chevalier sans peur

  • azimli
  • hırçın golcü (255)
  • 1280
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

topçuluk tarihi

kara güçlerinin bu şanlı branşının antik çağlara kadar uzanan tarihidir.

baruttan önce topçuluk

topçuluğu gerekli kılan durum antik yunan devirlerinde ortaya çıkan taş surlardır. ortadoğuda eriha'nın o.d.ö 3000'li yıllara dek uzanan surları, eski mısırın, hitit anadolusunun ve mezopotamyanın şehir duvarları kerpiçten imal edildiği için tunç başlı koçbaşlarıyla delinebiliyordu. antik yunanistanın klasik çağında sağlam taş surlar ortaya çıkınca eski kuşatma gereçleri işe yaramaz oldu. dikey taş duvarların ani ve güçlü darbelerle yıkılabileceği savlanınca ilk topçuluk gereçleri ortaya çıkmaya başladı. bunların ilki olan katapultun (katapeltikon) ilk kez o.d.ö 399 tarihinde siraküza tiranı 1. dionysos tarafından inşa ettirildiğini tarihçi diodorus siculus kaydetmektedir. bu ilk katapultlar uzun bir kalasın teşkil ettiği yatak ve bunun altına yatay sabitlenmiş büyük ve güçlü bir bileşik yay'dan oluşan basit araçlardı ve uzun oklar atıyorlardı. o.d.ö dördüncü yüzyıl ortalarında bileşik yayın yerini burgulu çerçeve alınca katapult klasik şeklini aldı. burgulu çerçeve yüksek matematik bilgisi gerektiren karmaşık bir sistemdi. basitçe açıklamak gerekirse, burgulu çerçeve kalas-demir aksamdan oluşan bir dikdörtgen idi. iki ucunda yukarıdan aşağı uzanan ve tercihan hayvan kılından örme iki burgu, liflerin arasında tutturulmuş iki hareketli kola yüksek bir gerilim ve atış gücü sağlıyordu. katapult makedonyalı filip, oğlu büyük iskender ve iskenderin ardılları döneminde yaygın kullanıma kavuştu. aynı zamanda sadece ok değil taş da atabilir hale geldi. ilk başta 3 kg ağırlığında küçük gülleler kullanılırken seleucid kralı demetrius polykrates zamanında 78 kg'lık gülleler atan devasa makinalar yapılıyordu. helenistik dönem kuşatma sanatının hızla geliştiği ve topçulukta büyük atılımlar yapıldığı bir devir olarak kabul edilmektedir.

romalılar işte bu hazır bilgi havuzunun üzerine kondular. siraküza kuşatmasında ilk büyük kuşatma sınavlarını yaşayan romalılar büyük bir topçu parkı kurmaya giriştiler. bu park daha sonra kartacayla tutuşacakları savaşlarda çok işlerine yarayacaktı. romalılar katapultun taş atan türüne ballista, ok atan türlerine ise scorpio adını vermişlerdi. imparatorluğun son yıllarına dek romalılar burgulu çerçeve düzeneği dışına çıkmadılar. ancak bu son yıllarda onager (yaban eşeği)adı verilen yeni bir silahın kullanıma girdiğini görüyoruz. kısaca ifade etmek gerekirse onager dikdörtgen bir çerçevenin ön ucuna gerilen tek bir büyük burgu ve bu burgu ortasına geçirilen yatay bir sabit koldan oluşmaktaydı. kolun ucuna bir sapan takılıyor ve bu sapan ile taş gülleler fırlatılıyordu. bu silahın ayrıntılı tasvirlerini ammianus marcellinus'un o.d 4. yüzyılda yazdığı metinlerden bilmekle beraber ne kadar yaygın olduğunu bilemiyoruz. kesin olan bir şey varsa o da onager'in imparatorluğun 5. yüzyılda çöküşüyle birlikte unutulmuş olduğudur. yıkılışın getirdiği askeri gerileme sonucu batı avrupa ortaçağa yunan-roma uygarlığının yüksek kuşatma bilgisinden yoksun olarak girmiştir.

dünyanın öteki ucunda, uzakdoğunun devi çinde topçuluk müstakil lakin birçok açıdan paralel bir gelişme izlemiştir. bu ülkedeki ahşap bolluğu dolayısıyla kuşatma araçları som ahşaptan imal edilen silahlardı. genel yaygın silahlar yunanlıların ilk geliştirdiği basit yay-yataktan mürekkep katapult türündendir. fakat çin'in insan gücü bolluğu sonucu taş atma makineleri için burgulu çerçeve gibi karmaşık mekanizmalara gerek duyulmamış, çok daha basit fakat aynı etkinlikte araçlar imal edilmiştir. bu araçların en meşhuru mancınıktır. burada bir parantez açalım ve terminolojiye bir göz gezdirelim. mancınık (yahut arapçadaki yazılışıyla al-manjaniq) bu silaha islam dünyasında verilen isimdir. batıda ise aldığı isim mangoneldir. mancınığın ilk defa o.d.ö 3. yüzyılda qin hanedanı döneminde icat edildiği bilinmektedir. mancınık sağlam bir ahşap direğin oluşturduğu ayak ve bu ayağın tepesindeki bir pivota bağlı yatay bir sapan kolundan oluşur. araç karşı ağırlık prensibiyle çalışmaktadır. karşı ağırlığı sağlayan ise insan gücüdür. sapan kolunun ağırlık ucuna halatlar bağlanmakta ve bu halatlar çekilerek gülle fırlatılmaktadır. ilk belirdiği haliyle mancınık barutlu topların çıkışına dek hiç değişmeden bin yıl boyunca çinde kullanılmıştır. kısaca söylersek yatay yay ve mancınık uzakdoğu topçuluğunun o.d 17. yüzyıla dek belkemiğini oluşturmuştur.

yeniden avrupaya dönelim. roma imparatorluğunun çöküşüyle beraber batı avrupa karanlık çağlara girmiş, topçuluk teknolojisi büyük oranda kaybedilmişti. avrupada hatırı sayılır bir kuşatma ve topçuluk bilgisini elinde tutan tek güç bizans (doğu roma) imparatorluğu idi. konstantinopolisdeki imparatorluk cephaneliğinde bulunan topçu parkı sasanilerle ve daha sonra müslüman araplarla yapılan savaşlarda kullanılmıştı. islam halifeliği de kısa süre sonra gerek kadim yunan-roma irfanını gerek de bizanslı muhtedi mühendisleri kullanarak kendi topçu parkını kurdu. kavimler göçünün durulması, batı avrupada karolenj devletinin kuruluşu ve islam-hristiyanlık sınırının sabitlenmesiyle yoğun bir tahkimat artışı başladı. yeni filizlenen feodalite de bey malikanelerinin bile müstahkem mevkilere dönüşümünü getirince avrupa bir kaleler cennetine dönüştü. teknoloji de yeniden canlanıyordu. özellikle avarların sekizinci yüzyılda çinden mancınığı getirmesi avrupada topçuluk alanında büyük bir katkı oldu. on birinci yüzyıla gelindiğinde kuşatma sanatı ve topçuluk büyük oranda belini doğrultmuş idi.

barut öncesi topçulukta değineceğimiz son silah on ikinci yüzyılda ilk örnekleri görülen trebuchet'dir. trebuchet temelde geliştirilmiş bir mancınıktan başka şey değildir. yine karşı ağırlık prensibiyle çalışan bir sapandır lakin trebuchet'in karşı ağırlığı insan gücünden değil kum dolu bir hazneden oluşur ki bu nüfus fakiri avrupa için mantıklı bir gelişmedir. sapan boyunun uzun tutulmasıyla menzil de artmıştır. trebuchet'in en önemli özelliği büyük boyutudur. bu sayede çok daha ağır gülleleri atabilmesi mümkün olmaktadır. trebuchet ortaçağın sonuna kadar kullanılmıştır.

on üçüncü yüzyılda çinden arapların getirdiği esrarlı bir patlayıcı toz haçlı seferleri aracılığıyla avrupaya ulaşır. güherçile ve kükürtün bu karışımı iki yüzyıl içinde işlenecek, damıtılacak ve iyice mükemmeleştirilecektir. barut çağı başlamak üzeredir.

gelecek bölüm: barut ve topçuluk

kullanılan kaynaklar:

şehir ve savunması, arkeoloji yayınları
greek and roman roman artillery, osprey publishing
medieval siege weapons, osprey publishing
siege weapons of the far east, osprey publishing

devamını okuyayım »
11.05.2005 23:45