dek dubara

  • 431
  • 1
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

varoluşçuluk

hayat anormale alışma sürecidir. oysa varoluşçuluk anormali kucaklayıştır. hayat anormali dayatırken, insan hayat karşısında edilgen pozisyondadır. varoluşçuluk dayatılanı tercih edilen haline getirir. söz konusu tercih dolaylıdır, kalıpsal hiçbir şeyi muteber bulmadığından onları dışlayarak kalanı manalandırma yoluyla gerçekleştirir. tüm üst yapı kurumlarını ve onun dayatmalarını esasında çok iyi tanır. varoluşçu yabancıdır. ama yabancılığı yabanlığından ileri gelmez, genel hayat telakkilerini ve onun birey üzerinde tahakküm kurmak isteyen toplumsal kodlarını gayet iyi bilir fakat onlara karşı duruşu onu bunlara yabancı kılar. bu yabancılık aktif bir mücadele ya da pasif bir direniş şeklinde göstermez kendini, yok sayar kendine dayatılmışı, umrunda değildir daha doğrusu varlığı, öylece durur. ve hiççilikle de bu bağlamdadır sevişmesi. yaratılmış ya da ampirik değeri reddeder. fakat kendi değerlerini yaratır, bu hiççiyle arasındaki farkı ortaya koyar.
anormali kucaklayışıysa farklı bir konudur, uzun da. onu da geniş bir zamanda açıklarız.

devamını okuyayım »
04.01.2012 12:26