dc2l

  • 267
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

niteliksiz adam

niteliksiz adam (r. musil):

biz, akrabayız; birbirimize tümüyle ne uzağız, ne de yakınız.

***

mutluluk açısından insanın ne istediği çok az önem taşır; önemli olan, istenene ulaşmaktır.

***

cromwell bile onca zaman önce söylemişti: "bir adam, nereye gittiğini ne kadar bilmiyorsa, o kadar ilerler!"

***

bir düşünürü bir amatörden üstün kılan nokta, ötekinin 'veya' dediği yere 've' koymasıdır.

***

yaşama evet demek istemeyen, en azından ermişlerin hayır'ını söyleyebilmeliydi.

***

yeni bir homeros'umuz yok, çünkü onu gereksinmiyoruz.

***

gerçekleştirilmesi güç olan herkese çekici gelirken, insanlar gerçekten elde edebileceklerini küçük görürler.

***

konu ister bir kavgada bıçakla son noktanın konması, ister dansın sonunda kavalyenin damının önünde eğilmesi olsun, olayların olup bittikleri konusunda güvence vermeksizin, sessizce kaçıp gittikleri bir dünya, tedirgin edici bir dünya olurdu.

***

nesnel açıdan doğru tutum ile kişisel açıdan doğru tutum arasında ödün verilerek sağlanan uzlaşmadan yansıyan kendine güvensizlik, çarpıcıdır.

***

insan, iç dünyasında bazı düşüncelerin kendiliklerinden ortaya çıkmış olmaları karşısında bir şaşkınlık duygusu yaşar. buna eskiler 'esinlenme' derken, biz 'sezgi' diyoruz.

***

olup biten, başka türlüsü mümkün olmadığı için olup bitmektedir. ama insan sanki yanlış yapmışcasına, gittikçe güçlenen bir tedirginlik yaşar.

çünkü insan, kendisinin de zaman treninin ilerleyişini belirleyen güçler arasında olmasını ister.

***

insana herhangi bir şeyin nasıl olduğu açıklandığında şöyle düşünür: "evet ama, bu herhalde başka türlü de olabilirdi."

bu yüzden, olanın olmayandan daha az önemsenmesi, olasılık duygusu olarak tanımlanabilir.

***

onun nasıl biri olduğunu düşün: cesurdur, yeteneklidir, düşüncelidir, falan filan.

o, bütün bu niteliklere sahip olabilir, çünkü onlara sahip değil!

bu nitelikler, onu olduğu kişi yaptılar. yaptılar ama yine de ona ait değiller.

o, bir "niteliksiz adam".

neden derseniz,

öfkelendiğinde, içinde bir şeyler gülüyor. duygulandığında, onu reddediyor. üzüntülüyken, bir şeylerin hazırlığı içinde oluyor.

bir şeyi nasıl değerlendireceği, hep bağlamına göre kesinleşecektir. yanıtları hep kısmi yanıtlardır, duygularından her biri yalnızca bir bakış açısıdır. ...

bilemiyorum, demek istediğimi yeterince anlatabiliyor muyum?

***

(robert musil, "niteliksiz adam", cilt 1)

dc2l

devamını okuyayım »