dal

  • 289
  • 1
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

öğrenci evi yemeği

büyülüdür. neden mi? bakın dinleyiniz...

3 arkadaş bir öğrenci evini paylaşmaktayız. ortak bir şekilde ayın 7'si zamanında bir balık keyfi yapalım dedik. öyle balık keyfi dediysek, boğazda falan değil, bildiğin balıkçıya gittik balık almaya. nede olsa öğrenci evi amına koim, pat diye birisi çıkar gelir güdüsüyle balıkçıdan 5-6 kişiye rahat yetebilecek şekilde palamut aldık. sanki belediyenin ilan odası bizim evin içinde. bir yemek olur, bir eğlence olur, bir kız grubunun içinde sevgilisi olmayan harika bir hatun olur, pat bizim evin zili çalar.

herneyse... bu durum için ayrı bir hayvani bir enrtyim var... işte balığımızı temizlettik balıkçı abimize, yağımızı ve mısır unumuzu alıp koyulduk eve... eve geçtikten sonra hevesle başladık yağda balığı kızartmaya. birimiz balıkları kızartıyor, birimiz salata yapıyor, birimiz de tabak, çatal, bardak vs. ayarlıyor... bu sırada belediye hemen anons göndermiş olmalı ki, tahmin edeceğiniz üzere zil çalmıştır... "vay amına koim kim lan bu?" nidasında kapı açılır ve kapıda bir çift belirir.

şu ana kadar sorun yok. gelen ahmet ve yeni sevgilisi melek'tir. bulamamıştır gençler bir mekan eve gelmişlerdir. bu olayı çok önemsiz gibi geçtim ama yazımızın baş rolünde melek var... herneyse arkadaşlar direk bir odaya geçtikten sonra bizim balık keyfi devam etmektedir. salata hazırlanmış, balıklar pişmiş, gazeteler yere serilmiş ve artık son sahne... yeme anı...

ama işte türküz ya lan, "`ahmetle melek'e de haber verelim onlar da gelsin yesinler`" der bir babayiğidimiz. neyse çağrılırlar ve olay yeni başlar;

- ooo ahmet hoşgeldin. kız arkadaş kim?
- melek.
- ooo melek sen de hoşgeldin. memnun olduk. neyse tanışma muhabbetini bol bol yaparız. hadi oturun balık 10 numara...

ve melek o an devreye girer, efsane sesiyle...

- ıyyy!! ben balık yemeeeemmm... ben sevmem balığııı...

lan o ara ne diyor bu, diye çözmeye çalışırken bi cengaverimiz hemen söze girer...

- ya melek gel, bi tadına bak yine yemezsin.

sonra hep bir ağızdan meleke baskı artar...

- yaww otur...
- off gel melek...
- hadi ama melek...
- amma uzattın ya otur işte...
`...`

derken melek de oturmuştur. başlanır balık yenmeye.

tabi alınan tüm balıklar kızartılmıştır. normalde 3 kişiyiz evde ama cümlenin başında belirttiğim gibi 5-6 kişiye yetebilecek bir potansiyel yemek var ortada. yemeğin sonuna doğru artık karnımız doymuştur ve biz 3 ev sahibi geri çekilip sigaramızı yakmışızdır. o an ahmet de doymuş, sigarasını yakmıştır.

o an yemeğin verdiği ağırlık ve sigaranın inanılmaz keyfi ile pek bir şey gözünüz görmemektedir. ama sigara bittikten sonra şöyle bir etrafa bakılır ki, 4 erkek karnını doyurmuş geriye çekilmiş ve "melek" hala balıkları yemeye devam etmektedir. 4 erkek durumun farkına varmış, birbirleri ile göz temasları gerçekleşmiş ve tek odak noktası melek olmuştur...

melek ise bakışlardan gayet haberdardır. balık sevmeyen, balığa "ıyyyy" diyen, daha hayatında ilk kez geldiği ve ilk kez gördüğü 3 kişi ile oturup yemek yiyen melekcim, bu durumdan rahatsız değildir. yaklaşık 2 kişilik bir yemek yiyen melek, yemeği yedikten sonra elinize sağlık arkadaşlar bile demeden ellerini yıkamaya gitti. banyoda ellerini yıkadıktan sonra mutfağın kapısının önüne kadar geri geldi ve "-ahmet" diyerek ahmeti tekrar odaya götürdü. artık odada ne olduğunun pek bir önemi yok... derken yaklaşık bir saat sonra biz mutfakta otururken kapı kapanışı duyduk ve ahmetle melek evden gitmişti.

lafı çok çok uzatmadan bitirelim...

demek ki öğrenci evi yemeğinin bir büyüsü olduğuna karar verdik biz üçümüz. sevilmeyen bir yemeği bile sevdirebildiğine göre, gayet doğru bir önerme olabileceğini falan tartıştık. ama tartışma esnasında büyülü olduğunu düşündüğümüz ve melek üzerinde yoğun bir etkisi olduğuna karar verebileceğimiz bir şey daha vardı. onu da söylemek isterdim ama ahmete ayıp olmasın...

devamını okuyayım »
14.10.2012 14:49