cilaniyetinebira

  • 51
  • 2
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

öğretmene aşık olmak

güzel duygudur, ancak başıma gelen kısmı daha çok komik ve trajik idi.

lise yıllarımda bir beden eğitimi hocası geldi okula. amanın nasılda güzel nasılda hoş. ben ona gizliden aşık oldum ama onun haberi yok hatta farkında olma ihtimali bile yok ama olsun. rüyalar , hayaller bir şekilde sel gibi ardı ardına geliyor.

günlerden cumartesi, okulun tatil olduğu gün yani. lise bahçesinde uygun bir futbol sahası var ve liseden, mahalleden birkaç arkadaş o cumartesi günü top oynamaya lise bahçesine gittik. maç esnasında bir baktım aşkım, o rüyalarımın kadını beden eğitimi hocası saha kenarına gelmiş bizleri kesiyor. aman nasıl mutlu oldum hatta tek başıma ince paslar, deparlara kalktım ki; sanki beni seyretemeye gelmiş gibi içime maradona kaçıyor. ve tabiki kendimi farkettirdim galiba, tam 15 metre havadan geçen bir topa röveşata yapmaya çalışırken, göz ucuyla baktım hoca sahaya doğru hatta bana doğru gelmeye başladı. gelirken bana doğru bağırmaya başladı;

- hey evladım sen bu lisedemi okuyorsun?
sorunun muhattabı vallahi bendim, hemen röveşatayı bırakıp yanıt verdim.

+ evet hocam, bu lisenin öğrencisiyim.
- iyi bakalım harika vallahi, dedi ve sonrasında ;
- senden başka bu lisede okuyan öğrenci var mı ? diye başka bir soru ekledi.

bakındım etrafıma galiba 5 kişi daha var idi, ve

+var hocam dedim. benle beraber 6 kişiyiz dedim.
- çok iyi dedi ve hadi bakalım gelin buraya dedi.

diğer çocuklar , oğlum ne diye çağırıyor bu kadın bizi diye söylenmeye başladılar ve hatta ulan ne diye söyledin yavşak diye aşkıma daha da yaklaşmamı çekemeyen birtakım söylemlerde bulundular.

gittik yanına ve;

- hadi gelin sizleri bir yere götüreceğim diyerek, kapı önünde bir minibüs getirmiş bizlere binin hadi dedi.

ulan dedim grupmu yoksa? yada aşkıma karşılığı kalabalığamı denk getirecek ki? bindik minübüse ve gidiyoruz. şehri geçtik, gidiyoruz uzaklara, hatta bayağı uzaklara doğru. arkadaşlarla birbimize bakmaya başladık ve bendeki aşk libidosu ufaktan yusuf, yusuf olmaya başladı. ulan nereye gidiyoruz birşey demiyor.

neyse şehrin 20 km kadar dışına çıktık ve baktık ki, ilerde bir kalabalık var.

-tamam çocuklar geldik dedi, ve inin aşağı dedi.
+hocam nereye geldik diye son çare, aşkınında mına koyayım diye düşünerekten sordum.
-yavrum evladım dedi, bugün liseler arası il kros şampiyonası var ve bizde lise olarak katılıyoruz. ancak bu şampiyonadan son anda haberim oldu ve takım ayarlayamadık. tüm liseler katılmak zorunda ve sizlerde bizim lisenin kros takımısınız şu an. şimdi sizler okulumuzun gururusunuz, başaracağınıza eminim dedi.

ulan dağın başındayız, buradan şehre koşmaya kalksak yeminle 3 günde anca gideriz. kros kim? biz kim?
+ hocam bu koşu mesafesi ne kadar? diye sordum.
- 15 km canım benim dedi ve yanağımıza dokundu tüm ekibin.

ulan o an hepimizde değil 15, hatta üstüne 1500 km koşacak bir kudret oluştu. meğer inceden inceye herkes hatuna hastaymış. hatun bize bu gazı verdikten sonra;
-şimdi ben arabayla bitiş çizgisine gidiyorum orada sizleri karşılayacağım canlarım diyerek son bıçağıda kalbimize saplayıp, çekti gitti arabayla.

amanın gazın allahını yedik, hele de ben. start noktasına geldik ve bir amca, başlaaa diye bağırdı ve o anda ben bir parladım, ulan nasıl yardırarak koşuyorum. arkamda bizim diger arkadaşlar nasıl kalktık depara breh, breh. tabi 250 metre sonra kesildik amq. gelen geçiyor, giden bizi solluyor darken 15 dakika sonra biz aynı elemanlar dağ başında kaldık. herkes geçti gitti bizi ve biz once yavaşlamaya, sonra yürümeye daha sonrada durmaya başladık.
aradan bir yarım saat geçtikten sonra kafamız dank etti ve ulan bu dağ başında biz ne halt edeceğiz diye düşünmeler başladı.
yürüyoruz, sanki pikniğe gelmişiz de , çiçek toplama seansındayız. aradan iki saate yakın bir zaman geçtikten sonra, karanlık basmaya başladı ve biz hala şehrin sittin sene uzağındayız. bir saat sonra ortalık karardı iyice ve biz kaldık şehirn dışında. dağ yolu, şehrin dışı ve 6 tane yavru ceylan , ürkek ceylan korkudan biribirine yapışık halde yürüyerek geliyoruz şehre doğru.
ulan hepsi senin yüzünden diye bana edilen küfürleri birbirine eklesem, dünyanın etrafında iki tur atar.
neyse aradan yaklaşık 6 saat geçti ve biz geldik şehre. bitiş noktası neresi kimsenin bildiği yok, zaten orada da bizi bekleyen biriside yoktur diye hepimiz evlere dağıldık. eve geldim, babam ceketi giymiş, karakola oğlum kayboldu diye haber vermek için çıkmak üzereyken yakaladım. bir sürü azar ve hakaret etti.
kötü gün olmuştu. hem sevdiğim hocanın gözünden düşmüş, hemde bir sürü fırça yemiştim babamdam. üstüne üstlük o kadar yürümekten, yorgunluktan her tarafım ağrıyordu.
pazar günü yataktan çıkamadım. pazartesi okula utancımdan gitmedim. salı günü okula gittim beden hocasından kaçtım, gözükmedim.
çok temiz ve sonunda evliliği bile düşündüğüm o masumane aşkım, elimde patladı ve içime attım.

devamını okuyayım »
15.05.2016 10:28