corekdegilimben

  • 462
  • 57
  • 11
  • 0
  • dün

edebiyatta unutulmaz güzergahlar

ahmet hamdi tanpınar’ ın huzur romanında geçen mekan ve güzergahlar

roman istanbul'da değişik mekanlarda geçmektedir.
mümtaz, beyazıt sahaflar çarsısında, salaş dükkânlarda, bitpazarında, çekmece’de balıkçı muhitinde ve kır kahvelerinde dolaşırken, istanbul’un bir kronikçisi, istanbul’da eski zamanın donup kaldığı ve biriktiği köselerin bir tasvircisi oluyor romanda. huzur’un sonraki bölümlerinde boğaz’a, zengin bir eve, sanki başka bir dünyaya geçiyoruz. pırıl pırıl görünen modern semtte önceleri çok mutlu olan mümtaz, giderek bu çevrede yaşayan insanlardan kaynaklanan olayların sonucunda yıkılır.
mekanı kronolojik sıraya uyarak incelemeye çalışalım. romanın başında, mümtaz'ın çocukluğunu geçirdiği s...den, b...den ve a..dan bahsedilir. bunlar sinop, burdur ve-antalya'dır. samsun'dayken bir akşam babası rumlar tarafından vurulur. mümtaz, akşam annesi ve bazı insanlarla uzun bir yolculuğa çıkar. mümtaz bu yolculuğu bir türlü tam olarak hatırlayamaz. yolculuk sırasında bazı geceleri handa geçirirler. burdur üzerinden" antalya'ya gelirler. çocukluğunun büyük bir bölümünü akdeniz de geçiren mümtaz eşsiz deniz manzaraları, ışık gölge oyunlarıyla mest olur.
"bey dağlarının üstünde güneş, sanki "
bu bölümde güvercinlikten bahsedilir.
"bir arkadaşları onu "
annesi antalya'da vefat eder. mümtaz vapurla istanbul'a amcasının oğlu ihsan’ın yanma gelir. onu ihsan ve yengesi karşılar. ihsan’ın evinde yaşarlar. kitabın başında ihsan hastadır. mümtaz nuran'dan ayrılmıştır, savaşın çıkma ihtimali vardır.
bu yüzden mümtaz sıkıntı içindedir. tanpınar, bu sıkıntılı havayı perişan mahalleler, fakir eski evler, yoksul ezilmiş insanlar, dilenciler gibi ikinci derecede motiflerle besler. mümtaz’ın o gün hasta bakıcı ararken ve dükkana giderken geçtiği yollar ve çevre bu-çeşit öğelerle dokunmuştur.
yol güneşin altında....
sefil, perişan mahalleler...
mümtaz'la nuran bir mayıs sabahı ada vapurunda tanışırlar. mümtaz, istanbul'a hayrandır. o yaz, nuran’a istanbul'u, boğaz'ı, camileri gezdirir. bir yerde mümtaz istanbul'u tanımadıkça kendimizi bulamayız der.
genelde emirgan'da buluşurlardı. orası olmazsa ya iskelede yahut kanlıca'da buluşuyorlardı.
mümtaz nuran'la tabiatı öyle birleştirir ki bir ara "birbirimizi mi yoksa boğaz'ı mı seviyoruz" diye sorar. mümtaz, en buhranlı zamanlarda bile etrafında bir dünyanın var olduğunu hisseder. bit pazarında, kapalı çarşıda dolaşırken çok sevdiği geçmiş zamanın içinde yaşar gibi olur.
sevdikleri yerlere bir ad verirler.
küçük çamlıca'daki kahve onlar için....
bir başka gece çengelköy'de
böylece boğaz'ın seçtikleri her yerine bir ad veriyorlar hayallerinde istanbul manzaralarıyla eski musikimiz birleşiyor, sesten, hayalden bir harita gittikçe büyüyordu.
bir yerde boğaz'la ada karşılaştırılır.
mümtaz'a göre insan adaya giderken....
mümtaz'ın psikolojisiyle mekan arasında yakın bir bağ vardır. nuran'la beraberken ona her şey güzel görünür.
ondan ayrıldıktan sonra, etrafında bir yığın perişan ve hasta yüzlü insan görür.
istanbul'un bu semtleri
işte bu kirin, sefaletin, bakımsızlığın
tanpınar, huzur romanıyla adeta istanbul'u tablolaştırır. ön planda nuran'la mümtaz'in aşklarının geçtiği boğaz, bir bahar mevsiminin tazeliğine, renkliliğine bürünürken arka planda sahaflar çarşısı, beyazıt, bit pazarı, türbeler, camiler, çeşmeler, yıllanmış şaraplar gibi ihtişamlarını muhafaza eder.
mekanla nuran'ı birleştirir.
bir yığın aynadan.....
bütün aynalar nuran'ın.,...
huzur'da kapalı mekanların anlatımına pek rastlanmaz. kapalı mekanlarda şatafatlılık yoktur.
nuran'ın kandilli'de bir evinin olduğunu anlıyoruz. mümtaz, nuran'ın yaşadığı evi o kadar çok merak eder ama gördüğü zaman acemaşiran bestenin son beytinde anlattığı cennete benzetir.
- nuran'la mümtaz'ın buluştukları ev emirgan'dadır. nuran bu evi çok sever, yokuşuna bile katlanır. ev bâhçeli panjurlu ve loştur.
talimhanede bir apartman dairesi kiralarlar. nuran'la eylül'ü geçirmek için kandilli'den kanlıca'ya taşınırlar.
kapalı mekan olarak askeri doktorun evi biraz anlatılır.
burası büyükçe....
suat, bir akşam evde asılı olarak bulunur.
mümtaz hiçbir şeyi birbirinden ayırmaz, her şeyi bir bütün içinde görür. ona göre hayat, kainat ve insanlık bir bütündür.-önemli olan bu bütünü kavramak ve yaşamaktır.
sahaflar, mahallelerin, çadırlar içinin tasvirleri vardır.
süleymaniye, aksaray, küçükçekmece, köstence, suadiye, kabataş, çengelköy gibi semt adları; izmir, bursa, istanbul gibi şehir adları; ege, akdeniz gibi bölge adlan; hollanda gibi ülke adı geçmektedir
kaynak:
http://www.edebiyatfatihi.net/…sileryer-ve.html?m=1

devamını okuyayım »