daimat

  • 2431
  • 490
  • 69
  • 2
  • bugün

daimat

kendisi eski solcu liboşun biridir.

not: milliyetçi insanların dünyayı algılama kapasiteleri kendi kategorileri ile sınırlı olduğu için, baskıcı milliyetçiliğe karşı demokratik ve açık değerleri savunmak "kürtçülük" oluyor bu ülkede. bu insanlara rağmen yazmak gerek. halbuki çin'de de uygurları destekliyorum devlet zulmüne karşı, o zaman da heralde çin'deki "hancılar" bana "uygurcu" diyecekti.

not2: lise 1'den beri ateist olan şahsıma fetöcü de denmiş oldu böylece. bakalım türk siyasi toksisitesi başka neler üretecek.

özelden söven çok oluyor, sen hayırdır lan diyor diye şuraya toplum, ekonomi vs üzerine bazı genel geçer değerlerimi de yazayım:

* hiçbir ülkenin, devletin sınırları, bekası kutsal değildir. her ülke gelip geçicidir, insanların yarattığı, insanların değiştireceği sınırlardan ibarettir.

* buna karşın her halkın muhafazası kutsaldır, her halk bize insanlık tarihinin bıraktığı geçmişten bir renk, bir dil, bir müzik, bir perspektif, bir mimaridir. bu sebeple her halkın kendisi muhafaza edebileceği şekilde demokratik koşulların oluşturulması, bu halktan insanların asimile edilmeye teşvik edilmemesi, onun yerine ortak yaşam mekanizmaları oluşturulması en güzelidir. - burada istisna herkesin barbarca diyebileceği davranışların kültürün parçasıdır deyip kabullenilmemesi elbette.

* ulusal çıkar yalandır, ulusal çıkar devlet mekanizmasını elinde tutan siyasi ideolojik koalisyonun vizyonunun bütün ülkeye dayatılmasıdır. bu bağlamda vatan hainliği kavramı ise bu koalisyonun görüşüne uymayanlara söylenen bir baskı aracıdır. bugünün haini yarının resmi ideolojisi olur.

* hiçbir devlet ve idari yapı kutsal olmadığı için her bölgede yaşayan insanın, etnik kimliği ve dini inancı farketmeksizin (elbette ki farklı kimlik ve inançtan insanlara baskı yapılmayacak koşullar anayasal bağlamda düzenlenmiş olacağı takdirde) kendi kendilerini yönetecek mekanizmalar talep etme hakkı, adem-i merkeziyetleşme, yerel çıkan artı-değerin yerelde değerlendirilmesi vs gibi şeyler üzerinde hakkı olmalıdır. bu konudaki görüşlerim ilkesel anlamda gayet radikalleşebiliyor, yani bir köy bile bağımsız bir yapı olmak istiyorsa olma hakkı "ilkesel" olarak olmalıdır. ancak elbette pratik gerçeklikler burada sadece radikal bir demokrasi anlayışı ile aşılabilmelidir.

* bir ülkenin ekonomik bağımsızlığı verimsizliktir. milliyetçi retorik ile yüceltilen "milli" üretim aslında kaynakların dışarıdaki birinden muhtemelen daha verimsiz üretim yapan yerli elite aktarılması ve bunun çevresinde boşuna kümelenmiş bir işçi topluluğunun oluşmasına neden olur. eninde sonunda bu sermaye ve işçi gruplarının yaşamları bu sektöre bağımlığı olacağı için gereksiz yere dünyadaki aynı sektörden diğer üreticiler ile gerginlik ve çatışma oluşur. bu da siyasete yansıyarak daha kilit (entrenchment) koşullar oluşmasına sebep olabilir. -burada da istisnalar var elbette. mesele tamam o zaman her şeyi açalım demek değil. yani laissez faire'cilik oynamıyorum. ekonomik coğrafyayı okuyanlar daha iyi anlayacaktır, oyuna avantajlı başlayan büyüyen pazarda belki de "en verimli" olmadığı halde ölçek ekonomisi dolayısı ile daha da büyür. bu en verimli koşulların en açık şekilde olacağı tezini bozar zaten.
burada benim anlatmak istediğim daha ziyadesi ile milli ve yerli olmayı, tam bağımsız olmayı yüceltmemek.

* tam bağımsız ekonomi bütün insanlıkla rekabet halinde izole bir ekonomi demektir. ekonomiyi bir sistem olarak düşünürseniz, tam bağımsız ekonomi birbiri ile kapışan farklı sistemler demek. açık ekonomi demek dünyada ortak bir sistem demek. açık ekonomide rekabeti sağlamak ortak büyümeklen, kapalı ekonomide kapışmak onlarca yıllık emeğin boşa gitmesi demektir. unutmayın ki dünya bütün insanlığın kaynağıdır ve teknoloji farklı kimliklerde kendini bulan insanların birbirlerini domine etme çabası yerine ortak olarak insanlığın yaşam kalitesini artırmak için kullanılabilir. açık ekonomi demek bu sebeple açık teknoloji demektir. teknoloji hayat kalitemizi artıran en önemli faktördür.
- örneğin tutturdun ben kendi arabamı yapıcam diye, kapattın vergilerle, gittin 20 sene development cycle, bir dünya sermaye milyonlarca işçi, yan sanayi, sonra bir baktın dünyadaki gidişattan geridesin hatta çok yanlış kulvarlardasın. hopp emekler çöp. (bkz: brezilya bilgisayar sektörü) ayrıca bunca yıl tüketici boşu boşuna daha pahalıya bu arabayı aldı. bu bir kaynak katliamıdır ve insanlığın ortak ilerleyişine engeldir. - bir önceki noktada belirttiği üzere, elbette her şey full açılsın demek değildir bu, daha ziyadesiyle önceliğin açılmak olması gerektiğinin ilke manasında kabullenilmesi gerektiğine bir vurgudur.

* bugün dünyadaki en önemli çelişki sermaye-emek çelişkisi veya merkez-çevre(emperyalizm) çelişkisi değil, sermaye-doğa çelişkisidir. bu yönde atılacak her türlü adım öncelik olmalıdır. çevre sorunlarını çözme adımı atmak demek maliyet artırmak demek olduğu için çözümü namına uluslararası bir idari sistemin güçlenmesi şarttır. küreselci olmazsak bütün dünya birbiri ile kapışırken birbirini yer. (bkz: tragedy of the commons) ortak çözümler üretilemez. kolektif olarak bütün insanlık zarar görür, 2-3 günlük kimlik-ulus davaları namına yüzünden (bu da genellikle ulusal motifleri kullanarak belirli noktalara çöreklenmiş güçler oluyor, sermayedar ve yarattıkları işçi kesimi).

* hiç kimsenin görüşü kutsal değildir. her fikrin radikali kafa açar, ama siyasetin en temel öğesi ortaklaşmak ve taviz vermektir. radikal düşünceler tavizsizdir. tavizsizlik çatışmadır. çatışma döngüsel olarak sorunları büyütür ve sorunlara sebep olanların konumlarını konsolide etmesini sağlar. tavizler herhangi bir kesimin kimliğinin, duruşuna varoluşsal bir tehdit oluşturmuyorsa (haksız olarak tabi. yani gençler küresel medyayı görüp dinden imandan çıkıyor diye islami kimliğin yok edildiği iddiası ile aksiyon almak başkalarının varoluş haklarını ihlal eder) anlaşmak için güzel bir zemin olacaktır.
3 günlük dünyayı kimsenin kutsaliyet atfettiği siyasi ve dini davalar için kimse zehir etmesin aq. kimse ne muhammed'i, ne atatürk'ü ne de başka bir sembolü sevmek zorundadır.

* muhabbet kuşları en harika hayvanlardır. ötesi yoktur. karşı çıkan orospu çocuğudur.

bunun dışında kendimle ilgili çok şey anlattığını düşündüğüm ve ileride kendi özel dosyalarım için yazdığım şeylerde beni fikren besleyeceğini düşündüğü bazı yazılar:

----
liberal düzen
(bkz: #108404696)- george soros'un küresel sistemde rolü üzerine

---
ırkçılık suç mudur?
(bkz: #97961107)
---
milliyetçilik
(bkz: #100543129)
(bkz: #105554648)
---
türkiye'de milliyetçilik:
(bkz: #98534927)
(bkz: #98536213)
(bkz: turk milliyetcisi sorunu)
(bkz: #102969382)
(bkz: #105512793)
(bkz: greater turkey)

(bkz: iyi partililerin aktrollerden beter olması)
-----
(bkz: #113799513) -1990'lar türkiyesi

---
kemalizm
(bkz: #100542057)
(bkz: #108235011)
(bkz: istanbul'da chp'den 41.157 üyenin istifa etmesi)
---
vatan hainliği
(bkz: #107737097)

----
derin devlet - güvenlikçi rejim - extrajuidicial güvenlik anlayışı
(bkz: #107389218)
(bkz: #114446143) - m.ağar, a.çakıcı, k.eken, e.alan
(bkz: #112846050) (mavi vatan)

(bkz: #114237588) - pkk ve devlet

(bkz: derin devlet calisiyor)
avrasyacılar: (bkz: #107335449)
(bkz: #110030724)
(bkz: avrasyaci macerasinin basarisizligi)
(bkz: bir avrasyacı komplosu olarak 10 aralıkçı kavramı) - derin devlet ve chp pozisyonu üzerine
--
din
(bkz: #102971529)
(bkz: #110204088) - ateizm
---
komplo teorileri
(bkz: #106413426)
----

türkiye'nin en büyük bug'ları

islam vs kemaliqs
(bkz: #110202221)

kürt meselesi:
(bkz: #107444038) - kürtlerin kriminalize olması veya düşük sınıf olması
(bkz: #110363244) - kürt gençlerinin suça yönelmesi

ermeni soykırımı: (bkz: #113819183)

siyasetten uluslararası ilişkilere kurban kompleksi: (bkz: #113710275)

kürt meselesini derin devletin iç kavgası üzerinden dinleyelim :)
https://twitter.com/…tatus/1262479367743119361?s=20

türkiye ekonomisi üzerine:

(bkz: turkiye'nin rekabetci kura gecmesi) - kur politikası üzerine

küresel barış, militarizm ve askeri teknoloji

sihalar ve non-state entities : (bkz: #113698855)

marksizm

(bkz: #114048137) - reel sosyalizmin başarısızlığı

devamını okuyayım »