiplerin özellikle dövmesizlerden vs. seçildiği odtü grubunda tartışma konusu olmuştu ama mesela reklama bir tane de türbanlı öğrenci falan koymak akıllarına gelmemiş heralde. belki de bu sefer de tepki çekeceğinden korktular. sanıyorum okul üstüne yapışan marka konumlandırmasından pek rahatsız değil. bu arada reklam filmi tam bir israf olmuş, bilmediğimiz hiçbir şey söylemiyor ve duygusal bir tepki oluşturmuyor bence.

kampüste yaşam: iki okul da kampüs üniversitesi. odtü'de kampüs geç vakitlerde bilkent'e kıyasla daha hareketli gibi. bu pek benim umurumda değil ama akşam arkadaşlarla devrim'e oturayım vs. derdinde olanlar olabilir. devrim de (odtü stadyumu) öğrenciler tarafından epey ilgi gören ve bilkent'te benzeri olmayan bir yer. odtü'de fazla öğrenci topluluğu etkinliğine katılmadım ama takip ettiğim ve katıldığım kadarıyla bilkent'teki öğrenci toplulukları daha ciddi ve disiplinli gibi. diğer yandan bilkent'te de topluluklar sinir bozucu bir şekilde sürekli toplantı yapıyordu. millet toplantıya katılmaktan toplantıda konuşulan işleri yapamıyordu, o derece. birkaç topluluğun yönetiminde aktif rol aldığım sırada gına gelmişti. bir de aşırı bir ciddiyetle takım elbise giyip dolanan öğrencilerin olduğu bir işletme topluluğu vardı ki yolsuzluk molsuzluk bir şeyler yapıp topluluğun kapanmasına, okulun öğrenci topluluklarına ayırdığı bütçeyi kısmasına falan sebep oldu diye biliyorum. sonra tekrar kuruldu. odtü'de de yine takım elbise seven bir işletme topluluğu var ama topluluklar genel olarak daha rahat bir kafada gibi. bilkent'te kariyer odaklı topluluklar ve etkinlikler biraz daha fazla gibiydi. öğrencilerin düzenlediği etkinlikler dışında okulun ortasında bulunan odtü kültür ve kongre merkezi'nde çok sayıda ilgi çekici etkinlik düzenleniyor. bilkent'te de bilkent senfoni orkestrası konserleri oluyor ama genel olarak odtü bu açıdan öne çıkıyor bence. bahar şenliği vs. açısından iki okulda da millet içip içip saçma sapan olaylara karışıyor ama odtü'de insanlar biraz daha eğleniyor gibi gözüküyor.

odtü'nün kampüsü tabii daha büyük ve daha organik şekillenmiş. kampüsteki yaşam alanları genel olarak daha doğayla iç içe. örneğin dersteyken sınıfa kedi girmesi, dersten çıkıp ağaçlık bir alana dalmak daha mümkün. bilkent'te bir binaya kedi girdiğinde genelde birileri kediyi dışarı çıkarır, odtü'de ise bir kedi bizim binanın zemin katında dolaşıp duruyor. diğer yandan bir ara sürekli birileri belirli noktalarda köpek saldırısına uğruyordu. bilkent'te ise kampüs biraz daha kompakt fakat kütüphane ve büyük konferans salonlarının yerleri odtü'ye kıyasla merkeze daha uzak gibi geliyor. bilkent'te orman ve hayvanlar var ama kampüs direkt ormanın içinde gibi değil. odtü nispeten paralel düzlüklerden oluşuyor. arasındaki kot farkı olan paraleller merdiven gibi ara yollarla birbirine bağlanmış. bilkent'te ise tüm kampüs eğimli bir arazi üstüne kurulu ve bu nedenle bir yerden bir yere giderken yokuşta yol almanız ve epey merdiven inip çıkmanız olası. bu sebeple eğer bir paralel üstünde gidecekseniz odtü'de daha çok yürüseniz bile daha az yoruluyorsunuz.

iki kampüs de türkiye'deki en iyilerden ama genel olarak sizin odtü'nün kampüsünü daha güzel bulacağınızı düşünüyorum.

barınma: iki okulun da yurtlarıyla ilgili pek fikrim yok. sosyal medyadaki muhabbetlere bakılacak olursa bilkent öğrencileri en çok yurttakilerin saygısız davranışlarından şikayet ediyor gibi. odtü'de bu bana daha az gibi geldi. bilkent'te hırsızlık olayları da yine sosyal medyadan gördüğüm üzere daha sık yaşanıyordu. internette aratınca odtü yurt odalarının küçüklüğünü eleştirdiklerini gördüm. genel olarak yurt olanaklarının bilkent'te daha iyi olduğunu tahmin ediyorum, özellikle suite odaları falan düşününce. yine de bu konuda pek bilgim yok, en iyisi araştırmanız. eğer yurtta kalmayıp ayrı eve çıkacaksanız, bilkent öğrencileri ya okula ya da saat başı servis kalkan noktalara yakın yerlerde oturmayı tercih ediyor. odtü'de ise öğrenciler sanırım ağırlıklı olarak 100. yıl işçi blokları civarında oturuyor. bilkent civarı daha elit fakat pahalı. 100. yıl ise biraz tekinsiz bir yer gibi geldi bana. sokakta etrafa silah sıkanlar, cinsel tacizler falan...

edit: (bkz: #69950044)

peki hangisini seçmeli? öncelikle söyleyeyim, şu anda okuduğum programdan gayet memnun ve gururluyum. benim sıkıntı duyduğum noktalar bölümle değil de odtü'nün kendisi ile ilgili. odtü aslında bir devlet üniversitesi olarak gayet başarılı, hatta bir devlet üniversitesine göre fazla bile atılgan diyebilirim. fakat kabul etmeliyiz ki vakıf üniversiteleri uzun vadede devlet üniversiteleriyle arayı açıyor. times higher education sıralamalarında vs. de bu gözüküyor.

aynı bölümü bilkent'te tam burslu (hatta kapsamlı burslu) kazanabilecek puan alıp da yine odtü'ye gireni görünce önceden de şaşırıyordum ama şimdi karşılaştırınca bu insanların çok yanlış yaptığını düşündüğümü söyleyebilirim. işletme gibi bölümler için oyum kesinlikle bilkent'ten yana. mühendislik gibi bölümler açısından genel olarak iki okul da benzer kalitede gibi, bölüm özelinde karşılaştırma yapmak lazım. şahsen vizyon, yabancı dile verilen önem, idari düzen gibi konulardan dolayı ben bilkent'i tercih ederdim. tabii benim daha kariyer odaklı, işinde gücünde bir bakış açım var. arkadaşlık ilişkilerini ve sosyalleşmeyi baz alanlara odtü daha cazip geliyor olabilir. bu arada içedönük bir insan olarak bile istemediğim kadar arkadaş edindim bilkent'te, yani orada da kafanıza uyan birilerini bulmak gayet mümkün. odtü'nün bilkent'e göre üstün olan noktaları uzun vadede nispeten önemini yitiren şeyler ve tek başına odtü'yü seçmek için yeterli değil bence. daha geri planda kalan sosyal bilimlerle, tasarımla falan ilgili bir tercih yapacaksanız yine iki okul arasından bilkent'i öneririm ama koç üniversitesi gibi diğer başarılı vakıf üniversitelerine de bir bakın derim. bilkent genel olarak öğrenmeyi öğretmekte çok iyi olsa da dediğim gibi bazı bölümler biraz üvey evlat muamelesi görüyor bence ve aynı bölüme daha fazla önem veren bir okul sizi daha mutlu edebilir.

deneyimlerimden çıkardığım dersleri karşılaştıracak olursam, bilkent'te daha çok sistemde var olmanın gereklerini, büyük düşünmenin önemini, kendime güvenmeyi ve motivasyonun mutlaka başarıyı getireceğini öğrenirken odtü'de ise daha çok köklü kurumlarda bile aksilikler olabileceğini, bu sebeple hayatta kalmak için kimseye güvenmeyip çok daha hazırlıklı olmayı, çalışması eziyet gibi gelen şeyleri bile oturup çalışmayı öğrendim diyebilirim. tabii hangisine önce gittiğinize göre bunlar değişkenlik gösterebilir ve iki okulun kazandıracakları arasında muhakkak ortak noktalar da olacaktır.

en iyisi iki okulu da gezip görerek, iki okuldan da hocalarla ve başarılı öğrencilerle konuşarak insanın kendi kararını vermesi. bu dahil olmak üzere hiçbir üniversite tavsiyesine tek başına güvenmeyin ama ama ikisinde de eğitim görmüşler daha çok bilkent diyor gibi. işin aslı tabii öğrencide bitiyor, iki okuldan da çıkan bir sürü çok iyi ve çok kötü öğrenci var. bu karşılaştırma işin biraz daha optimizasyonu. imkânınız varsa ikisini de boşverin, gidin amerika'da iyi bir üniversitede okuyun. *

edit: ara ara güncelleme giriyorum ama aslında bir ara baştan yazmak da iyi olabilir.

devamını okuyayım »