culturalheritage

  • 122
  • 44
  • 2
  • 0
  • 5 gün önce

sharp objects

sharp objects 8 bölümlük triple goddess arketipi üzerine kurulmuş bir dizi, kurbanların art arda öldürülme ve sergilenme şekli ise vurgulu bir anlatımla sosyokültürel olarak kadının hapsedildiği objeleşmeyi yansıtıyor, tanrıçaların kişileştirilmesi ise mükemmel bir tez konusu: lulu wilson her şeyden bir haber saf ve temiz, bariz bir maiden goddess, amy adams ise crone goddess'in hermetik alanını yerle bir eden asi, manevi bir mother goddess iken patricia clarkson mother goddess olmaya kendini şartlayarak/adayarak bir çocuğun anneye olan bağımlılığını takıntı haline getirip hermetik alanının yaşam döngüsünde ilahi bir role bürünebilmek için hayati seviyede bu saplantıdan güç alan ve bu gücü elinde tutmak uğruna her şeyi yapabilen bir crone goddess arketipiyle manyak döktürmüş! bunu bir başka şekilde kanıtlamam gerekirse şöyle ele alabilirim: son bölümde yemek masası sahnesinde eliza scanlen'in oynadığı 'amma crellin'in yunan tanrıçası olup yeraltı kraliçesine dönüşen persephone kılığına girdiğini ablasına anlatışı ve annesinin yeraltı tanrıçası hecate edasıyla onu huşu içinde seyredişi ve ona kızları kendi hallerine bırakmasını söyleyen alan'a 'doğanın akışına yardımcı oluyorum sadece' demesi, doğal döngüye göre doğarsın, gelişirsin ve ölürsün, adora ise kızların bu ortadaki safhayı atlatmalarına yardımcı oluyor ki son safha hemen gelsin... ancak daha bitirmedim ne yazık ki, amma'nın kendi ağzıyla da söylediği gibi persephone ölülerin cezalarına karar veriyordu, amma bunu öylesine içten söylüyor ki buradan başka yollara çıkıyoruz, küs olduğu ve ölen iki arkadaşının cezalarına kendi karar verdiği gibi mesela (ispatı 8. bölümün son sahnesinde saklı, hişşşşt)... ortada iki kurbana susamış tanrıça var arkadaşlar, eleusis gizemleri gibi kan yeminiyle yapılmış ritüel tadında cinayetlerin yansıması olan bir son bölüm değildir de nedir bu ha!? (tez içinde tez!!!!) müzik listesi ise destan yazdırır: sharp objects; ki yüce hecate uğruna yazılmış bu kadim eserin yazarına da hürmetlerimi sunuyorum, tanrıça aşkına gillian flynn! sen ne muazzam bir varlıksın!

kısacası yüzyılın en iyi edebi dizisi olduğunu belirtiyor ve hakkında ne tezler yazılır diyorum hatta ben yazarım diyorum, bizzat ben tezin girişini az önce yazdım diye de ekliyorum. şiddetle izlemenizi tavsiye etmeme gerek yok herhalde, bunca sözün ardından ben daha ne duruyorum dedikten sonra kendinizden utanıp açıp izleyin... saygılar ve teşekkürler...

edit: yönetmen: jean-marc vallée / görüntü yönetmeni: yves bélanger, ronald plante
yaratıcı: marti noxon

devamını okuyayım »