cennetten kovulan

  • 74
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

ben seni arkadaş olarak görüyorum

-ben seni arkadaş olarak görüyorum.
+aynı hastenede aynı gece dünyaya getirilmişiz biz. annem beni dünyaya getirirken vefat etmiş. senin annen ise bir daha hiç çocuk doğuramayacak bir şekilde rahatsızlanmış rahminden.
ilkokulu aynı okulda okuduk. her ders arka sırana oturup da ensendeki sarı ayvaz tüyleri izlerdim. benim cennetim o sarı ayvaz tüylerdi. ben öldüğümde oraya gömülmek isterdim.
sonra bir sabah babanın tayini başka bir ile çıktı. sen gittin. senin gittiğin ilkbahar günü küfrettim evreni yaratana. koştum sizi götüren sarı taksinin ardından.
nefesim kesildiğinde ellerimi dizlerime koyup da öksürdüm. bir güvercin yakalamıştım senin için. avuçlarına bırakacaktım. ve hep sorduğun o sorunun cevabını verecektim;
"beni seviyor musun?"
"hayır. sana tapıyorum."
gittin o ilkbahar günü. haber alamadım senden. mektuplar yazdım bilinmezliğe. şiirler yazdım. öyküler yazdım seninle başlayıp seninle biten.
hiçbirini veremedim sana. çünkü sana ulaşabileceğim hiçbir adres yoktu. yol yoktu. hayat yoktu.
ders çalıştım geceler boyu. yalnızlığımı yok etmek için. insan eti bağımlılığımı dizginlemek için. bir sınava girdim. ve her hangi bir üniversitenin her hangi bir bölümünü kazandım. okula kayıt için gittiğimde, seni gördüm annenle birlikte.
gözlerin hala güzeldi. saçların hala güzeldi. gülüşün hala güzeldi. ellerin hala güzeldi. burnun herkese ve her şeye inat hala hafifçe dikti. ve o da güzeldi.
sokuldum yanına. beni tanıyamayacağını tahmin ederek. "merhaba" dedim nefesimi ritmine getiridğimde. gülümsedin. ben ise gamzene gömüldüm.
sıktın elimden. sarıldın belime. kendine doğru çektin. öptün yanağımdan.
ruhumda depremler meydana geldi. artçılar. gel-gitler. kokunu çektim içime. saçların değdi yüzüme. gözlerimi kapadım. tanrı'yı gördüm bir salisede.
gittin bir aylığına. geri geldin sonra. karşılaştık yemekhanede. karşılıklık oturduk. gazoz ısmarladım sana. sen bezelye yemeği yedin. ben patates. eski günlerdeki gibi.
yemek sonrası el yakmaca oynadık herkesten gizli. eski günlerdeki gibi.
saçını çekiştirmeyi o kadar çok istedim ki bir gece. hani çok sevdiğimiz o şarkıcının konserinden dönüşte. kampüs alanındaki yurtlarımıza varmamıza beş dakikalık bir mesafe kaldığında.
sol elim boşluğu yakaladı. sen ise boşluktaki o elimi. anlattın o gece. aşık olduğun adamdan bahsettin. dinledim seni. bir aşk hikayesi canlanıyordu zihnimde. ve ben o hikayede yoktum.
izledim seni. bir ara ağladın. kafanı omzuma koydun. karanlık bir parkta yan yana oturduk. iki bira kaptım en yakın tekel bayiinden. içtik. güldük. ağladık.
bir ara "anlatsana" dedin koluma dokunarak. "anlatacak bir şeyim yok" dedim. inanamadın. inanmayacaktın anlatsaydım. anlatacağım hikayenin baş karakteri sendin. hikayem senden ibaretti.
bıraktım seni yurduna. gittim odama. dinledim sessizliği. yıllar geçti. bir çok adama aşık oldun tekrar. her seferinde bana geldin. her başarısız aşk girişiminin son durağı bendim.
bende dinlendirdin ruhunu. hikayeler anlatttım sana. gülümsemenin ne kadar kolay olduğunu ıspat için fıkralar anlattım sana. karnın ağrıdı gülmekten. gözlerinden yaş geldi.
bulamadığın ders notlarını buldum senin. cebimdeki son parayı çok sevdiğin o kitap için harcadım. doğum günü hediyen için. üç gün sadece ve sadece su içtim. bilirsin; kimseden borç para almam ben.
senin çok sevdiğin her filmi izledim. bir çoğu berbattı. yine de sen o filmleri anlatırken gülümsüyordun ya, ben de her birini izlerken gülümsedim sen gibi.
okuduğun her kitabı okudum. dinlediğin her şarkıyı dinledim. senin sevdiğin her şeyi sevdim.
bir gece hastalandın sen. acile kaldırıldığını oda arkadaşın söyledi bana. o zamanlar aşık olduğun adam yine başka bir ilde yaşıyordu. aşktan ve senden daha önemli bir şeyle meşguldü.
seninle beraber geldim hasteneye. kan verdim sana. kanım senin damarlarında dolanacaktı artık. o gece kaldın hastanede. başucunda bekledim seni. elini tuttum. öylece durdum. uyumamak için ne kadar çabaladıysam artık, başaramadım uyumamayı. sabah senin sesinle uyandım. "su" dedin sessizce.
öptüm avuç içlerinden. koşarak indim kantine. sana su getirdim. taburcu edildin o günün ikindi vaktinde. bir çay bahçesine gittik. anlattın. dinledim. her zaman ki gibi.
arada bir elime dokundun gülümseyerek. ben, ben oldum.
şimdi, benden beni almaya çalışıyorsun. farketmez. al bendeki beni. o da sen olsun. senin olsun.

***

mesaj atıp bu entry'nin gerçekliğini soran çok insan oldu. arkadaşlar bu mevzu, üniversite okurken yazdığım mini bir öykü-hikaye.

devamını okuyayım »
17.05.2009 19:11