davsan

  • 115
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

nisa suresi 34. ayet

azcık uzun olacak ama inan ki değecek. oku:

ateist değilim. herhangi birinizle aynı dine mensup olmak zorunda da değilim. hak bir tanrının haksız emirlerde bulunamayacağını biliyorum, o kadar.

öncelikle: lütfen, lütfen, lütfen "o zamanın şartları bik bik bik, o dönemde kız çocuklarını diri diri gömüyooolaadı bi kere bik bik bik" yapmayın allah aşkına. hepimiz de biliyoruz ki; kuran'daki en ciddi iddialardan biri, "tüm coğrafyalar için indirilmiş" ve "tüm zamanlarda geçerli olacak" olmasıdır. yani, diyelim bundan 20 milyon yıl sonra, andromeda galaksisinde bile geçerli olması gerekiyor. sadece arap yarımadasında; sadece araplar için; sadece indirildiği dönemin şartlarına yönelik olarak; sadece erkek bir kitleye hitap eden bir kitap evrensel olma iddiasını kendisi çürütmüş olur.

edip yüksel'in, yaşar nuri öztürk bazlı açıklamaları "erkeğin kadın üstünde hakimiyeti olması", "bazı insanların diğerlerinden üstün yaratılmış olması" veya "erkeğin kadını (hafifçe diyene tekme tokat dalıcam arkadaş, hafifçe dövmek nedir la, kime göre neye göre hafifçe?) dövmesi" gibi saçma iddiaların aslında yanlış çeviri olduğunu anlatıyor.

(bkz: #20699554)

buna göre nisa 34'ün halihazırdaki en "ılımlı", en "doğru", en "kabul edilebilir" çevirisi şu:

"erkekler kadınları gözetmekle yükümlüdür. zira allah, herbirine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. nitekim erkekler evin geçiminden sorumludur. erdemli kadınlar, (tanrı'nın yasasına) boyun eğer ve allah'ın korumasını emrettiği (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsalar korurlar. onur ve namusları konusunda endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın, nihayet onları çıkarın.* ancak, sizi dinleyip vazgeçerlerse onlara karşı bir yol aramayın. allah yücedir, büyüktür."

oysa;

* "erkeğin kadının gözetiminden sorumlu olması": kabul edilemez. "gözetme" kısmını erkeğe bırakmak, kadını "gözetilen", yani öznesi "erkek" olan "gözetmek" yüklemli cümlenin "nesnesi" yapar. oysa kimse kimsenin gözetiminden sorumlu olamaz. herkes kendisinden sorumludur. dünya nüfusunun yarısı kadındır ve bu 3 buçuk milyar insan, diğer 3 buçuk milyarın himayesinde/gözetiminde olacaksa ortada ciddi bir eşitsizlik vardır. "gözetme" olayı, kadın için de "erkeği gözetmek" olarak belirtilmemiş. şüphesiz ki bu, hak bir tanrının buyruğundan çok, düz bir erkeğin buyruğuna benzemektedir.

* "erkeğin evin geçiminden sorumlu olması": kabul edilemez. "evin geçimi" kısmını erkeğe bırakmak, kadını "evde oturup çocuk yetiştiren ve erkek tarafından geçimi sağlanan" pasif, zayıf ve erkeğe bağımlı bir birey yapıyor. oysa evin geçimi, partnerlerden sadece birinin sorumluluğunda değildir. öyleymiş gibi davranmak, kadının elinden "kendi ayaklarının üstünde durmak"-"ekonomik açıdan bağımsız olmak"-"okuyup meslek sahibi olmak" gibi hakları almak anlamına gelir. dünya nüfusunun yarısı kadındır ve 7 milyar insanın yarısını evde oturtup, evin geçimini diğer yarıya yüklemek iki tarafa da haksızlıktır. şüphesiz ki bu, hak bir tanrının buyruğundan çok, düz bir erkeğin buyruğuna benzemektedir.

* "kadının iffetini tek başına olsa bile koruması": erkeğin de iffetini tek başına olsa bile koruması gerekmiyor mu o halde? eğer öyleyse bu neden belirtilmemiş? yoksa "4 kadınla evlenebilen", "cennette karısı/karılarıyla değil; tam 72 tane huriyle orgy yapmanın peşindeki" adamdan mı söz ediyoruz? ataerkil zihniyet kadını metalaştırır ve sonuçları şöyle şeylerdir: "benden başka kimseyle olmayı isteyemezsin ulan", "ya benimsin ya kara toprağın", "ben seni mutlu edemiyor, ön sevişmenin ö'sünü bilmiyor, cinsel ilişkiyi "evlilik ve din" kisveleriyle kendime hak belleyip bir nevi düzenli ve cezasız tecavüz olarak yaşatıyor olabilirim ama yine de benim altıma yatacaksın ulan". siz nerden yaşıyorsunuz bilmiyorum ama benim gördüğüm/duyduğum sadakatsizlik temmelli yuva bozulmalarının çoğu kadının değil, erkeğin iffetsizliğinden kaynaklanıyor.

* "onur ve namusundan endişe duyulan kadınlara öğüt verilmesi, yatakların ayrılması, nihayet çıkarılmaları": sadece kadının onur ve namusundan endişe duyulabilmesi nasıl bir mantıktır arkadaş? onu geçtim; öğüt verilir, yatak ayrılır eyvallah da çıkarmak nedir? kimi kimin evinden çıkarıyorsun? mülkiyetin erkeğe ait olduğu varsayımına neye dayanarak vardın?

özet ve tanım: hak bir tanrının cinsiyet ayrımcılığı yapmayacağı bilgisine sığınarak söylüyorum, hak bir tanrının buyruğu olamayacak ayettir.

peşin edit: inanın sıkılmasam daha da anlatıcam da çok sıkıldım arkadaş. tanrı bilgisi ve sevgisi bu değildir. tanrı bilgisi ve sevgisi, sivrisineğin insandan daha değersiz olmadığını bilmek, hiçbir yaratılanın hiyerarşik olarak daha öncelikli/ayrıcalıklı olamayacağını benimsemektir.

imho.

devamını okuyayım »
23.03.2013 11:52