cennetten kovulan

  • 1141
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 ay önce

anne baba eş ve çocuğunun ölümünü gören kişi

halam.

şöyle sırtlayabilsem acılarının bir kısımını, yeşil yol'daki o güzel adamın insanların acılarını, hastalıklarını içlerinden alıp kendi bedenine hapsettiği gibi, hepsini alırım. bir salise düşünmem.

fazla çünkü. bir insan için bu kadar acı çok fazla. tam aklın kesmeye başlarken baban ölüyor. bir kız çocuğunu düşün, baba sevgisi olmadan büyüyor. her dokunuşta o babanın elinin sevgisini ve şefkatini bekliyor.

kocaya gidiyorsun. küçük bir oğlun oluyor. sen onu büyütürken annen ölüyor bir gece yarısı.
oğluna sarılıp ağlıyorsun. hayattaki tüm dayanakların teker teker kayboluyor. hayat rutine binmeye başlıyor. evlendiriyorsun oğlunu. az çok maddi durumunu düzeltiyorsun.

bir sabah, iş dönüşü eşini orospu çocuklarının soymaya çalışıp vurduğunu söylüyor, evini arayan polisler.

yanıp yakılıyorsun. bitti diyorsun. bitmiyor. biter mi hiç.. çünkü şans gülmemiş hiç sana. bir ikindi vakti, yine çalıyor ev telefonu. telefonlara bakmaya korkuyorsun. korkun gerçek oluyor. arayan kişiler oğlunun trafik kazası geçirdiğini, ve durumunun kritik olduğunu söylüyor. kardeşine tutuna tutuna hastaneye gidiyorsun.

yok artık kınalı kuzun.

ne acı lan. evli değilim. çocuğum yok. ebeveynlikten anladığım tek şey; muhabbet kuşu, kedi, köpek..

en çok bu dokunuyor ama. evladının ölümü. çocuklar ölmemeli. anneler, babalar evlatlarını gömmemeli. böyle anlarda beynim fırlayıp gidiyor kafatasımdan.

bu kadar acıyı tek bir insanın yüklenmesi zor. şimdi ne zaman gözgöze gelsem halamla, utanıyorum yüzüne bakmaya. içim eriyor. en son 6-7 yıl önce gitmiştim evine, misafir etmişti beni. dizine uzatmıştı. yüzümü ve saçlarımı okşarken o, benim içim gidiyordu. biliyor muydu acaba, o sessizlik anında onun çektiği, çekmek zorunda kaldığı tüm acıları düşündüğümü.

uyumuşum dizinde. sabah kalktım, hala gül gibi yüzü. ne bir sitem ne de öfke. sadece yıllar sonra, bir gün anneme, çektiği tüm bu acılardan ötürü "celalettin'i almasaydı keşke" demiş. oğlu için.

oysa şimdi, aliler, ethemler, irfanlar, abdullahlar, mehmetler, mustafalar sokak ortasında analarından alınıyor, çoluklarından, çocuklarından, eşlerinden. hem de bir hiç uğruna.

ölüm karşısında, yokluk, yoksulluk, haksızlık karşısında acı çeken, kayıp yaşayan, kaybeden, kahpece kaybettirilen herkes benim kardeşim, ablam, abim, anam, babam, dayım, halamdır.

evet,

halamdır.

devamını okuyayım »
04.02.2014 18:37