consalvo

  • bıçkın (489)
  • 725
  • 2
  • 1
  • 0
  • 3 gün önce

fethullah gülen

öğrenciliğimizde evimize iftar konuğu olan bir kardeşimizin, hitap ederken filanca filanca hazretleri tabirini kullandığı kişi. başörtülü, örtüsüz herkesi aynı kabul edip soframı eviimi açan bir yapıda olan bendenizin ortam gerilmesin diye sabırla iftarı açıp huşu ile gitmesini beklediğim bir ev arkadaşı lansmanlı misafirdi. kim olursan ol gel bugün yine gel,ama yazık dediğimi hatırlıyorum. bir saat hristiyanlardaki şükran yemeği duası benzeri dualar ve konuşmalar filan da eyledi.
şimdi o gün ki aradan çok zaman geçti, düşündüğüm şey ben normal bir birey olarak allah'a ulaşmak, peygamberimizi anlamak için kimseye ihtiyaç duymadığımı biliyor olmama rağmen bu insanların neden arada birisine ihtiyaç duyması ve ona hiç bir karşılığı olmayan sıfatlar vermesi, kutsallaştırması.
yani kullandığım yazık kelimesi de buna bağlı arkadaşım, okuman yazman var,ve yaradan sana başka yol tarif de etmemiş, kimseye ihtiyacın yok demiş. bu özgüvensizlik, sürekli kendine saygısızlık nedir. neden kendi iç sesine değil de önünde yol gösteren birine güveniyorsun sürekli.bak ya tembellikten,ya koyunluktan ya da uyanıklıktan bu işler.
bir ne okuyacağım hoca ne dediyse o doğrudur diyenler var.
bir ben bilmem hocam bilir tipi var.bu tipler hayat boyu nöron paslanmasına da uğrayabilirler . malum işleyen demir hesabı. bir de okuyana kadar,köprüyü gecene kadar cemmat evinde beleş yaşayıp,iki üç öğrenciyi sohbete davet edip tutturduğuyla takılıp vakti gelince usulca sıvışmacılar da olabilir.
bunlar ileride resmi dairede koridorda namaz kılıp, her türlü havalimanında karşılama yapabilirler. yeşil kart, mor kart,ramazan paketi, kadro, ihale, işe sokma, satın alma vs en alttan en üste her ticari eylemde bulunabilirler. lakin bunlar bukalemun cinsinden oldukları için daha akıllı renkler kullanırlar, takdir ettiğimiz budur biraz da. yani yap da bilinçli yap.
tabi 2000li yıllarda gelecek günlerden bihaber yaşadığım bu olay ileride seçimle gelmiş vatandaşın zamanla evliyalaştırılmasına kadar gideceğini tahayyül edememişim o zaman , saf saf ama nedir bu hazretleri filan demiştim.tabi o yıllarda sadece bir gruptu tıpkı benzer türleri gibi kendi içlerinde yaşarlardı sanki. hani mafya gibi girdin mi çıkamazsın aman bulaşma filan derlerdi yaklaşana.
zaman yılın salağı ödülünü bana layık gördü. şimdi her yer evliya dolu,olmayan zatlar yaratılıp, çok değerli arazide olmadıkları sürece varlığını sürdüren türbeler göze çarpıyor. ha burası istanbul ki her yeri türbe, burası anadolu ki her yeri evliya,zat-ı muhterem eyvallah.hepsini kabul ediyoruz,ne dileyeceğimizi kimden dilediğimizi bildiğimiz sürece sıkıntı yok. bilakis onların hikayeleri dinlemeye değer mesajlarla dolu. benim korkum emr-i hak vaki olduğunda türbeleştirilecek seçilmişler,hocalar, başkanlar,liderler.
yazık günahtır bir cenahın okyanus ötesine gidip bez bağlaması dilekte bulunması zordur. uzaktır,fakir gidemez deyip bir kaç modelini de her okula yaptırmak gerek. o ayrı.
bir kaç konuşmasında anladıklarımdan bir şeyler çıkarsam da,tasavvuftan felsefeden kamil insan deneyimlerinden haz alsam da, bilge insanlara hep bir heves ve merakla beklenti duysam da iç sesimin yok pek güven vermiyor dediği hazret!
gerçek evliya; bir ceket, bir sopa!
(bkz: veli)(bkz: derviş)
(bkz: sure-i yunus 63-64)

devamını okuyayım »