cuckoo

  • şekerpare (699)
  • 918
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7 ay önce

narsisistik kişilik bozukluğu

nkb'nin çizgileri, sanırım, en belirgin şekilde, romantik ilişkilerde gözlemlenir. narsist, karşısındaki kişiyi, en ufak bir ipucu yakaladığı anda idealize etmeye başlar. en sevdiği grup hakkında bir iki kelam eden biri, çok sevdiği (en çok kendisinin sevdiğini her fırsatta göstermek istediği) bir yönetmenden konu açan biri, bir anda, çok hızlı bir tümevarımla "ideal sevgili, eş, arkadaş" oluvermiştir.

narsist için her zaman "nitelikler" söz konusudur. ancak burada asla sınırlar çizmeyelim. "nkb'nin çizgileri"nden bahsederken tüm narsistleri aynı çizgilerle tanımlamaya çalışma hatasına da düşmeyelim. aslında, en büyük tehlike de zaten burada başlıyor. bir şeyleri, birilerini tanımlamaya çalıştığımızda, nkb de bize kapısını açıyor. o yüzden, eğer bir psikiyatr veya psikolog değilsek, öncelikle kendi narsisizmimizi irdelemek en doğrusu gibi görünüyor.

insanlara nazik davranmak ile "onlardan takdir görmek için çırpınmak" arasında çok ciddi bir fark vardır. aslında sağlıklı olan, "herkesin sizi sevmeyebileceği, sizi sevenler kadar, sevmeyenlerin de olabileceği" düşüncesi iken, narsist birey, ilgiyi elde etmek için her kozu oynar. bunların içinde nezaketten şiddete uzanan farklı yollar vardır. aslında narsistin kibirli yaklaşımına maruz kalmak daha kolaydır. zor olan, nezaket dolu bir narsistle karşılaşmaktır. çünkü narsist, size bir şeyler söyledikçe veya "ideal" insan davranışlarını sergiledikçe ve siz de "allah'ım ne güzel şeyler söylüyorsun!", "ya hayranım ben sana!", "senin gibisini görmedim." dedikçe, narsisti, ilişkideki ikinci aşamaya taşımış oluyorsunuz. yani, ona istediğini vermiş, ama bir başka şeyi de ondan almış oluyorsunuz; artık sizden sıkılma, sizi başkalarıyla kıyaslama aşamasına vardırmışsınızdır onu. narsist tarafından işin acı tarafı, narsistin, bu olanların hiçbirinin farkına varmamış olmasıdır. genellikle sevgi eksikliğinin bir uzantısı olan ve yetişkin hâle gelindiğinde de o sevgiyi, farkında olmadan, farklı şekillerde talep eden birinin, olanların farkına varması zordur. sevgi görmemiş birinin, sevgiyi nasıl sunacağını bilmemesi de doğaldır. sürekli iltifatlar etmenin, küçük bir kuçu gibi kendini sürekli sevdirmeye çalışmanın gerçek sevgiyle ilgisi yoktur. narsist, kendisi için gerekli olan sevgiyi ve hayranlığı elde ettiğinde, partnerine ilgisini de kaybedecektir. partnerine ilgisi kalmayana kadar onu emip bitirecektir. narsist, asla sizin sevginizle yetinmeyecektir. o sevgiyi son haddinde ona verdiğinizde bile, "acaba bundan daha iyi sevgi olabilir mi?" şüphesiyle, ilgisini yavaş yavaş kaybedecektir. romantik ilişki açısından şöyle bir örnek düşünebiliriz: narsist karakterimiz erkek olsun. bu erkek, karşısındaki kadına aşık oluyor (bu noktada narsist, kendini aşka da inandırır.). erkek, kadının ilgisini çekmeye çalışır, bir yandan ona hayranlık duyarken kendisini sevdirmenin yolunun da hayranlık duyurmak olduğunu düşünür. yeteneğine göre -ki ilgi çekmek için, o güne kadar birçok yeteneği de gerçekten depolamış olma ihtimali yüksektir narsistin- karşıdakini etkilemek için her şeyini ortaya koyar. ancak bir yandan da karşısındakinin aşık olduğu özelliklerinin yanındaki eksikliklere odaklanmaya da devam eder. karşısındakinin güzelliğine vurulduysa, ilerleyen zamanlarda onun "yeterince zeki" olmadığını düşünebilir. "hem güzel, hem zeki" birinin "yeterince entelektüel" olmadığını düşünebilir. "hem güzel, hem zeki, hem entelektüel" birinin zevklerini sorgulamaya başlar. "kulp takma"nın sonu yoktur. kendisi bu "eksikliklerin" örneklerini çoğalttıkça, takdir görme kaygısı da, karşısındaki kişinin dışına taşıp daha genel bir boyuta varır. "acaba bu insanla birlikte olduğum için, diğer insanlar ne düşünüyorlar?", "bu kişi bana uygun mu, bana yakışıyor mu?", "acaba bu ilişkiyi sürdürerek daha iyilerini kaçırıyor muyum?", "belki daha güzel, daha çekici, daha güçlü, daha çalışkan, daha iyi kalpli, daha sevecen, daha kültürlü, daha zengin biriyle olabilir miydim?", falan filan...

böylelikle narsist, karşısındakine abartarak biçtiği değeri, bu kez de gitgide düşürmeye başlar. artık karşısındaki, bu "değersiz" yapısıyla onun hayatında olduğu için, onu sinirlendirmeye de başlar. artık ona layık olamayan partneri, onun için utanç kaynağı hâline gelir. ama bir yandan da bu partner, hâlâ "eldeki bir kuş"tur. sonuç olarak, öyle veya böyle, narsist, ilgiyi de kaybetmek istemez. buna rağmen, her türlü hoyratlık da başlamıştır; bu, iğneli sözlerden fiziksel şiddete kadar varabilir. narsistin partneri, olanlara dayanamayacak duruma geldiğinde, narsist adeta ilişkinin ilk evresine döner; ilgiyi tekrar toplamak için yumuşar, kibarlaşır veya partnerin sevdiği yönleri öne çıkarır. ama artık bu bir döngüdür. değer verme-değer düşürme döngüsü, narsistin partneri buna izin verdikçe, tekrarlanmaya devam edecektir. dolayısıyla, belki de narsistten daha da sorunlu olan bir partner söz konusudur bu tür ilişkilerde. narsist kendi yaptıklarının farkında olmayabilir, bu davranışlarının ardındaki motivasyonu keşfedemeyebilir; ancak olanları apaçık gören, defalarca gören partnerin, böyle bir ilişkiyi, akışına izin vererek devam ettirmesi, daha büyük bir problemdir.

devamını okuyayım »
02.02.2018 11:53