culpa lewis

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (536)
  • 1083
  • 9
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

ofiste klima savaşları

geçen hafta bizim işyeri taşındı ve bu haftadan itibaren yeni binada hizmet vermeye başladı.

geçtiğimiz pazar günü, yani yeni binada çalışmaya başlamamızdan bir gün önce yeni binaya gittim, oradaki işçilerden klimanın nasıl çalıştığını öğrendim. özellikle bunun için gitmedim, yolumun üzeriydi, bir uğrayıp nasıl bir yer göreyim dedim. bizim odaya bi girdim, klimayı ayarlıyorlar (içeri girdiğimde klimayı sıvazlıyordu). hemen çektim iskemleyi yanlarına “şu işi nası yapıyon yiğenim hele bi anlat bahiyim.”

ertesi gün, yani yeni binadaki ilk iş günü evden yarım saat erken çıktım, çıkmadan da yanıma 3'er tane polar hırka ve şal aldım. ofise gelir gelmez klimayı 25 dereceye ayarladım ve masaya oturup beklemeye başladım.

mesai saati gelince bunlar birer birer dökülmeye başladılar. bunlar, yani üşüyengiller. bunlaaaarrrr yazın 40 derece sıcakta klima açtırmazlar. bunlaaarrr.... öhöm. neyse yarım saat oldu olmadı üşüyengillerden biri ayaklandı hemen “ayh çok soğuk oldu burası ya” diye, gitti klimanın kumandasını kurcalamaya başladı. klima yeni, biraz teknolojik bişey, kumandası duvara sabitlemiş falan. hayatta çözemez adım gibi biliyorum. bizim ofisin teknolojiden en çok anlayan kişisi olarak ben bile yardım almadan çözemediysem o hayatta çözemez. he bu arada “teknolojiden en çok anlayan” dediğime bakmayın teknoloji okuryazarlığım “on-off yazıyo gardaş buna basarsah açılır herhal” düzeyinde. ama işte düşünün diğerleri benden bile beter. birim olarak teknoloji konusunda komple gerizekalı bir birimiz. itciler falan bizimle bi taşak geçiyor görmeniz lazım. bişey de diyemiyoruz haklı adamlar.

neyse işte bu kumandayı kurcalayıp beceremeyeceğini anlayınca çareyi ofisin teknoloji gurusundan yardım istemekte buldu:

-yaa lewis bi de sen baksana şuna ben beceremedim

kalkıp sıcaklığı değiştirmeyecek biçimde 2-3 tuşa bastım, gözlerimi kısarak kumandanın ekranını inceledim, gittim 2-3 kere yalandan klimayı elle kontrol ettim falan. en sonunda ben de omuz silktim:

-valla canım ben de çözemedim ya

bi yarım saat daha geçti, baktım bunlar elleriyle omuzlarını ovuşturmaya başladılar. tamam dedim, zamanı geldi. aklıma dahiyane bir fikir gelmiş (!) gibi birden kafamı kaldırdım ve hemen bu fikri onlarla da paylaştım:

-ya aslında haftasonu pikniğe gitmiştik, oradan kalma hırka şal falan var benim bagajda, getireyim isterseniz?

anam bunlar bi sevindi anlatamam. hemen bi koşu kaptım geldim. hırkayı giyip şalı da bacaklarına örtünce yüzleri yeniden gülmeye başladı. gülecek tabi, onların hepsini sırf onların yüzü gülsün diye kendime yük ettim. sonuçta istesem getirmeyebilir, tek başıma serin havanın keyfini sürebilirdim. ama ben sadece kendi götümün rahatını değil onların da konforunu düşündüm. sinsilik bile yapsam centilmenliğimden taviz vermem.

ertesi gün ne oldu dersiniz? hepsi hırkalarını, şallarını yanlarında getirdi. 25 derece altında da oturulabilineceğini, benim soyunamayacağımı ama onların giyinebileceklerini hepsine uygulamalı olarak öğrettim. onlara balık vermedim balık tutmayı öğrettim.

burası klima savaşları burada herşey mübah.

devamını okuyayım »