contraddiction

  • 41
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11 yıl önce

doktorasını yurtdışında yapmış akademisyenler

turkiye’de “rehavet”, yurt disinda (ozellikle de a.b.d.’de) ise “rekabet” odakli bir akademik ortamin varligindan haberdar olup doktoralarini yapmak uzere yurtdisina cikmis olan akademisyenlerdir. haklarinda yukarida girilmis olan entrylerdeki genellemeleri okuyunca ben de okuyucularin daha objektif degerlendirme yapabilmesi icin bildiklerimi paylasayim dedim.

oncelikle bu adamlar tam olarak delidirler. akli basinda adam doktora yapmaz bir kere! bunlar doktorasini turkiye’de yapanlardan bir kat daha delidirler; cunku aileyi, (belki) sevdicegi, es-dost-akraba-arkadas kitlesini, kebabi, tutulan takimi velhasil o gune kadar sevilmis olan herseyi birakip gurbet ele giderler. eskilerin tabiri ile dilinden dininden anlamadigin bir memlekete gidip uyum sureci adi altinda kafa cizdiren en az bir yillik bir zaman dilimini kimse heves etmez ustelik. ozellikle amerika’da olanlar icin aradaki 7-10 saatlik zaman farki, ailenin bayramini gece yatmadan kutlama abesligi, ingilizceyi aksanli konusmaktan oturu embesil muamelesi gormek, hele ki 11 eylul ertesi donemde buraya gelmisse bir insan icin geri donmek icin hic de kucumsenmeyecek nedenlerdir. butun bunlara ve benzerlerine gogus gerip doktorasini bitiren adam ortalama insanin cok uzerinde bir efor sarfetmistir, takdir edilmesi gerekir. ayrica doktora doktoradir. akreditasyonu olan bir universiteden alinan doktora her yerde gecerlidir, universitenin ucuncu sinif olmasi doktorayi ucuncu sinif yapmaz.

derslerden siyrilip teze konsantre oldukca hayat da buna paralel bir degisim gosterir. gectikce daha bir alisirsin havasina suyuna. bir kac arkadasin olur. hem belki sevgilin de vardir yaninda simdi. yavas yavas turk kafasi ile degil orali insanlarin kafasi ile dusunmeye baslarsin. doktoranin son senesi geldiginde artik en az uc yildir oradasindir. sistem sana geri odemeye baslamistir. etrafindaki ilk zamanlar sovdugun bir cok seyi simdi seviyorsundur. arada turk haberlerini takip edip memlekette neler oldugunu ogrendiginde “aman tanrim!”, “yoksa?” ve “acaba” lar kafani tirmalamaya baslar. iki tarafi karsilartirirsin ama ne yapacagini bilemezsin artik. sonra bir karar verirsin, ona gore is aramaya baslarsin. devlet universitesi para vermez, diger yandan ozel universiteler artik doymustur, onlarda is bulmak cok zordur. butun bunlari dusundugumde derim ki doktorasini yaptigi yerde kalmayip turkiye’ye donen akademisyen, donmeyenden bir kat daha delidir. hayatini bir minibus soforunun eline emanet adama ne denir ki a dostlar?

okuldaki hocalarin destek degil kostek olan tavirlari, kadro alma zorlugu, kidem meseleleri, askerlik, vb. koyalim ustuste: bu akademisyenin hayati hic de kolay degildir. arada arizalilari vardir elbet ama onlar genellenemez. ne yurt disinda yasarken ne de turkiye’ye dondugunde bir eli yagda bir eli balda olmustur bu adamin. onun icin biraz empati gosterince ben kendilerini acikcasi takdir ediyorum.

(onlardan bir olup olmadigimi dusunenler icin not: hayir, degilim.)

devamını okuyayım »
01.03.2006 20:59