cheza seeker

  • anarşist (239)
  • 674
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

gece boyu sevgilisine sarılarak uyuyabilen erkek

ilk eşim tarafından alıştırıldığım bir uyuma biçimi olduğundan başlarda bu kategoriye girerdim.

sonra ayrıldım ondan, yeniden evlendim... sert karakterli biriydi ikinci eşim, zaten 1.5 yıl sürdü evliliğim. ( (bkz: #46417060) ) ve ardından gelen yalnızlık dolu yıllar...

başlarda, sarılıp uyumaya çok gençken alıştırıldığım için tek yattığımda yatak bomboş gelirdi. üstelik hem bedenimin, hem de ruhumun üstü açık kalmış gibi bir his her yanımı kaplardı.

ve yıllar yılları kovaladı... boş yatakta geçen uzun bir zaman... aşık olmadığım kadınlarla uyumanın, hatta aralarda, gecenin kısa sayılacak sürelerinde, sarılarak uyumanın üzerimde en küçük bir etki bile uyandırmadığını söylemek zorundayım. bir çeşit "duty talk", ya da "duty call" gibi bir şey... iyi niyetle, hatta isteyerek yapılan ancak görevden öte pek de anlamı olmayan bir davranış kalıbı...

sonra aşık oldum, birlikte uyuyacağımız bir gecenin özlemi ile dolu olduğum bir kadına. imkan bulamıyorduk ne yazık ki bu arzumuzu gerçekleştirmeye bir türlü.

sonunda beklediğimiz gün geldi. tüm gece birlikte kalacaktık! özlemimiz gerçekleşiyordu! özellikle de benim yıllar boyu beklediğim bir şey... bır sıcaklık... bir doyum... seksin ötesinde, ondan daha faklı, belki de daha değerli bir beklenti!

oysa o gece hiçbirşey beklediğim gibi olmadı.

çok sıcaktı…

yatağın içi çok sıcaktı!

yanyana değil, sürekli sarılmış durumda uyumak imkansız birşeydi; çünkü bir süre sonra bedeninden bedenime dayanamayacağım kadar yoğun bir ısı akıyordu sanki. ayrıca kımıldayamıyordum ben! kolları ve bacakları her yerimdeydi!

sonunda dayanamadım. uyuduğuna ikna olunca sessizce ondan ayrılıp yatağın serin ve bedenimin özgür olacağı bir bölgesine kaydım.

ayrıca odada ışık vardı ve ben ışıkta uyuyamazdım. bu yüzden gözlerime her zamanki, yıllarca kullanmaya alıştığım blind fold'u takmak istedim; ama tabii ki yanımda getirmemiştim. ben de atletimle kapattım gözlerimi.

ve huzur!

hemen dalıverdim uykuya.

ertesi sabah çok üzgündü sevdiğim kadın. veda ederken kırgın olduğunu –derin bir suçluluk duygusu içinde- hissettim.

o günün akşamında bir mail geldi. sözler şu mealdeydi. "birbirine aşık iki kişi olarak et ve tırnak olmamız gerekliydi, oysa sen hem benden kaçtın, hem de aramıza başına sardığın şeylerden bir duvar çektin sana ulaşamayayım diye…"

terk ediyordu beni.

bence çok, ama çok aceleci davrandı. ben sevmeyen, ya da asla sevemeyecek olan biri değil, sadece yalnızlığa alıştırılmış bir erkektim… tıpkı gençken yalnız duramamaya alıştırılmış bir erkek olduğum gibi.

yaşam zor diyorlar. acaba mı? yoksa sabır ve özveri olmadığı için mi zorlukların aşılamaması ve çekilen acılar? sevginin, -eğer seçilen kimsenin alışkanlıklarına saygı gösterme fedakarlığı ile taçlanmamışsa- kaç paralık ederi var? ve evet, bence başlarda, erkeklere iyi nitelikleri katmak adına, görev ve özveri kadına düşüyor; tabii ki sonradan hesabı eşitlemek için talep edecek zamanın geleceğini bilerek.

belki beni duyar, kalbi hisseder diye yeniden yolluyorum uzaya: ben buz kalpli bir erkek değildim. sadece alışmıştım yalnızlığa.

devamını okuyayım »
28.11.2014 15:22