concerta

  • 2617
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

(bkz: #58985475) 'a istinaden ;

- insan beyni anne karnındayken en hızlı büyüyen organdır. hatta orantısal olarak neredeyse kafa ve vücudun diğer kısmı aynı boyutlardadır.

- bunun sebebi, kafatası kemiklerinin bir zaman sonra kapanmak zorunda olması ve beynin daha fazla genişleyecek yer bulamadan önce gelişmek zorunda olmasıdır. zaten kafa kemiklerinin kapanmasından sonra ölene kadar beynin boyutu büyümeden aynı kalacaktır.

- hal böyle olunca, tıpkı hacıyatmaz gibi, vücudun en ağır kısmı olan kafa doğum zamanı yaklaştıkça aşağı yerleşir ve fizyolojik doğum gerçekleşir.

- kafanın ilk çıkan organ olması aynı zamanda doğum kanalından en büyük parçanın geçip arkadan gelen nispeten daha küçük yapıların geçişini sağlayacak genişliği yaratması anlamında da gereklidir. bu yüzden önce kaydırak gibi ayaklar çıksa daha geniş parça olan karın ve kafa içerde kalabilirdi. (ki bazen bu durum gerçekleşme ihtimali saptandığında normal doğumdan kaçınılır)

- normal şartlarda doğumlarda kafa çıktıktan sonra çekilmez. vücudun tamamı kafanın çıkması ardından annenin ıkınması ile oluşan karın basıncı ile kolayca dışarı çıkar. en başa dönüyoruz, kafa en büyük ve en zor çıkan kısım olunca diğer kısımların çıkması çok daha kolaydır.

- buradaki mucize doğum esnasında kafanın hareketlerindedir. şurada da görüleceği üzere bebek önceden programlanmışçasına, doğum kanalında geçerken yapması gereken hareketler olan başı öne eğme, içe döndürme, arkaya atma, ve dışa çevirme gibi hareketleri yapar. bunu izlemek dünyadaki mucizelerden biridir. bebek tıpkı kendisine söylenmiş ve ezberletilmişçesine bu hareketleri yaparak dışarı çıkmayı başarır.

- ancak bu süreç içinde bir aşamada sıkıntı olursa, baş dışarı çıkamazsa, vücut gelişiminde normal dışı bir durum varsa (dışarı çıkamayacak kadar çok iri bebek) ebe ya da doktor bebeğe destek olur, arkadan iter ya da vakumla çeker. bu noktada da bebeğin yapısı gereği büyük insandan daha dirençlidir hasarlanmalara. çok nadir durumlar dışında boynu kopmaz yani merak etmeyin.

kısacası : bebekler nasıl doğacaklarını bilirler zaten. müdehale edecek bir durum olmadığı sürece de "normal doğum" adı üzerinde dışarıdan müdehaleyi gerektirmeyen ve kendiliğinden olan bir süreçtir. "aman benim canım acımasın, ağrı çekmeyeyim" diyen zamane mıymıy kızların tercih ettiği sezeryan yerine doğanın bir mucizesi olan, bebekle annenin ilk karşılaşma anında aynı süreci yaşadıkları, psikolojik olarak birbirlerine bağlandıkları, anne sütünün gelmesini sağlayan ve ağrı duyusu ile salgılanan hormonların salgılandığı, sadece normal doğum ile anneden bebeğe geçen koruyucu yapılar sayesinde doğum sonrasında çocukların çok daha sağlıklı olduğu bir süreçtir normal doğum. anne çok daha çabuk normal hayatına döner. karnında yarım ay şeklinde ameliyat izi olmadan bebeğini kucağına alır. sezeryan doğumlarda görülen doğum sonrası kendine geldiğinde kucağına verilen "şeyin" "bu bebek benim değil" psikozuna girmez. sütü bol olur. bebek sağlıklı olur.

tayyip efendinin "çok çocuk doğsun" diye sezeryanı engellemek adına kadın doğumculuğa soyunup normal doğum ısrarı belki de yaptığı tek olumlu icraattır.

..................................................
edit : konu hakkında hiç bir eğitim almamış, tamamen cahillikle uzaktan ahkam keserek bana yönelik hakaretlerde bulunan, "konu komşu teyze hala kaynın yengesi" modunda kulaktan duyma bilgilere dayanıp keyfi olarak sezeryan olma hakkını savunan, "sen hiç doğum yaptın mı nereden biliyorsun" diyen kezbansal organizmalara açıklama yapmak gerekiyor : bu yazdıklarım gerek özel mesajla hakaret eden gerekse entry kasanlarınki gibi "kişisel fikirlerim ve uzaktan ahkam kesme algısı" değildir. vajinal ve sezeryan doğumlarda yaşanan artı ve eksilerden hareketle ve ülkedeki gidişata bakarak yapılan bir eleştiridir. adı "normal" olan bir şeyi karnı ameliyatla yarıp rahmi kesip içinde yaşayan bebeği çıkarma ile karşılaştırmak sadece konuya hakim olmayan ön yargılı cahillere atfedilir.

bundan 10-15 yıl önce tus sınavında en yüksek puan alanların tercih ettiği kadın doğum şimdi yerini dermatoloji, radyoloji, fizik tedavi gibi hastaya olabildiğince uzak kalan branşlara bırakmış durumda. kadın doğumcular açılan davalar ve haksız baskılar yüzünden hasta takibi ve olası komplikasyonlarla uğraşmamak adına "hastanın istediğini" yapma meylindeler. bildiğin ameliyat olsa da sezeryanlar kadın doğumcunun aylık döner geliri içinde "ameliyat" olarak bile yansıtılmıyor. bunları bilmiyorsunuz ve bilmeden zırvalıyorsunuz.

bu ülkede en sık sezeryan sebebi daha önceki gebeliklerde yapılan sezeryanlardan dolayı "mecburen" yapılan sezeryanlar. oysa amerikada ve avrupada bu anne ve bebeğin sağlığını tehdit eden sebepler. dolayısı ile "ayy ben doğum sancısı istemeeeem bayıltsınlar alsınlaaar" diyen mızmız kızların isteği üzeirne yapılan sezeryanlar ve haliyle onların isteğine sıcak bakmak zorunda bırakılan hekimler yüzünden tüm avantajlarına rağmen normal doğum sayıları düşmekte.

okuma yazma biliyorsanız cahilce saldırmadan önce google'da bir arama yapın en azından. "normal doğum sonrası da depresyon oluyor" demek yerine hangisinde daha fazla olduğunu araştırın en azından ve komik duruma düşmeyin.

http://www.jinekolojivegebelik.com/…vantajlari.html
http://jinekoloji.com/normal-dogum-ve-15-faydasi
http://www.uzmantv.com/…ene-gore-avantajlari-var-mi
http://www.haberturk.com/…-normal-dogumun-faydalari
http://www.americanpregnancy.org/…-a-vaginal-birth/
http://www.acog.org/…over-maternal-request-cesarean
http://www.pregnancy-and-giving-birth.com/…its.html
http://www.babycenter.in/…-birth-risks-and-benefits
http://www.theguardian.com/…rtis/2011/nov/23/health
http://www.fitpregnancy.com/…news/vaginal-advantage

devamını okuyayım »