darkitecht

  • 158
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

kedi

nasıl crazy cat person oldum:

sanırım hayata gelme sebebim kedi bakmak. gerçi bu cümleyi en son kurduğumda 8 yıldır baktığım kedim hastalanıp öldü. çok ironiksin hayat.

daha haftası çıkmadan sokakta bir dişi, bir erkek peşime takılıp kendilerini cebren ve hile ile eve aldırıp beni kendilerinin yeni insanı yaptılar. erkek olan sokaklardan kopamadı, kayboldu gitti. dişi ile 5 yıldır beraberiz. sokağa kaçıp gang bang sonucu hamile kaldı. 3 ölü yavru ve ardından kısırlaştırma.

yağmurlu bir günde miyaklama sesleri ile peşine düştüğüm başka yavru, yakalayamayıp eve dönmüşken, karşı apartmandaki komşuların başardığını görüp, aa ben alırım yahu deyip onu da alıp eve getirdim. işte kaderimin döndüğü nokta tam da burasıymış. onların bahçesinde de yeni yavrulamış bir kedi olduğu için barınması imkansızdı.

derken giriş katı bahçeli bir eve taşındım. bu 2. eleman da dişi, o da kendini mutemelen sokağa atılmış bir ankara kedisine becertip 4 tane yavruladı. 2 sağır beyaz, bir tane alacalı bulacalı çirkin bir dişi, bir de gözleri farklı renk bembeyaz bir üstün ırk oğlan. sağırlar da bir güzel masmavi gözlü, onları sahiplendirdim, çirkin olanı kimse almadı tabi, allah çirkin bahtı versin diye boşuna diyorlar. çirkin dediğime de bakmayın, kedinin çirkini olmaz tabi.

evde kedi nüfusu 4. bu kardeşler de ensest ilişki sonucu yavruladı mı, 4 tane de o doğurdu. şapşal çirkin ilk doğumu, bende bir heyecan sanki ben doğuruyorum, sanki ben bekliyorum kapıda evladımın doğmasını. sigara yakayım diye arkamı dönmemle kıtırt diye bir ses, malak kordonu yiyecem diye yavrunun ön bacağını ye. ben şok, ben perişan. gece bitmedi, ertesi gün veteriner olan geldi, dikmeye çalıştı ama maalesef yaşamadı tripod. 3 kardeşten biri sağır bembeyaz, diğeri de bembeyaz, diğeri sarı beyaz. beyazlar sahiplenildi. sarı beyaz kaldı .

evde kedi nüfusu 5. üstün ırk oğlan kısırlaşmaya gidecek, çirkin kız azgın. odaları ayırdım ayırmasına da operasyondan tahmini 1-2 gün önce atmış golü çapkın. 6 tane daha doğdu mu. nüfus 11. yavrulardan birini doğumda, diğerini ilerleyen günlerde kaybettik. nüfus 9. 3 yavru sahiplenildi, sarı beyaz farklı renkli erkek kaldı benle. nüfus 6.

ilk jenerasyon sar beyaz kız sokağa kaçtı, 3 gün gelmeyince sevindim. 3. günün şafağında doğudan göründü görünmesine de 2 ay sonra zart 4 yavru. nufüs 10.

e salaklık bende vaktinde kısırlaştırmadım ama hangi birine yetişeyim. bu son olsun diyerek 4 yavruyu daha bağrıma bastım basmasına ama evde her gün ayrı olay. kuma da alışamadı şapşikler. her akşam işten gelip, bok temizliyorum. maması ayrı masraf, kumu ayrı masraf. pro plan yiyordu pezevengler, başka mama ishal yapıyor bir de. neyse daha ucuz mamaya alıştılar, sıkıntı yok şimdilik.

bu arada torunlar 5 aylık oldu, ama artık ben de delirdim. kedilerle kavga ediyorum resmen, yeter artık sıçmayacaksınız buraya, istemiyorum sizi diye bağırıyorum. annem babam her telefonda kedi nüfusunu soruyor. babam taşak geçiyor artık 20 tane oldu mu, gelince onları çinlilere satıcam diye. bayık baba esprileri işte. baktım benim de kafa gidiyor. işten 1 hafta izin alıp, en son jenerasyonu apartmanın bahçesine bıraktım. 2 haftadır panjurla doğrama arasında, denizliğin üstünde yaşıyorlar. havalar ısındı, eninde sonunda onlar da kendi yolarını çizecekler diye bekliyorum ama sezercik gibi evin içine bakıyorlar. ama yufka yüreklilik yok, zira kafayı yiyecektim yoksa.

bunların anası olacak orospu da zorunlu göç sırasında bahçeye iltica etti, henüz yok piyasada. zaten annesi ve anne annesi tarafından sürekli taciz ediliyor, dayak yiyor, kötü muameleye maruz kalıyordu. resmen yeter ulan deyip evden kaçan genç kız.

nüfus 5. sokaktan gelen 2 yavru, çirkin kız, üstün oğlan, bir de 2. jenerasyondan erkek. tam da kendimce yavruları dışarı bırakarak harika bir iş başardığımı düşünüp kendimi tebrik ederken ve nüfusun azalmasına sevinirken, geçen cumartesi gecesi ( evet cumartesi gecesi evde oturan ezik ve yalnız bir insanım) kapısı sürekli kapalı, penceresi sürekli açık çamaşır kurutma odasından yavru kedi ciyaklaması geliyor. haydaaaa diyerek odaya giderim, bir de ne göreyim (amk) sokak kedisi gelip, dolabın içine yavrulamış kevaşe. o bendeki yıkım, o bendeki göçük, o bendeki hassiktir nidası, vay beni vaylar beni. bir de bana atar gider yapıyor. kedilerle kavgaya alışık olduğumdan, bir yandan da tırsarak (zira abimin yeni yavrulamış kedisi tarafından saldırıya uğramıştım) ben de ona bağırıyorum ama hafif bir delirdim orda sanırım.

neyse dedim ben buna yemek vermeyeyim, taşır yavruları 1-2 güne. sonra dedim bırakıp gider bunlar da başıma kalır, maması suyu veriliyor haspanın. 5 yıldızlı otel konforu sağlanıyor. bu arada benim nevresimlerime, havlularıma ulaşımım yok. evin 1 odasını ona tahsis etmiş durumdayım. aramızda psikolojik bir savaş var, arada bir çamaşır asmaya, toplamaya giriyorum, hırlıyor, tıslıyor. sen bana bağıramazsın diye karşılık veriyorum.

bitti miii, bitmedi tabi. odaya giriyorum farklı bir yerden yavru viyaklaması geliyor. yanlış duyuyorum heralde deyip, çıkıyorum odadan. giriyorum çıkıyorum yine geliyor ses. koskoca vestiyerin arkasından geliyor. odada bir sürü daha döküntü var. neyse anne kedinin tıslamaları arasında vestiyeri çektim, hakikaten arkada bir yavru. ben yavruları cumartesi fark ettim, bugün pazartesi. yavrucak 2 gündür orada aç susuz nasıl yaşamış bilmiyorum ama hayatta. çok soğuk ama, çıkardım koydum anasının önüne sallamıyor, bir de saldıracak gibi çok da yaklaştıramadım. öylece bıraktım çıktım. 10-15 dakika sonra baktığımda hala yerde yavru. hemen sıcak su torbasının üzerine bırakıp, koşup damlalık, süt vs aldım. şimdi tişörtümün içinde takılıyor, ısındı biraz. pek yemek yemiyor ama kaka yaptı ve hareketli afacan. bu hayvan nasıl yaşadı bu kadar çok enteresan. anası dışarı çıkınca diğer yavruların arasına bırakacağım ama anası kabul edecek mi meçhul.

kedi milletinden kurtuluş yok bana.

devamını okuyayım »
02.04.2018 20:06