cerebralcortex

  • 227
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

erich fromm

freudcu marksist olarak anılan (bkz: freudo marxism), yahudi kökenli olup almanya doğumlu, ancak amerikalı olan psikanalist ve sosyolog. başlarda psikanaliz ile ilerlemiş, daha sonra kendi akımını kurmuştur. hümanistik psikolojinin ilham kaynaklarındandır.

fromm, insanlık için oldukça karamsardır. insanın sorumluluk almaktan kaçınma eğilimi yüzünden özgürlüğün korkutucu olduğunu, dolayısıyla özgürlükten de kaçıldığını söyler. özgürlüğü "güçsüzlüğün ve yalnızlığın dayanılmaz hali" olarak tanımlar. "büyüdükçe" bireysellik duygusunun gelişmesiyle birlikte insanın kendisinin kontrol edemediği ve çoğunlukla topluma bağımlı olmasına neden olan etkenlerin farkına varıp, çaresiz hissetmesinin iki çeşit tepkiye neden olduğunu iddia eder: özgürlükten kaçış ya da olumlu özgürlük.

fromm'a göre, özgürlüğün beraberinde getirdiği güçsüzlük ve çaresizlik hissini aşmak için üç çeşit özgürlükten kaçış/özgürlükle başa çıkma stratejisi vardır:

otoritecilik*(authoritarianism): otoriter kişilikler güçlü hissetme arzusu nedeniyle kendilerinden daha güçlü birey veya gruplarla özdeşleşmek isterler. bu seçim onlara bireysellikten vazgeçme şeklinde bir bedel ödetse de, onlar da kendilerinden daha zayıf kişileri ezme ve sömürme doğrultusunda bir güce sahip olurlar. yani bir yandan boyun eğme, bir yandan da egemen olma şeklinde birbirine tezat olan iki duyguyu birlikte yaşarlar. fromm nazi partisi üyeleri başta olmak üzere genellikle politikacıları bu şekilde tanımlar; üstlerine boyun eğip, altlarına sadistçe davranırlar. savunma mekanizmalarından yer değiştirme*dir.

yıkıcılık(destructiveness): yıkıcı kişilikler hayatta güçsüzlük ve yalnızlık duygusu getiren durumlarla baş etmek için bu durumları ortadan kaldırmayı yeğlerler. bu hoşlanmadıkları durumları yok ederken de vatanseverlik, din, görev duygusu gibi kavramların arkasına saklanırlar -ülke sevgisi için savaştıklarını söyleyen askerler gibi-. savunma mekanizmalarından mantığa büründürme*dir.

"the destruction of the world is the last, almost desperate attempt to save myself from being crushed by it."

"dünyanın yok edilmesi, kendimi, onun tarafından unufak edilmekten kurtarmak için yapabileceğim son, nerdeyse umarsız girişimdir." (fromm, 1973)

mekanik uyumluluk* (automaton conformity): özgürlüğün getirdiği sorumluluğu almaya gücü olmayıp, bir yandan da otoriteci veya yıkıcı olmayı tercih etmeyen çoğunluğun yaptığıdır. konformistler özgürlüğün getirdiği kaygılardan kısa süreli de olsa uzaklaşmak, yok saymak için makinenin çarklarından biri haline gelirler. kendilerine bir iş bulup atalarından gelen feodal sistemin verdiği güvenliğe sığınırlar. herkesin giydiği kıyafeti giyip, herkesin dinlediği şarkıları dinleyip, herkesin çalıştığı yerlerde çalışıp bir bakıma moda denen kavramın ortaya çıkışında rol oynarlar. modern toplumda yokolan bireyselliğin simgesi, kısacası sistemin kölesi olmak durumudur.

olumlu özgürlük: özgürlükten kaçmak yerine onu kucaklamak, tam anlamıyla bireyleşme*(individuality)dir. insanın ne yapması gerektiğini değil; kendisi gerçekten ne yapmayı istediğini yani gerçek arzularını bulması, farketmesi, anlamasıdır. bununla birlikte bunu yaşamına yansıtması, içinden geldiği gibi yaşamasıdır. topluma bağımlı olması değil, kendi seçimlerini yaşayarak katılması ve üretken olmasıdır.

"there is only one possible, productive solution for the relationship of individualized man with the world: his active solidarity with all men and his spontaneous activity, love and work, which unite him again with the world, not by primary ties but as a free and independent individual. however, if the economic, social and political conditions do not offer a basis for the realization of individuality in the sense just mentioned, while at the same time people have lost those ties which gave them security, this lag makes freedom an unbearable burden. it then becomes identical with doubt, with a kind of life which lacks meaning and direction."

"bireyleşmiş insanın dünyayla ilişkisinin gerçekleşmesi için olası, üretken tek bir çözüm vardır: onu ilk bağlarıyla değil; özgür ve bağımsız bir birey olarak dünyayla birleştiren kendiliğinden etkinliği gerçekleştirmek, sevmek, çalışmak, ve bütün insanlarla etkin bir dayanışma içinde olmak. bununla birlikte insanın bireyleşmesi sürecinin tümünün dayandığı ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullar, az önce söz edilen anlamdaki bir bireyselliğin gerçekleşmesi için gerekli tabanı oluşturmuyorsa ve aynı zamanda insanlar kendilerine güvenlik veren o bağları yitirmiş bulunuyorsa; bu boşluk, özgürlüğü çekilmez bir yük haline getirir." (fromm, 1941)

devamını okuyayım »
14.11.2013 06:37