chevalier sans peur

  • azimli
  • hırçın golcü (255)
  • 1280
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

mohaç savaşı

en ayrıntılı anlatımı tarih-i peçevi'de bulunan büyük türk zaferidir. mevzubahis eserde şöyle anlatılır (dil sadeleşmiş olarak):

"böylece okşayıcı ve kuvvet verici sözler söylendikten, dualar da yapıldıktan sonra, ibrahim paşa da padişahın hayırlı dualarını rehber edinerek; alayı ile ileri hareket etmiş, padişah da kendi sancaklarının altına gelerek durmuştu. padişahın verdiği emir üzerine islâm askeri, yıldırım sür'ati ve hızıyla, coşkun bir sel gibi düşman üzerine doğru yürümeye başladı. davulların seslerinden, zurnaların, kürenayların ve insanların sedalarından, atların kişnemesinden ve bayrakların şakırtısından zühre yıldızı bile parçalanacak hale gelmişti. at ata, adam adama o derece yaklaştı ki, bir kütle hâline gelmişlerdi. böylece yürüyüp giderlerken karşıdan düşman alayları göründü. sert bir rüzgâr kara bulutları nasıl sürerse, onlar da büyük bir süratle yaklaşıyorlardı. tomru bal denilen bir kâfir düşman vardı ki, tarihlerin bazısı bunu papaz, bazısı da asker diye yazmıştı. ama bu kâfir sahibi bulunduğu hükümetin başında bir papaz gibi, dünya ile ilgili olmayan kalender bir insan halinde hareket ederdi. idaresi altında bulunanlara brat ve kendisine de paşpuk derlerdi.

bu dinsiz mel'un bir alay topladı. bunlar okla yaralanmış bir sürü hınzır gibi akın ederek; önlerine bir şey engel olmamış, vezir-i âzamın alayı önünde olan topçuların zincirler ile atılan danelerinden ve tüfenk fındığından, kendi alayında ölenlere ve atların leşlerine asla bakmayarak ve topçuların önünden geçerek, yaya alayının olduğu yerde bir gedik bularak girmiş ve islâm askerini yararak ilerlemişti. bu hâl üzerine bâli bey ve bosna beyi hüsrev bey kendi sancakları askeriyle düşmanı arkadan kuşattılar, kâfirler ileri baktığı zaman; padişah alayının sarsılmadan yerli yerinde olduğunu, arkasında da dümdarların bulunduğunu, ağırlıkların insan gözünün görüş hududu içine girmeyecek kadar büyük ve dağlar gibi yığılı bulunduğunu gördüler ve neye uğradıklarını anladılar. bunun üzerine kendilerini arkadan çevirenlerle savaşmak istediler, ama rumeli alayları iki taraftan öyle saldırdılar ki, bir an içinde alayından nâm ve nişan kalmadı, kendisinin de kellesi kesilerek padişaha: "kral başı" diye getirdiler. hemen bu kesik baş bir mızrağa geçirilerek, önde müdâhiler olduğu halde asker içinde gezdirdiler.

halbuki öbür taraftan da düşman kralı anadolu askeri üzerine yürümüştü. orada yeniçerilerle karşılaştılar. yeniçerilerin tüfenklerle yaptığı yaylım ateşte düşman alayının idârecileri ve seçkin askerleri birden helâk oldular. geri kalanlar da neye uğradıklarını görünce hemen kaçmaya başladılar.

allah'ın inâyetiyle düşman tamamiyle bozulmuş ve perişan olmuş, güneş battığı sırada meydanda düşmandan ayak üzere bir fert kalmamıştı. kral da geri kalan perişan askerleriyle kaçarken, mohaç sahrasının nihayetindeki "kral köprüsü" denilen batak yere geldikleri zaman, geri açan kâfir askerleri orada birbirini o kadar sıkıştırmış ve kalabalık o hâle gelmişti ki aralarında insan değil "it geçecek" kadar bir boiluk kalmamış, arkadan gelenler de bunların üzerine bindirince pek çok düşman askeri batağa batmış, o arada kral da bunlarla batarak, habis canını cehennem zebanisine ısmarlamıştı. ancak padişah ve ordusu döndükten sonra, kâfirler bu bataklıktan kralın ölüsünü çıkararak istoni belgrad'da, kralların gömülü bulunduğu yere gömmüşlerdi."

devamını okuyayım »
26.07.2005 02:35