cry freedom

  • 2061
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 ay önce

sevgilinin attığı unutulamayan son mesaj

eskişehir'deki ilk günlerimdi. fakülteye kaydımı yaptırmış, yurt için de yunus emre yurdunun önüne gelmiştim. sabah saatlerinde, eylül güneşinin parlak ama bunaltmayan ışığı altında onu gördüm. siyah bir etek, beyaz bir gömlek, topuklu ayakkabılarıyla öyle asil görünüyordu ki hayran olmamak elde değildi. ama bir de yurt kapısının kenarındaki ağaçtan dökülen kestanelerle sek sek oynamaya başladığında, ilk görüşte aşka inandım. annesinin kıyafetlerini giymiş bir kız çocuğu gibi eğlenceli bir insan vardı karşımda. ve sabahın o saatindeki enerjisi, yalnız olmasına rağmen neşeli hali, görüntüsündeki asalet beni büyülemişti. ne yazık ki bir yerlere evraklar götürmem gerekiyordu. onunla tanışacak cesareti gösteremezdim ama biraz daha orada kalıp onu izlemek isterdim. ama olmadı. gittim ve üç yıl boyunca onu hiç görmedim.

aradan üç yıl geçtikten sonra bir akşam bağlar caddesinde yürürken onunla karşılaştım. yanımda iki arkadaşım vardı ve ben hala aşka inanıyordum. o ve arkadaşı kampüse doğru hızlıca yürüdü. ben de arkadaşlarıma hikayemi anlattım. bu hikaye onları da etkilemiş olmalı ki bana o kızı bulacaklarına söz verdiler. ve ardından geçen günlerde hep haber bekledim. ve bir gün ben finaller için ders notlarının fotokopisini çektirirken telefonum çaldı. kızı bulmuşlardı. hatta bulmakla kalmayıp bir randevu da ayarlamışlardı. bir kaç saat sonra beraber yemeğe gidecektik.

işlerimi halledip yanlarına gittim. kızı bulmak için seferber olan ekip ki toplamda on kişi civarındalar toplanmışlardı. on sıradan insan, ben ve o çok da vaktimiz olmadan bağlarda bir yere gittik. ben yeni yemek yemiş olduğumdan, sadece bir su, biraz da sigara içtim. gözlerine bakamıyordum. gözlerinin parlaklığı beni öldürüyordu. ben de önümdeki bardağa anlattım olan biteni. bardaktan yansıyan parlaklık da ona aitti. benim için bu sıradan buluşma muhteşem geçmişti. bendeki tesiri o kadar güçlüydü ki özel hiçbir şey olmamasına rağmen o an aklımdan çıkmadı hiç. hala hatırlarım. o gün de o anın etkisiyle ve çekindiğimden ve hata yapmaktan ve karşımdakini kaybetme korkusunda ve daha bir sürü saçma sebepten telefon numarasını isteyemedim. o zamanlar facebook da yoktu ve her şey orada kaldı.

ardından geçen zaman ve ara tatil ben ne bok yedim diyerek geçti. tabi o zaman bunun lehime bir durum olduğunu bilmiyordum. çünkü o da numarayı istememiş olmama takmıştı. ve benle görüşmeye karar vermişti. bu sayede ikinci kez bir araya geldik. sonraki buluşmalarımızda allahtan üzerimdeki paralize olmuş bağırsak solucanı halimden biraz uzaklaştım da nispeten sağlıklı bir ilişkimiz başladı. ama her ilişki de bir aşık bir de maşuk vardır. tek hücreli canlı kadar olan zeka düzeyimi homo erectus kıvamına çeksem de bu pek işe yaramadı. hala ilgi gösteren ben, ilgiden bunalan oydu. düşe kalka ve nereye gideceğini kestiremediğimiz, başlangıcından sonuna saçmalıklar silsilesi ilişkimiz bir gün en büyük saçmalığa sahne oldu.

ailesinin yanına gitmişti hafta sonu için. döndüğünde görüşeceğiz diye katlanıyordum bir iki gün görüşmemeye. henüz ilişkinin başlarında olduğumuz için pek uzun ayrılık kaldıracak durumum yoktu. bir gün görmediğimde mala bağlıyordum. hafta sonu bir sürü mesaj ve konuşmadan sonra gelir gelmez görüşmemiz gerektiğini biliyordu. ama olmadı. yorgun olduğunu, yarın görüşebileceğimizi söyledi. ertesi gün ise bana bir şey itiraf etmek istediğini söyledi. sadece yüzüne baktım merakla. dün gece eski sevgilimde kaldım ben dedi. o an zaman durdu. sahip olmak istediğim tek şeyden nefret etmem gerekiyordu şimdi. ama nasıl becerebilirdim? aylarca hayalini kurduğum, daha eskişehir'e ayak bastığım gün aşık olduğum kadın, henüz ilişkinin ikinci ayına girmişken beni aldatmıştı. içimde öyle çelişkiler yumağı oluştu ki ağzımdan tek cümle çıkmadı. bir cümleye nefretle başlasam, aşkla bitirecektim. aşkla başlasam ihanetle sonlanacaktı. ben de tek bir cümle kurmadan masadan kalktım. kalkmadan önce belli belirsiz "bir şey söyle" sözünü duyar gibi oldum. aslında bir çok şey söyledim o an ve ardından geçen günlerde. ama sesim çıkmıyordu.

ilişkinin başından beri yaptığım en doğru şeydi. ama beceremedim. uzun sürmedi, doğrular bu ilişkide ne kadar kısa sürüyordu. yine doğru davranışı kısa kestim. ve onu aradım. ona bir hafta süre verdim. bir hafta içinde eğer sevgilisini bir daha görmemeyi kabullenebilirse hiçbir şey olmamış gibi onunla ilişkimize devam edecektik. şimdi gülüyorum bu tavırlarıma ama o zaman ne kadar mantıklı gelmişti. ve eğer olumlu cevap verecekse çıkıp gelmesini, yok istemiyorsa yalnızca bir mesaj atmasını istedim. içim içimi yiyerek ve aklım başımda olmadan bir hafta bekledim. ama sonunda o mesaj geldi.
"kusura bakma cry freedom ben onu unutamam." bu onun son mesajıydı.

not: hikaye tam olarak burada bitmedi ama başlıkla ilgili kısmı buraya kadardı. isterseniz bir nevi intikam olan kısmını da anlatabilirim. devamı için (bkz: #29061552)

devamını okuyayım »