darkness15radius

  • 419
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 yıl önce

the lost room

nate'li * mate'li piti piti mini dizi.

şimdi efendim aleni bir gerçek var. ocult, ezoterizm vs. bunlar yükselen kavramlar. soft entelektüel, ucuzcu bir yaklaşımla günümüz insanın maddi manevi tatminsizliği bu tip husulara kaçmaya elverdiriyor falan gibi gevelenebilir. başta amerikan cumhuriyetinin popüler işlerinden sorumlu sanatkar ve zanaatkarları olmak üzere de alem bunun farkında. lost, 4400 hatta life on mars yerine göre eureka'dan tut yok efendim ghost whisperer bilmem ne, vs. vs. paralel evren, parapsikoloji, tanrı, bilim, büyü het höt. güzel şeyler bunlar. kendi adıma hiç karşısında değilim. seviyorum, izliyorum, zevk kapıyorum. izlediğim şeyin en nihayetinde ticari bir faaliyet olduğunu zaman zaman unutuyorum, zaman zaman ise gayet açık hatırlıyorum. lost room'a da şunları diyorum;

artı;
-iyi bir fikir, iyi yönetim, iyi oyunculuk, ortlama senaryo ile güzelce bi fantastik gugik kotarılabılıyormuş, kotarılmış.
-mini dizi olması sebebiyle sakız gibi çektikçe uzatmıyacağım, bulduğum şeyi hemen anlatacağım, ne varsa 360 dakikada göreceksiniz diyor.

eksi;
-zorunu yapıp kolayını mı yapamadınız yavşaklar, finaline tükürdüklerim. adam mı zikiyonuz? (daha kibarca söyleyecek olusak; son 30 dakika her sahnesiyle sapır sapır dökülüyor. sıfır gönderme, sıfır pırıltı, fikri buldum iki adım ötesine üşendimcilik)
-dizi boyunca herkesin biliyor gibi davrandığı "event"i bi biz bilemedik. ki ne olsa olurdu. at götünden bi olay alıcam zaten ben onu.

netice;
çok keyifli 330 dakika geçirten, 360 dakikalık mini dizi. aman gerim gerim gerildik şimdi son bulacak, görecez, bilecez diyen varsa malum ola ki bir cliffhangerlıktan fazlası yok. tırman tırman hah geldin mi tepeye. bi soluklan şimdi. tamam bitti.

devamını okuyayım »
20.01.2007 16:41