david lynch

  • azimli
  • anadolu çocuğu (306)
  • 2107
  • 23
  • 7
  • 1
  • bugün

kişilik bozukluklarının temel sebebi

edilgen bir yaşam sürmektir.

edilgen insanlar; üretme ve öğrenme arzusundan yoksun, mütemadiyen amaçsız insanlardır. amaçları olduğunu zannettikleri şeyler de aslında kendilerine dayatılan şeyler olur.

örneğin; yapmak istedikleri mesleği öğrenmek için değil, gitmeleri "gerektiği" için üniversiteye giderler. mesleklerini o işi yapmayı sevdikleri için değil, para kazanmaları "gerektiği" için yaparlar. aşık oldukları için değil "zamanı geldiği" için evlenirler. ve hayatlarında bir gereklilik olarak yaptıkları ne varsa, bunları yaparken çoğunlukla mutsuz olurlar.

mutsuzluk ve sıkılganlık kronik bir hal almıştır bu insanlarda. boş kaldıklarında ne yapacaklarını bilemezler. bir kısmı sıkılganlıklarını gidermek için bir takım aktivitelerde bulunmayı denese de, bu denemeler de zamanla sıkıcı hale gelir ve farklı aktivitelere yönelirler.

örneğin; resim yapma hevesinde oldukları için değil, sırf aktivite olsun diye resim kursuna giderler ve kısa sürede sıkılıp bırakırlar.

tüketim odaklı bir yaşam sürerler ve çeşitli nedenlerle (ekonomik veya psikolojik olabilir) tüketemiyor hale gelirlerse depresifleşirler ve çeşitli kişilik bozuklukları sergilemeye başlarlar.

peki bir insanı edilgen biri olarak şekillendiren şey nedir?

şahsi fikrim; sorunun temelinde, kişinin çocukluk döneminde yeterince zafer duygusu yaşamamış ve takdir edilmemiş olması vardır. yaptığı şeyler takdir edilmeyen çocuklar, zamanla takdir edilmek için bir şeyler yapmayı ve yapacak bir şeyler bulmak için yaratıcılığını kullanmayı bırakırlar. zira yeni bir şey yapsa da yapmasa da takdir edilmeyeceklerdir. bulundukları topluluk içerisinde -aile- kabul edilmek için sadece yapması "gerekenleri" yapmaya başlarlar. gerekliliklerin ve tabuların kabulü, sorgulamadan uzaklaşma ve sonuçta edilgen bir kişilik gelişimi yaşanır ve bu bir çocuğun başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir.

kısaca;
çocuklarınızın yaşabilecekleri hiçbir zafer duygusunu ellerinden almayın, yaratıcılıklarını kullanmalarına izin verin ve onları en küçük başarılarında dahi takdir edin.

devamını okuyayım »