cennettemiyimsozluk

  • 265
  • 3
  • 1
  • 0
  • 6 gün önce

borsa istanbul

bu yazı, borsa istanbul altındaki pay piyasası dikkate alınarak kaleme alınmıştır. bu nazarla okumanız tavsiye olunur.

son dönemde, küçük yatırımcıya para kaybettiren, rysas ve rtalb gibi kağıtlara gelen tepkilerden sonra, bir kez daha finansal okuryazarlık kavramının ne denli önemli olduğunu hatırladım.

tasarruflarını hisse senedi piyasasında değerlendiren bireylerin (kendilerine küçük yatırımcı diyorlar, ben de kısmen onlardan biriyim), neye yatırım yaptıklarını bilmediklerini fark etmek ben de büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu. üzüldüm de bir taraftan. bu yazıyı da biraz bu açığı gidermek için yazmak istedim.

konu yanlış kağıda (bkz: hisse senedi) yatırım yapmak veya doğru kağıda yatırım yapmak değil.

konu yaptığınız işlemin mahiyetini bilmek. neye ne kadar sahipsiniz, ne tür haklarınız var, neyi ne kadar iddia edebilirsiniz bunlardan haberdar olmak. yoksa kâr da edersiniz, zarar da. konu bu değil.

-------------
öncelikle borsa nedir?
ingilizcesi "market" olan bu sözcük, temelde bir şey alınıp satılan ortam için kullanılır. bu ortam bir bina olabileceği gibi, bir pazar yeri de olabilir. ülkemizde borsa denilence ilk akla gelen ise, hisse senetlerinin alınıp satıldığı piyasa olan (bkz: borsa istanbul) nezdindenki (bkz: pay piyasası)dır. fakat ülkemizdeki tek borsa tabii ki bu değildir.

birçok mal ve ürün tezgahsütü piyasa olarak adlandırdığımız, tarafların kendi kurallarını kendilerinin belirlediği pazarlarda satılır. meyve sebze satın aldığımız pazarlar görece bu tür piyasalardandır. keza forward piyasası da böyledir. bir kısım eşya ve değerler için ise durum farklıdır. bu tür eşya ve kıymetler, nitelikleri ve hassasiyetleri gereği, gözetimli piyasalarda işlem görür. hisse senedi piyasası da (buna pay piyasası da diyeceğiz) bu tür gözetim gerektiren piyasalardandır. ortada piyasayı düzenleyen ve denetleyen, gerektiğinde yaptırım uygulayan kamu otoriteleri vardır. türkiye'de bu kurum için (bkz: sermaye piyasası kurulu).

-------------
hisse senedi nedir?
kanaatimce en kritik soru bu.
hisse senedi, en temel anlamda, bir şirketin ekonomik varlığını oluşturan hisseleri (payları) temsil eden kağıt parçasıdır.
üzerinde yazılı olan değeri veya eşyayı temsil etmesi için insanlar tarafından icat edilmiş bir yöntemin ürünüdür. senet sözcüğü, mana olarak arapça (bkz: snd) kökünden gelir ve dayanak anlamı taşır. "dayanak" kelimesinden de anlaşılacağı üzere, şirketteki ortaklık payına dayanak teşkil eden kağıt parçasıdır hisse senedi. bu kağıt parçasını elinde bulunduran da, söz konusu şirkette, o oranda pay sahibi olacaktır.
örnek vermek gerekirse, şirketin tüm ekonomik varlığı 100 paya bölünmüş ise her bir pay için bir hisse senedi var demektir. siz de bu paylardan birine sahipseniz, o şirketin %1'ine sahipsiniz demektir.

diğer taraftan, hisse senedine duyulan ihtiyacın sebebi de, diğer tüm menkul kıymetlerde olduğu gibi kolaylık sağlamasıdır. şöyle ki bireyler, şirkete olan ortaklıklarını, sahip oldukları diğer eşyalardan (telefon, kitap, bilgisayar, vs.) farklı olarak yanlarında taşıyamacağı için, o varlığa ilişkin sahipliklerini bu kağıtla belgelemiş olurlar. böylece, nasıl elinizdeki telefon, üçüncü kişiler için (yani başkaları için) size ait ise (çünkü elinizde), şirketteki ortaklık payınızın da herkesçe kabul görmesi için elinizde o hisseye ait senedi bulundurmanız gerekir.

nasıl ki eve sahip olduğunuzu tapu senedi ile belgeliyorsunuz, şirketteki ortaklığınız da hisse senedi ile belgelemiş olursunuz.

bu arada, hisse senetleri artık elektronik ortamda üretiliyor ve saklanıyor. yani, "elimde sahip olduğum şirkete ait hisse senedi yok, şimdi ben şirketin ortağı değil miyim" diye endişelenmenize gerek yok.

peki nerede ve kim tarafından saklanıyor hisse senetleri? (bkz: merkezi kayıt kuruluşu.). merkezi kayıt kuruluşunu, araç sicili veya tapu sicili gibi düşünebilirsiniz. nasıl ki sahip olduğunuz evin sahipliğini, başkalarına karşı tapu da iddia edebiliyorsunuz, hisse senedi için de aynı iddiayı merkezi kayıt kuruluşu nezdindeki kayıtlar üzerinden yapabilirsiniz. özetle hisse senetleri artık elektronik ortamda. siz hisse senedi aldıkça, alımı gerçekleştirmiş olduğunuz bankalar veya aracı kurumlar üzerinden ve merkezi kayıt kuruluşu nezdinde, hisseler almış olduğunuz kişilerden size geçecek ve sizin adınıza saklanacaktır.

-------------
hisse senedi piyasası nedir?
hisse senedi piyasası (yeni adı ile pay piyasası) veya halk nezdindeki adı ile borsa, şirket paylarının serbestçe kişiler arasında alınıp satıldığı piyasadır.
burada dikkat edilmesi gereken iki ifade var. birincisi serbestçe, yani herhangi bir sınırlama olmaksızın (tabii ki sınırlamalar var, fakat büyük ölçüde serbest piyasa). ikincisi ise kişiler arasında, yani artık şirketin kendisi yok. şirket dışındaki üçüncü kişiler arasında alınıp satılıyor.

bu arada şirketler, belirli durumlarda ve belirli sınırlamalara tabi olmak koşulu ile kendi hisselerini alabilirler. fakat bu yazının kapsamı dışında olduğundan, detayına girmeden, sadece değinmekle yetiniyorum.

ayrıca belirtmek isterim ki, şirket dışındaki kişiler derken, hem gerçek kişiler (bkz: gerçek kişi) hem de tüzel kişiler (bkz: tüzel kişi) kastedilmektedir. bu fark her ne kadar bu yazının konusu olmasa da, anlaşılması son derece önemlidir.

kısaca açıklamam gerekirse; gerçek kişi kavramından kasıt insanlardır. her insan, ülkeden ülkeye değişmek ile birlikte, dünyaya geldiği andan itibaren kişilik sahibidir (türkiye'de doğum ile kazanılan bu kişilik, başka ülkelerde anne rahmine düşmek ile de kazanılabiliyor. detaya girmiyorum). kişi olmak ise en temelde hak sahibi olabilmek ve yükümlülük altına girebilmek demektir (tabii belirli yükümlülükler için yaş sınırı vardır). bir de hukuk düzeni, insan olmasa da bazı yapılara kişilik atamıştır. bu da tahmin edildiği üzere bir ihtiyaç demetinin ürünüdür. esasında bunlar insan değildir, fakat ilişkileri düzenleyebilmek ve uzun süreli ilişkiler kurabilmek adına inşa etmiştir bunu insanoğlu. biz bunlara tüzel kişiler diyoruz. eski dildeki adı ile hükmi şahsiyet, yani şahsiyeti, hüküm ile (kanun ile) tanınmış yapılar. nedir bunlar? şirketler, vakıflar, dernekler, vs.

işte şirket ile ortağı bu farktan ötürü farklı kişilerdir. birey her ne kadar şirketin ortağı olsa da, şirketin yükümlülükleri ile bireyin yükümlülükleri farklıdır. şirketin borcu için, ortağa gidemezsiniz. paranızı ondan isteyemezsiniz. daha fazla uzatmadan devam ediyorum.

-------------
peki şirketler neden paylarının bu şekilde satılmasını isterler veya müsaade ederler?
şöyle ki bunun tek bir gerekçesi yok. fakat en temel gerekçelerinden ilki, finansman sağlamaktır.

ilk anda anlamak zor gelebilir. fakat örneklendirerek anlatmaya çalışacağım. diyelim ki şirket kurdunuz. büyüttünüz. kâr da ediyorsunuz. fakat bir noktada daha da büyümek için bir fırsat gördünüz (yeni yatırım, yeni mağaza, yeni ürün, vs.). bunu şirketin kendi kârı ile yapmak istediniz, fakat hesaplarınıza göre bir 5 yıl daha beklemeniz gerektiğini fark ettiniz. siz de fırsatı kaçırmak istemiyorsanız. ilk akla gelen hemen kredi çekmek olacaktır (bkz: debt financing). fakat takdir edersiniz ki kredi sizi hem borç altına sokacaktır hem de faiz yüküne katlanmanız gerekecektir.

diğer taraftan ise, diyelim ki çok yakın bir arkadaşınız geldi, ihtiyacınız olan miktarda parayı vermeyi ve karşılığında da ortak olmayı teklif etti. şayet verdiği para ile istediği ortaklık oranı arasındaki denge size mantıklı gelirse, neden kabul etmeyesiniz. böylece hem işlerinizi büyütecek, hem faiz yüküne katlanmamış olacaksınız. sadece artık kârınız bir miktarını, ortağınız olan arkadaşınız ile paylaşmanız gerekecek. fakat ödeyeceğiniz kâr, bankaya ödeyeceğiniz kredi faizinden daha mantıklı ise, neden olmasın.

borsaya açılmak (bkz: hakla arz) olarak adlandırılan işlem de, bunun düzenli ve denetimli bir piyasa altında yapılmasıdır. mesela, yine aynı ihtiyaca yönelik, finansman oluşturmak (para bulmak) maksadıyla, şirketinizin %10'unu halka arz etmek istediniz. önce sermaye piyasası kurulu inceleyecektir sizi. halka arz için yeterli görürse de onay verecektir. böylece artık halk arza hazırsınızdır (bkz: equity financing). üstelik, bu denli büyük bir tutarı size verebilecek tek kişi yok artık, binlerce kişi var. dahası bu binlerce kişi de başkalarına satabileceğini bildiğinden daha rahat alacaktır.

halka arzı sayılarla detaylandıralım. diyelim ki, şirketinizin %10'unu temsil eden 10 pay çıkardınız (normalde %10 için çok daha fazlası olur, fakat kolay anlaşılması adına böyle devam edelim). dolayısıyla her bir pay, şirketinizin %1'ini temsil edecektir. şirketinizin defter değeri de 10.000.000 (on milyon) türk lirası olsun.

burada duralım. defter değeri neydi? defter değeri, şirketinizin varlıklarından (kasadaki para, şirketin sahip olduğunuz binalar-araçlar, stoklardaki mallar, alacaklar vs.), borçlarının (bankaya olan borçları, tedarikçilere olan borçları, vs.) çıkarılmasından sonra kalan değerdi.

özetle: defter değeri = varlık - borçlar

o halde şirketin defter değeri 10.000.000 ise, şirketin %10'u 1.000.000 (bir milyon) her bir pay da (%1 olduğu için) 100.000 (yüz bin) türk lirası demektir. fakat, halka arz esnasında, hisseye ilk fiyat verenler, hisseye 100.000 yerine 200.000 vermek istediler ve hissenin piyasa fiyatı da 200.000 liradan oluştu. olabilir. zira, şirketinizi defter değerinden çok daha değerli görmüş olabilirler. mesela marka değerinizi yüksek görmüş değerlemiş veya kârlılığınızı çok iyi bulmuş olabilirler. tabii bunun tam tersi de mümkün. yani defter değeri 100.000 lira olan paylar, piyasada gerçekleşen ilk alımda 50.000 lira üzerinden de değerleme görmüş olabilir.

ilk durumda piyasada ilk talep edenler 100.000 defter değerlik hisseye 200.000 verdikleri için, siz de 1.000.000 liralık halka arz ettiğiniz kısım için 2.000.000 lira toplamış olacaksınız. artık yatırımınızı yapabilirsiniz. veya tam tersi, 50.000 değerlemede de 500.000 toplamış olacaksınız. bu durumda, belki ilave olarak kredi çekmeniz gerekecek.

bu arada 100.000 liralık defter değeri olan hisse borsada 2 katına fiyatlandıysa (yani 200.000 liraya), artık şirketin piyasa değeri defter değerinin 2 katı demektir. neydi şirketin defter değeri 10.000.000 (on milyon). o halde bu durumda piyasa değeri 20.000.000 (yirmi milyon) olacaktır. tam tersi, 50.000 liraya satılsaydı, bu defa piyasa değeri 5.000.000 (beş milyon) olacaktı. neden piyasa değeri diyoruz? çünkü piyasanın biçmiş olduğu değer bu da ondan.

-------------
peki hisseyi alanın kârı nedir?
hisseyi alan ise, artık şirketin ortağıdır (tabii payı oranında) ve bu aşamada iki temel beklentisi vardır.

birincisi temettü. şöyle ki, şirketler genel kurul kararı ile her yıl kârları ölçüsünde temettü dağıtabilir. temettü, özünde kâr payı demektir. şirket kârının bir kısmını ortaklar arasında dağıtmak isteyebilir. bunun içindir ki, genelde kâr payı dağıtan şirketler daha çok tercih edilir.

hisseyi alan bireyin ikinci beklentisi ise hissenin değerinin artmasıdır (bkz: değer artışı). yukarıdaki örnekten devam edecek olursak. 200.000 liraya aldığı hisseyi, bir süre sonra çok daha fazlasına satacağını düşünür. bu düşüncenin veya beklentinin normalde rasyonel olması beklenir. yani, hisseyi alan kişi; "evet hisseyi 200.000 liraya aldım, fakat bu şirket bundan daha değerli ve bu bir süre sonra esas değerini bulacaktır" düşüncesini taşır. peki, ederine kim karar verecek? bunun cevabı, devam eden iki sorda saklı.

-------------
hisse senedi piyasasında yapılan işlem nedir?
hisse senedi piyasasında yapılan işlem temelde bir alım-satım işlemidir. alıma satıma konu olan da hisse senedinin kendisidir.

burada unutulmaması gereken konu, artık şirket ortada yok. şirketin payları piyasada alınıyor satılıyor, fakat şirketin buradan herhangi bir parasal ve doğrudan kazancı yok.

şirket ilk halka arzda gerçekleşen fiyatlar üzerinden topladığı para ile hayatına devam edecek. daha önce de belirttiğim gibi, belirli koşullarda piyasadan paylarını geri alabilir, tabii parasını ödemek koşulu ile.

-------------
hisse senedi piyasasında fiyatlar nasıl oluşur?
işte esas soruya geldik. hisse senetlerinin fiyatını bizler, yani bu hisse senetlerini alıp satan kişiler belirliyoruz.

ben elimdeki 100 liralık hisseyi, 100 liradan satmak istiyorum, fakat piyasada kimse bu fiyattan almak istemiyorsa bu hisse senedinin fiyatı 100 lira değildir artık. ben hala satmak istiyorsam, 99 liraya düşürüp tekrar denerim, o esnada bu fiyata almak isteyen biri olursa, hissenin fiyatı artık 99 liradır. ertesi gün ve tamamen iki farklı kişiden, biri 101 liraya satmak, bir diğeri de almak isterse ve işlem gerçekleşirse artık hissenin fiyatı 101 liradır.

örneğimizden gidelim. ben piyasa değeri 100.000 lira olan hisseyi halka arz esnasında 200.000 liradan almıştım. 1 yıl sonra satmak istedim ve 220.000 liradan koydum satışa, biri de bu fiyattan aldı. hissenin yeni fiyatı artık 220.000 lira. ertesi gün alan adam 230.000 liraya satarsa, yeni fiyat artık 230.000 liradır. dikkat edin, piyasa fiyatı ile doğru orantılı olarak şirketin piyasa değeri de artıyor ve bu değeri de piyasada hisseyi alıp satanlar belirliyor. peki bu alıp satanlar neye dayanarak belirliyor bu fiyatı? işte orası muamma. herkesin kendine göre rasyonel veya rasyonel olmayan gerekçeleri var.

borsa ile ilgili en tuhaf realite de budur. birileri satmak isterken, birileri de almak ister (aksi takdirde işlem olmaz) ve her iki taraf da bunu mantıklı bulduğu için yapar.

-------------
borsa özelinde sonsöz
borsa (yani pay piyasası) bizim gibi küçük tasarruf sahipleri için muhteşem bir fırsat. şöyle ki, normal şartlarda ortak olamayacağınız firmalara, sadece birkaç dakika içinde, az bir oran ile de olsa ortak olabiliyorsunuz. dahası, istediğinizde de, piyasada alıcısı varsa payınızı satıp çıkabiliyorsunuz. normal hayatta bir firmaya bu kadar kolay ortak olamayacağınız gibi, bu kadar kolay da çekip gidemezsiniz.

fakat bu kolaylık insanı yanıltmamalı. nasıl ki gerçek hayatta ortak olacağınız zaman kılı kırk yararcasına inceliyorsunuz, borsada da öyle yapmalısınız. sonuçta ortak oluyorsunuz. neye ortak olduğunuzu ve kimler ile ortak olduğunuz bilmelisiniz. bunun içindir ki (bkz: kamuyu aydınlatma platformu) üzerinden hissesini almak istediğiniz şirkte ile ilgili ilanları takip edebilir, ortakları kimlermiş bakabilir, faaliyet raporlarını okuyabilirsiniz. hatta bunu yapmalısınız.

kısa vadede yüksek değer artışlarının rasyonel olmadığını unutmamalısınız. gerçek hayatta bir şirketin değerinin bugünden yarına birkaç kat artması ne kadar mantıklı ise, borsada işlem gören şirket için de o kadar mantıklı. tabii bu arada, şirket büyük bir atılım yapmış olabilir (yeni bir şey bulmuş, yeni bir yatırım yapmış vs. olabilir) ve bunun karşılığında, piyasa, daha şirket bu yeni atılımından para kazanmadan şirketi değerlemiş olabilir.

özetle, beklentileriniz hep orta ve uzun vadeli olsun. zira kısa vadede borsa hareketleri hep rassaldır (yani öngörülemezdir).

çevrenizde, kısa vadede hiç olmadık kağıtlardan para kazanmış insanlar göreceksiniz. fakat bunların küçük bir kesim olduğunu unutmamalı insan. şöyle düşünelim; 100 kişiye arka arkaya 8 defa yazı tura atmasını ve tüm atışlarında aynı sonucu elde edenlerin (8 yazı veya 8 tura) başarılı sayılacağını söylemiş olun. bu ihtimalin gerçekleşmesi %1'in de altındadır. fakat 100 kişiden biri (muhtemelen) bunu gerçekleştirebilecektir. peki bu sonuç, bunu gerçekleştiren kişinin başarılı olduğunu gösterir mi? tabii ki hayır. biz her ne kadar o kazanan bir kişiye yoğunlaşsak da, arkadaki 99 kişinin uğramış olduğu yıkımı çoğunlukla görmeyiz.

bütün yumurtaları aynı sepete koymayın (bkz: diversification). bu en temel kuraldır. piyasada bu kadar şirket varken, neden bütün paranızı bir tanesine yatırasınız. kaldı ki yatırdığınız bu şirketin başına öngörmediğiniz (hatta kimsenin öngörmediği) bir şey gelebilir. dolayısıyla, birden fazla şirkete yatırım yaparak riski dağıtabilirsiniz.

bir şirkete ait hisseyi, kısa vadede fiyatının artacağı düşüncesi ile aldığınızı düşünelim. peki sizin satmayı arzuladığınız fiyatlarda, o kağıdın bir alıcısı olacak mı? misal bir şirkete ait hisseyi 2 liradan aldınız ve 100 lira olmasını bekliyorsunuz. peki kendinize, "bir başkası bu hisseye bu kadar kısa bir süre sonra neden 100 lira versin?" sorusunu sordunuz mu? unutmayın, sizden alan da kâr etmek için alacak.

her ne kadar borsada yapılan işlemi yatırım olarak adlandırıyor olsak da, bizim gibi küçük para sahipleri için, bu işlem temelde bir tasarruf işlemidir. diğer bir ifade ile, tasarruflarımız ile, yani artan paramız ile, birikime ayırdığımız paramız ile gerçekleştirdiğimiz işlemlerdir. böyle de olmalıdır. beklenen budur. dahası tasarrufların hepsinin, tek bir mala veya kıymete yatırılması da rasyonel değildir. olabildiğince riski dağıtmalı insan.

fakat yine de her daim risk vardır. there is no free lunch. özetle finansta bedava yemek yoktur. siz fark etseniz de, fark etmeseniz de bir karşılığı vardır ödediğiniz (risk, zaman, para, vs.).

son olarak, ben şirketten de anlamam, borsadan da anlamam, mali tablo da okuyamam, ama borsada da işlem yapmak istiyorum diyorsanız; bu işi profesyonel olarak yapan danışmanlık firmaları veya fonlar var. üstelik bunlar sermaye piyasası kurulu'ndan lisans almış kurumlar. bunlar üzerinden tasarruflarınızı değerlendirebilirsiniz.

şimdilik diyeceklerim bu kadar. aklıma geldikçe eklemeler yaparım.

not: bu yazı rtalb başlığı altında yazmış olduğum yazının yazı, ilgisiz kısımlarının çıkarılmış ve bir iki ufak değişiklik yapılmış halidir.

devamını okuyayım »