cenabettincerrah

  • 2164
  • 2
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

fenerbahçe

5-6 gün önce bir gece vakti arabada yolculuk edip beynimi temizlerken, fenerbahçe'nin ne kadar sorunsuz ve sakin bir sezon başı geçirdiğini düşündüm. ve kulüp bugün bu hale geldi.

aslında kenara attığım bir yazı oldu evvelsi gün bu konuda. soma için yapılan turnuvada ersun yanal'ın postürünü, halini fazla sıkıntılı bulmuştum.

ersun yanal, yıllardır takip ettiğim bir teknik direktör. ilk parladığı dönem futbol aklı türkiye'ye tersti ve tüm dünya için "ilerici" idi. sonraları o akılın sabit kaldığı tartışılabilir ancak kendisi türkiye için her daim radikal bir antrenör oldu. şampiyonluğun ardından yazdığım entry'de bunlara değinmiştim: (#42122224)

geçen sezonun başında alınan samuel holmen transferinin ardından kulüple ilgili eleştirilerimin bir kısmını yazmıştım: (#35606381)

diego ribas transferinin ardından, transferin handikaplarını ve diego'yu kimin istediğine dair tahminimi şurada yazmıştım: (#42859049)

durumu değerlendirmek için biraz beklemek istedim zira ersun yanal açısından objektif olamıyorum. eskişehirspor’daki kariyerinin 2. yılında; ligin ilk yarısı takımın yaptığı varyasyonları bugüne dek türkiye’de yapabilen çıkmadı. kendimi ersun yanal’ın yerine koyduğumda içim “sonsuz” sıkılıyor. hayale erişmek, devamını getirmek ve görevi ifa ederken gitmek zorunda kalmak. hayatını futbola adamış biri için, o tutkuya sahip biri için, üstelik fenerbahçe taraftarı biri için çok zor günler.

bu yüzden bundan sonra ersun yanal işine nasıl motive olacak, ne yapacak bilemiyorum. durumu ersun yanal için kötüleştiren sonsuz faktör var. umarım ersun hoca biraz dinlenip futbolu özler ve “taş gibi” takımlar yaratmayı sürdürür.

yeri gelmişken, ben “bundan sonra zaten nereye gidecek ki” kriterini bir antrenör için hiçbir zaman doğru bulamadım. çünkü bu durumda mainz’ı küme düşüren jürgen klopp, alman televizyonlarına yorumcu olarak çıkmasa, bugün dortmund’u yaratamazdı (yorumculuğu sırasında yaptığı yorumlarla dikkat çekti). herkesin gıpta ile baktığı önder özen fenerbahçe’den kovulduktan sonra spor yorumculuğu yapmasa beşiktaş’a gidebilir miydi? fenerbahçe’den kötü kulüpler çalıştıracak olması ersun yanal’ı “kötü” bir hoca yapmaz. bu durumda real madrid’i bırakan tüm antrenörlerin kariyerlerini sonlandırmaları gerekir çünkü zirveden inmişlerdir. antrenör bulmak zor bir iştir. her antrenör her kulübe oturmaz. kaldı ki, ersun yanal bildiğim kadarıyla yabancı dillere çok hakim biri değil, bu halde yurtdışında bir takım çalıştırması epey zor olur.

bugün süper lig’e baktığımda, takımıyla kendi kimliği örtüşen slaven bilic ve tolunay kafkas geliyor derhal aklıma. örneğin bilic geçen yılın başında trabzonspor’a gitmiş olsa, bu seneyi görme ihtimali daha mı yüksek olurdu?

aziz yıldırım’a geçelim. aslında onlarca kez benzer örnekler gördüğümden hakikaten artık yıldırım konusunda bir şey söyleyesim gelmiyor. aynı durumu tekrar anlatmaktan başka bir şey yapmıyorum çünkü. aziz yıldırım genel kurullara muhalefeti almıyor, kulüpte muhalefet oluşmasına izin vermiyor. bu, bir tiranlık yarattığını görmek için yeterli.

aziz yıldırım yönetime geldiğinde iyi işler yaptı, kulübün pek ilgilenilmeyen alanlarına mercek tuttu. tesisler yaptı, amatör şubeleri geliştirdi, kulübün ekonomisini büyüttü. ancak zico döneminde zirveyi gören kulüp o günden beri yerinde sayıyor ve hatta 3 temmuz’dan itibaren geriye gitti. aziz yıldırım her daim “tek sorumlu” oldu ama artık aklı kulüp için çok geri kalıyor. hatta yaptıkları da gayet yabana atılabilir hale geldi. bu, aziz yıldırım açısından üzücü. çünkü fenerbahçe çapındaki bir kulüp zaten en kötü başkanlarla bile şuanda bulunduğu noktaya gelirdi. kulüp avrupa’ya gidemiyor, ekonomik olarak küçülüyor ve sahada yıldızlar yok. başarı olsa bile istikrar yok. amatör şubeler konusunda başarısız olduğunu söylemek haksızlık olur ve tesislere, stada vs. yaptığı yatırımlarla diğer kulüplere de örnek olmuştur fakat bugün aziz yıldırım’ın miadı tekrar doldu. artık fenerbahçe geri gidiyor ve söylediğinin aksine, aziz yıldırım’ın bu konuda hesap verdiği kimse yok.

bir de yönetim tarafının tutarsızlığı var. bu aykut kocaman’ın son yılında, “uefa kupası’nda yarı final” ile övünen yöneticiler vasıtasıyla gözüme çarpmıştı. fenerbahçe kalibresinde bir kulüp için lig ikinciliği ve uefa’da yarı final nasıl başarılı olabilir? ben bugünün dünyasında (yanlış anlaşılmasın, galatasaray’ın başarısına laf atmıyorum, son birkaç yıldır böyle) gazı kaçmış uefa kupası’nda herhangi bir başarıyı, gerçekten başarı hedefleyen bir kulüp için yeterli bulamıyorum. daha çok, 2. sınıf takımların ve odağın dışında kalan ülkelerin kulüpleri (şahtar) için bir övünç kaynağı artık uefa kupası. gidip şampiyonlar ligi’nde gruptan çıkmak, çeyrek final oynamak çok daha düzgün ve zor hedefler. bunu fenerbahçe 1 kez başardı aziz yıldırım döneminde, onda da kendisine çok güvenen aziz yıldırım kerameti hocada bulmadı ve düzeni bozmakta beis görmedi.

yukarıda bahsettiğim durumda “iyimser” olan, “türkiye kupası’nı da alan” yönetim, şampiyon hocasına sahip çıkamıyor. çünkü oyuncular 3 temmuz sürecinde aziz yıldırım’ın arkasında durmuş. bir kere araya bu duygular, “torpil” girdiyse iş bitmiş demektir. bir profesyonel kurum böyle yönetilmez. bir profesyonel kurumun nasıl yönetilmeyeceğine dair onlarca örnek bulunabilir fenerbahçe’den fakat bu artık son raddesi.

ersun yanal’ın ağır idman yaptırdığı herkesçe biliniyor. ağır idman yaptıran antrenörlerin ilk yıldan sonra giderek zorlandıklarına dair dünyada onlarca örnek var (louis van gaal, felix magath). oyuncular bu konularda ve hocanın özel hayatı konusunda gidip başkana şikayet ediyor… bu durumda başkanın göndermesi gereken kişi ispiyoncular mıdır hoca mı?

günümüzde alessandro del piero, raul gonzalez vb. kulübün demirbaşı olmuş, “hoca gönderebilen” oyunculara örnek sadece francesco totti kaldı. hiçbir kulüp artık oyuncuyu o denli yetkin kılmıyor. totti’nin bu gücü bile, zamanında roma için real madrid’i vs. reddettiğini düşünürsek anlaşılabilir. emre belözoğlu ve volkan demirel bu gücü nereden alıyor? kendi görevlerini yerine getiriyorlar mı? volkan’ın bu berbat performansına rağmen takımdan kesilememe nedeni takımdaki konumu. bu durumda takıma zarar veren volkan mı ersun yanal mı? bunu tribünün çok sahiplendiği alex de souza, gheorge hagi gibi bir oyuncu yapar, biraz anlam verebilirim (çok mantıksız bulsam da). volkan ve emre’nin tribünden gelen bir gücü de yok…

kendini “çok güçlü” olarak konumlandıran bir başkan neden oyuncuların insafına kalıyor? bu tutarsızlıklar silsilesi nedir?

fenerbahçe’nin futbol şubesi açısından bugün birçok kangreni var. başta tabi ki aziz yıldırım, ardından kulübü yapış yapış hale getiren bu oyuncular… fenerbahçe’nin, halen ingiltere’de yaptıkları nedeniyle “en sevilmeyen futbolcular” sıralamasına giren bir kaptanı var. fenerbahçe’nin, bir de yediği gollerde ya uçamayan ya da ters köşeye uçan bir kaptanı var. fenerbahçe şike nedeniyle avrupa’ya gidemiyor. fenerbahçe’nin ideal 11’inde 30’una gelmemiş 3 oyuncu var, 25’ten genci yok.

yarın bir gün, aziz yıldırım da “fenerbahçe’den sonra nereye gidecek” silahını kullanabilir çatlak seslere karşı… “bak, xspor’a gitti ersun yanal” diyebilir/dedirtebilir. bu kriteri futbolcular için kullanmak ne denli doğru olur bilemiyorum fakat kesin olarak antrenör için kullanmaktan iyidir… caner erkin (ve belki mehmet topal) dışında fenerbahçe’de aktif olarak forma giyen tüm futbolcular; bugün fenerbahçe’den ayrılsalar nereye giderler? sırtı dönük top alamayan, dünya kupasında göze batmak için pas vermeyen ve bu sayede mental seviyesini ortaya döken emmanuel emenike yazıldığı gibi chelsea’ye mi gidecek? fransa’dan geldiği günden beri en büyük kozlarından biri; süratini kaybeden moussa sow arsenal’e mi gidecek? volkan demirel ve emre belözoğlu nereye gidecek?

kendi yarattığı durum yüzünden oyunculara sahip çıkan, kendi getirdiği hocayı kovan bir başkan var fenerbahçe’nin başında. hocayı da kurayla filan getirmedi takımın başına. bir de kondisyonermiş gibi, takımın iznini iptal ettirip “antrenman yapın” demesi var. plan buna göre yapıldıysa hoca o idman günlerini boş ders gibi mi geçirecek?

bugüne dek taraftar bir şekilde lokmaları yuttu ama bundan böyle yapılan transferin, gelen hocanın vs. göz boyaması sanırım kimseyi mutlu etmeyecektir. çünkü o oyuncu, o hoca ne yaparsa yapsın, ne kadar başarılı olursa olsun, iletişim sorunları bulunan, -artık- eski kafalı ve narsist bir zat tarafından kapının önüne koyulabilir.

aynı dönemde gerçekten başarılı bir başkan bulunsaydı fenerbahçe’de, gerçekten “yürüyerek” şampiyon olan, şampiyonlar liginde en az 4-5 çeyrek final, 1-2 yarı final görmüş olurduk zaten 16 yıl içinde. bu yüzden “ama başkan başarılı” düşüncesini kabul edemiyorum. kaldı ki şampiyonluk oranı düşük, hatta son haftalarda kaçırılanları hesaba katsak bile “normal”. 16 yılda kurumsal, zımba gibi bir ekiple fenerbahçe kalibresinde bir takım, türkiye ekonomisine bile dosdoğru etki eder hale gelebilirdi…

devamını okuyayım »
10.08.2014 07:29