dayan rusva etme beni

  • bıçkın (490)
  • 824
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

selim ileri

"bizim yetiştiğimiz yıllardaki edebiyatçıların tutumu, ülküleri, inançları ve beklentileriyle şimdinin arasında hiçbir bağ yok. belki en çok ona bağlamak gerekir. şunu görüyorum; öyle bir ortam oluştu ki bundan kimse alınmasın ama baktığım vakit, genelde edebiyatçı geriye gittikçe edebiyat geriye gitmeye başladı. dil açısından, anlatım açısından, anlatılan şeyler açısından hepsinde bir geriye gidiş var. bir özen kalmadı, yazarında da. herkes için geçerli değil bu, aralarında çok parlak ve inatla öz edebiyata bağlı olan genç kişiler de var. fakat genele baktığımız vakit, bir “allah allah, hey dünyası” içinde, adeta “eller havaya” var ya o deyim oldu; öyle bir ortam görüyorum ben. onun okuyucusu da hem belki onlara çok bağlanıyor, hem azarları da işitiyorlar o arada. ben imza günlerine gitmiyorum yıllardır. ama imza günlerinde o yeni yazarın hayranı olan okurlara muamelelerine birkaç kez tanıklık ettim. dehşete kapıldım, diyebilirim. en son bir tanesinde, “sıraya gir! ismini bir kâğıda yaz! önüme getir!”. bizim devrimizde böyle değildi, insanın karşısına bir okuyucusu geldiği vakit, heyecandan adını duyamazdım. al basardı yüzümü. öyle bir ortam kalmamış, bir ticaret anlaşması var gibi ya da ticari bir satış yapılıyor gibi bir ortam var. bunların sonucunda, belki kırıcı ama okuyucu da müstahak olduğunu yaşıyor diye düşünüyorum. neden gidip geçmişten bir behçet necatigil’i, edip cansever’i, oktay rıfat’ı bir yığın, sayısız yazarı okumuyor da ısrarla o ortama sürüklüyor kendini? o vakit de azarı işitip oturacak!"*

son romanı sona ermek üzerine.

devamını okuyayım »