dear god make me a bird

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (510)
  • 1248
  • 45
  • 8
  • 0
  • dün

hermann hesse

narziss und goldmund adlı eserini ilk okuduğumda, bambaşka bir dünyanın kapıları açıldı önümde. çünkü o zamana kadar "dostluk" kavramını bana öğretildiği şekliyle, "birbirine benzeyen insanlar dost olabilir yalnızca" diye biliyordum. ama narziss ve goldmund öyle demiyordu. aksine, "asıl dostluk birbirine benzemeyen, birbirinin düşüncelerine devamlı zıt ama yolları aynı olan kişilerin oluşturduğu bir bağdır ve bu bağ içinde birbirlerinden, kendilerine ait yaşamdaki parçaları bulurlar" diye iddia ediyordu. dost, dostunu kendisine benzetmez, hayatını kurabilmesi için kışkırtır, bambaşka bir insan yaratır. ve kitabın son sayfasını okuduğumda içim nasıl burkulmuştu, goldmund'un narziss'e veda ederken söylediği sözlerle beraber;

"peki sen bir gün nasıl öleceksin, narziss, bir annen yok çünkü? annesiz bir insan nasıl sevebilir, annesiz nasıl ölebilir?"

kitabı okuduktan sonra hesse'nin diğer kitaplarına da el atmamak olmazdı. sonrasında gelen "siddhartha", benim gibi sıradan bir insanın beklentilerine fazlasıyla cevap verir, duygularına tercüman olur nitelikteydi. siddhartha'nın arayışları, onca öğretileri geride bırakıp sadece kendisine ait gerçeği arayışındaki yılmazlık ve sonunda da bunu bir nehir kıyısındaki kayıkçının yanında bulması...

sonrasında da demian. okuyup da kendine ait bir şeyler bulamayan yok gibidir sanırım. sayfaların arasında dolaştıkça kendi içindeki gizli, karanlıkta kalmış yerleri bir bir gün ışığına çıkarır insan. daha sonra da abraxas'a doğru yumurtasını kırıp gökyüzüne yükselir.

her eseri için ayrı ayrı örnek verilebilir. gerçi tüm kitaplarında, bir arayış, yol ve birbirine zıt iki karakter vardır. ve bu karakterler çatışıp durur. yalnız hesse, bu çatışmalardan ortaya güzellikler çıkarır ve önümüze serer. iki farklı yol sonunda birleşir bir "bütün" haline gelir. bir yapbozun parçaları gibi.

hesse'nin biyografisini okuyunca, kitaplarının da hayatındaki bölümlerden kesitler olduğunu da görür insan. narziss ve goldmund kitabında, ailesinin zoruyla girdiği manastır hayatını anlatır ve goldmund'la beraber o da kaçar manastırdan. demian kitabında da çocukluğundan bahseder. demian, ona abraxas'ı tanıtır, ileride o da abraxas'a uçar yumurtasını kırıp ve okuyucularını da kışkırtır; "daha ne duruyorsunuz, abraxas sizi bekliyor, içinde büzüşüp durduğunuz şu yumurtayı kırıp çıkın artık. göğe yükselin... sizi hapsettikleri yerden çıkın artık" diye.

rosshalde'de ise hiç de iyi gitmeyen evlilik hayatından bahseder. gerçekte oğlu kendisini öldürmek istemiştir. kitabında da bu vardır. oğlu bir akşam yemeğinde babasına çatal fırlatır. satırları okurken böylesine mükemmel şeyler yazan, size ait şeyleri size gösteren, sizi yeterince anladığına inandığınız bir insanın gerçek hayatının böylesine trajik olması üzer insanı. sizin yaralarınıza merhem olan, kendi yaralarına merhem olamamıştır. terzi kendi söküğünü dikemez misali...

her şeye rağmen inancınızı yitirmezsiniz hesse amca'ya. çünkü onunla tanıştığınız ilk andan itibaren ve sonsuza dek; buhranlı ergenlik yıllarınızda ve sonrasında gelen yetişkinlik döneminizde o olacaktır yanınızda. sizi anlayabilen, arayışlarınızı bilen ve yolları gösteren kişi olacaktır. hesse amca ile tanışınca asla kendinizi yalnız hissetmeyeceksiniz. çünkü o tıpkı siddhartha'da olduğu gibi kayığıyla, iki kıyı arasında taşıyıp duracaktır sizi. yıllar geçip de yaşlandığınız zaman ise bozkır kurduyla beraber yine yanınızda olmaya devam edecektir.

aşık olduğunuzda ise, "seven biri ne sevdiğine yalvarıp yakarır ne de ondan bir istekte bulunur. sevgi kendi içinde bir kesinliğe, bir olgunluğa ulaşacak gücü barındırabilmelidir. işte o zaman çekilmekten kurtulur, kendisine doğru çeker karşısındakini." satırlarının altını defalarca çizeceksiniz.

toplum ve insanlar hakkında kafanızda sorular oluşmaya başladığında ise, "demian, dört bir yandan insanların bir araya gelip sürüler oluşturduğunu, oysa özgürlük ve sevgi denen şeye hiçbir yerde rastlamadığını belirtti. öğrenci dernekleri, şarkı ve türkü topluluklarından uluslara varıncaya kadar bütün bu bir araya gelmelerin zorlama bir nitelik taşıyıp sıkıntıdan, korkudan ve ne yapacağını bilememekten kaynaklandığını, içte ise söz konusu beraberliklerin çürüyüp kokuştuğunu, eskiyip yıkılmaya yüz tuttuğunu açıkladı." sözleri geçecek aklınızdan.

öyle ya da böyle, hermann hesse ile bir kere tanışınca, siz onu fırlatıp bir kenara atsanız bile o sizinle beraber gelecektir yine.

devamını okuyayım »