crectore team

  • 1139
  • 44
  • 11
  • 0
  • dün

stalin'in kars ve ardahan'ı istemesi

yıl 1939'dur. türk dışişleri bakanı şükrü saraçoğlu moskova'yı ziyaret eder. stalin, kendisine şöyle söyler : "umarım boğazların anahtarını beraberinizde getirmişsinizdir"
usta siyasetçi saraçoğlu "üzgünüm ekselansları,mustafa kemal o anahtarı yanına aldı"
bu zaviyeden bakıldığında türkiye'nin montrö ile ilgili ebediyete kadar olan görüşü ortaya konulmuştur. henüz ikinci dünya savaşı başlamamıştı ancak sovyetlerin boğazlar üzerindeki emelleri ortadadır. montrö ile ilgili tatmin olmadığı ve orada bir üs istediğini herkes biliyordur sanırım.

türkiye'nin 2.dünya savaşı'nda almanya ile iyi ilişkiler kurduğu ve sovyetleri arkasından vurduğu palavrasına gelirsek , burada diplomasi çalıştırılmıştır. ne yani ingiltere'yi, rusya'yı ve fransa'yı üstüste koyup yenen almanya ,edirne'de seninle komşu olmuşsa onunla iyi geçinmek diplomatik manevradan ötesi değildir. zira türkiye'yi de işgal planları vardır. üstelik yunanistan'ı işgal ederken türkiye'nin yunanistan'a askeri anlamda destek verdiği,gerilla savaşı yapan yunan subaylarını desteklediğini kaç kişi bilir. almanya ile hareket edip sovyetleri arkasından vurduğunu iddia eden rusçular bunu nereye koyacaklar.
türkiye'de bir şey ya siyah ya da beyazdır. hastalıktır bu kafa yapısı. türkiye 2.dünya savaşı'nda kan banyosuna dahil olmamak için elinden gelen herşeyi yapmıştır ve bu doğrudur.
türkiye aleni bir biçimde sovyetlere karşı bir şey yapmamıştır. ancak sovyetlere geleneksel açıdan bakıldığında da güvenmemektedir. 2.dünya savaşı'nda iran'a giren sovyetler oradan çıkmayacağını deklare eder. aynı şekilde baltıklara ve orta avrupa'ya kadar uzanır malumunuz.
2.dünya savaşı sonrasında da sovyetlerin başka ülkelere müdahaleleri gecikmez. türkiye'nin güven duymaması gayet normaldir çünkü moskof ayısı güvenilir değildir asla. hala da öyle değil mi..
2.karabağ savaşı ile barış gücü adı altında karabağ'a yerleşen moskoflar , orada hala oyunlar çevirmekte ve ermenileri kontrol altında tuttuğu yerlere yerleştirmeye devam etmektedir. kısacası tarihte bu konuda bir sürü dersler sunar. deli petro'yu ve onun vasiyetini okumayan kimseler rusya 'yı pek anlayamaz.

devamını okuyayım »